close
Türkçe yazarlardan oluşan kütüphane.

Felsefenin ve psikolojinin insan hayatı içerisinde olan yerini bilen ve bunu gündelik hayatına uygulamayı başarabilen insan sayısı maalesef ülkemizde oldukça kısıtlı. Bu nadir yapıda olan insanlardan birisi olan Bünyamin Aloğlu, YazBuz için kaleme aldığı yazısında, bizi gündelik hayatın problemlerinden ayırarak alternatif bir duruma çekmeyi başarıyor. Yazısı için ona YazBuz ailesi olarak teşekkür ediyor ve daha fazla uzatmadan sizleri yazı ile baş başa bırakıyoruz.

Okumanın temel nesnesi olan yazı ya da yazınsal dediğimiz şey zihnimizin dışında uzaysal, maddesel bir şeydir. Bu noktada okuma eyleminde zihin kendi içselliğinden çıkıp dışsallaşmalı, dışsal olan yazı ya da imle dolayıma girmelidir. Dışsallaşmış zihin bu dolayımdan ve en önemlisi de belirlenmişlikten yine kendi içine dönerek anlamı, kavramı, tasarımı veya ideayı üretir. Ama bu üretim bir süreçtir ve okuma devam ettikçe dışsallaşma-dışsalıktan kendi içine dönme sarkacı devam eder ve ilk okumada üretilen anlam daha da zenginleşir ve değişir. Buna zihnin okuma hareketi diyoruz; bu okuma sadece yazıyla, kitapla değil bir anlamı olduğu niyetiyle yaklaştığımızda doğa ve insan için de geçerlidir.

Okuma Kavramı ve Felsefesi

Okuma, tinin (der Geist) duyusal olanla, özelde gözle, (gözün  nesnesini teşkil eden ve varlığı itibariyle) göz-için-olanla, özelde göz-için-olanın  bir türü olarak yazı ile olan dolayımıyla başlar; Tin bu duyusal, (kendinde ve kendi için olan Tinin bu içselliğine) dışsal, görsel, maddesel ve verili olanı, yani İmi/Yazıyı, bizzat kendisi, kendine özgü (okuma) hareketiyle bu duyusal alandan kavramsal alana yükselmekle kavrama dönüştürerek (Hegel’den alacağımız bir ifadeyle) kendinde ve kendi-için yeniden üretir.

Demek ki yukarıda belirtilen dolayımla başlayan bir süreç olarak  okumada, Yazıyı, İmi tüketip onlara aşkınsal olan bir alana, yani Kavramın dünyasına yükseliriz. Ancak okuma süreci kesintisiz bir biçimde, tüketilecek yeni yazı ve imlerle beslenip sürdüğü sürece, tinin bir yönü onun içselliğindeki kavram dünyasında olduğu gibi diğer bir yönü de kavram dünyasına intikal ettirmek tarassuduyla peşi sıra akıp gelen imlere, yazıya yönelmiş haldedir. Bu sebeple okumada, Tin, “okuma sürecinin sürekliliği” için sürekli  Kavram dünyasından yine sözü edilen dolayımın başlangıç zeminine geri dönmeli, sonra Yazının/İmin dünyasından yine oraya geri dönmelidir.

Okuma ister dışsal ister içsel olsun İmin ve Yazı(sal)in olduğu her yerde geçerlidir, ve İm, Yazı tükeninceye dek okuma mutlak surette  bitmez.

Dolayısıyla okuma faaliyeti, tinin, “doğrusal” olduğu kadar “dairesel” hareketidir.Doğrusaldır çünkü anlam çoğalır ve birikir, ileriye doğru zenginleşir.Ama tin, “okuma sürecinin” “sürekliliği ve yaşamı” için zorunlu olarak  duyusal (görülen olarak yazının varlık zemini) olanın zeminiyle  kavramsal olanın (okumada  dışta olan yazının aşılmak suretiyle “silinip” ulaşılan ve  salt tinde yani içte olan anlam, idea) zemini arasında gidip gelmelidir.Burada Tin besinini yazı, im olarak  alıp kendi varlığına  içkin yapısını, yani Kavramı ve yine kendi iç devinim ve işleyişini yani psişik süreçlerini üreten tinsel bir canlı gibi davranır. İşte bu dışsaldan içsele, içselden dışsal olan üretici ve gelişimsel gidiş gelişe diğer bir ifadeyle İmin/Yazının dünyasıyla Kavramın dünyası arasındaki mekik dokumaya “Tinin okuma hareketi” diyoruz. Okuma ister dışsal ister içsel olsun İmin ve Yazı(sal)in olduğu her yerde geçerlidir, ve İm, Yazı tükeninceye dek okuma mutlak surette  bitmez. Peki İmin, Yazının mutlak surette tükenişi mümkün müdür, İm ya da Yazı tükenmez ve sonsuz ise, bu haliyle kendisini sürekli üretmek durumunda olan  bir doğaya sahipse, tek tek  İmlerin  ve Yazının bir  üretim yasası var mıdır? Yani bu yasanın kavramı olacak olan bir İmsellik ve Yazısallık varsa bunun kendisi bir İm ya da Yazı mıdır? Tüm bu soru(n)lar “özünde” sadece “Text (metin) dünyasının” değil ama “Kainat kitabının” yani Doğanın, Tinin “dışındaki” dünyanın sorularıdır. Bu sebeple cevaplaması hayli zor olan bu  soruları bu yazı dizimde ilerleyen haftalarda birlikte yanıtlamaya çalışacağız.

Bünyamin Aloğlu
bunyamin.aloglu@hotmail.com

Tags : Bünyamin AloğluFelsefe
akol

The author akol

Leave a Response

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.