close
Bilgi

Richard Rorty’nin Temel Felsefesi ve Değerlendirmesi

Richard Rotry Felsefesi

Witengstein’dan sonra, dil, kelime ve anlamın toplumsal ilişkiler ve felsefedeki yerini Amerikalı neo-pragmatist filozof R. Rorty kadar gündemde taşıyan bir başka filozof görülmemiştir. Rorty’nin temel felsefik düşüncesi onun dili ve dildeki kelimelerin toplumsal olay ve ilişkileri anlamamızda ne kadar önemli rol oynadığı üzerinedir. Türkiye gibi pragmatik felsefeye pek ilgi duymayan toplum ve ülkelerde Rorty yeterince önem kazanmadığı gibi, onun felsefesi de Marxist düşünürler tarafından eleştirilmektedir. Çünkü Rorty; realite, kültür, siyaset, hakikat, anlam gibi sosyo-politik ve felsefik konuların tamamen bir dil oyunu olduğuna vurgu yapmaktadır. Özellikle onun “hakikat” kavramını ele alma tarzı, pragmatik felsefe ile doğrudan ilişkilidir. William James, C.S.Pierce ve John Dewey gibi Amerikalı düşünürlerden etkilenip, onların benimsediği felsefeyle toplumları yorumlama biçimi okurlarını derinden etkilemiştir.

 Rorty’nin felsefesini anlamak için onun başlıca iki tane önemli eseri olan “Contingency, Irony, and Solidarity” ile “Philosohy as a Mirror of Nature” kitaplarını okumak gereklidir. Rorty’e göre truth veya hakikat, dil tarafından şekillenen, çevremizdeki olayları anlamak için başvurduğumuz bir araçtır. ( Burada strateji veya benzeri kelimeler kullanmaktan kaçınıyorum, çünkü ona göre kelimeler ve taşıdıkları anlamlar birer araçtır). Rorty’e göre hakikat doğada var olan bir şey değildir. Hakikat insan zihninden ve davranışlarından bağımsız bir şekilde var olamaz. Onun deyimiyle, dünyanın var olduğunu görebiliriz ama onu tanımlamak kendi başına var olamaz. Yani var olan hiç bir şey bizlere bir dil veya kelime önermez, bu tarz kelime ve önermeleri biz insanlar yaratırız ve bu yarattıklarımız da bizler için birer araç haline gelir. Ona göre, insanlar iki önemli şey arasında ayrım yapmalılar. Dünyanın varlığı ve hakikatin varlığı. Dünya gibi bir şeyin var olduğunu söylemek, biz insanların yaratamadığı, uzay ve zaman içindeki çoğu şeyin insan zihinsel durumlarını içermeyen sebeplerin etkileri olduğunu söylemek anlamına gelir. Oysa hakikatin olmadığını söylemek, kelime, cümle ve anlamların olmadığını söylemek anlamına gelmektedir. Bir başka deyişle, cümlelerin insan dilinin unsurları olduğunu ve insan dillerinin insan yarattıkları olduğunu söylemek için yeterlidir.

( Bu tarz bir felsefi düşünce ilk olarak Nietzsche de görülür. Nietzsche, hakikat kavramının veya gerçeği bilme teriminin bırakılmasını dile getiren bir düşünürdü. Fakat geleneksel doğruluk nosyonunu terk ederken, Nietzsche, varlığımızın sebeplerini keşfetme fikrinden vazgeçmedi. Ona göre, bu tür bir öz-bilgiyi elde etmek için, her zaman var olan bir gerçeği bilmeyiz. )

Mehmet Sadık Bektaş
bektasmehmetsadik@gmail.com

Tags : araştırmaFelsefe
akol

The author akol

Leave a Response

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.