close
God Of War görseli.

God of War büyük bir çıkış başarısı yakalayarak 2018’in şimdiye kadar en başarılı oyunu oldu. Oyun tüm zamanların en iyi Play Station oyunu olarak da anılmaya başlandı. İçerisinde olan hikaye örgüsü, karakter derinliği ve mitolojik referanslarıyla biz oyunculara çok farklı bir dünyanın kapısını araladı. Yazının devamında oyunun diğer oyunlarla olan bağlantısı ve yeni gelecek oyunlarla ilgili spoiler öğeleri barındırdığını şimdiden hatırlatmak istiyorum.

God Of War Detaylı İnceleme

God of War, 2018’de çıkan yeni oyunuyla birlikte tamamen aksiyon, bulmaca ve makro düzeyde bir senaryo anlayışından uzaklaşarak, daha önce Last of Us formülünde olan büyük bir olayın eteğinde olan orta düzey aksiyon, bulmaca ve mikro düzeyde bir senaryo anlayışına evrildi. Last of Us’da ayrıca çok iyi işlenen baba-kız ilişkisini burada baba-oğul düzeyinde işleyerek beklentileri karşıladı.

Oyun içerisinde aksiyon sekansları ve geçişlerinde, geçmişte yer alan hiç bir God of War oyunuyla bağlantısı olmadığını hatırlatmalıyız. Bloodborne ve Witcher 3 gibi oyunlarda yer alan RPG ve açık dünya sistemini biraz daha harmanlayarak yeni bir tür olmadığının bilincinde oyun piyasaya çıktı. Yarı-Açık Dünya sistemi ise genelde oyun içerisinde olan bulmacalara yönelik şekilde ilerliyordu.

Oyunda düşman ve silah çeşitliliği bir noktada gözünüze az gözükebilir, ancak oyun bu konuda düşmanlara ve silahlara ufak dokunuşlar yaparak size sürekli bir yenilik havasına sokmayı başarabiliyor. Oyunu bitirmek için öngörülen 26 saati gerçekten sıkılmadan tamamlayabiliyorsunuz

Yeni God of War Hikayesi

Oyunun hikayesini iki şekilde ele almamız mümkün:

  • Oynanış sırasına göre olan hikaye sıralaması
  • Kronolojik olarak hikaye sıralaması

Burada size ben kronolojik olarak hikaye sırası sunarak, oyun içerisinde olan olayların hangi olay sırasında ne şekilde yaşandığını doğrudan anlatmayı seçiyorum.

Odin göklerin tanrısıdır ve Freya’nın içerisinde bulunan yer yüzünde bulunan Tanrılara savaş açmıştır. Savaşın bilinen bir nedeni yoktur ancak bu savaşın etkileri çok büyüktür.

Thor tanrıların arasında olan savaşa devleri de dahil ederek, onların büyük bir tehdit oluşturduğunu iddia etmiş ve kendi kana susamışlığını devleri öldürerek gidermeye başlamıştır.

Devler bu durumun farkına vararak kendilerini savunmak için, yaşadıkları yer olan Jötunheim’den göç etmek zorunda olduklarının farkına varmışlardır.

Cüceler diyarın korunması ve tanrıların aralarında olan savaşa karışmamak için bir balta yapmaya karar verdiler. Tıpkı Thor’un çekici gibi güçleri olan bu balta, 20 buz trollünün son nefesinden yapılmıştır.

Laufey bir devdir ve diğer devler tarafından oldukça saygı gören biridir. Kehanete göre baltayı alması gereken kişi o’dur. Baltayı alarak Midgard’a gitmeli ve orada onu bekleyen kaderiyle yüzleşmelidir.

Odin’in başlattığı tanrılar arasında olan savaşa artık dur demek isteyen Freya, Odin’in evlilik teklifini kabul eder. Kısa bir süre sükunet bütün diyarlara hakim olur. Ancak Odin, Freya’nın yer yüzü büyülerini öğrenmeye başlamasıyla bu durum son bulur. Artık diyarın tamamen hakimi olmak için savaşmaya başlar.

Freya, Odin’den bir erkek çocuk doğurur. Ancak kehanete göre çocuk doğduktan kısa bir süre sonra hastalanarak ölecektir. Freya bunun olmasına izin vermez. İsmi Baldur olacak bu çocuğa hiç bir büyü ya da fiziksel saldırı işlemeyecek şekilde bir büyü yapar ve onun ölmemesini sağlar. Ancak bunun bedeli olarak çocuk hayatı boyunca hiç bir şey hissetmeyecektir.

Odin savaşı tekrar başlatır ve Freya’yı Midgard’a hapseder. Midgard’dan başka hiç bir yere çıkamayan Freya, orada yaşayan canlıları korumayı kendine görev bilerek hayatını sürdürür. Oğlu Baldur ise bir kaç yüz yıl sonrasında ise hiç bir şey hissedememesiyle ilgili artık annesini suçlamaya başlar. Psikolojisi tamamen çöken Baldur annesini öldürmek üzere bıçağını kaldırır, ancak son hamleyi yapmak yerine diyardan uzaklaşır.

Thor cücelerin üzerine lanetini sürdürmek için, ejderhayı serbest bırakır ve cüce madenlerine salar.

Laufey baltayla ne kadar diğer devleri müdafaa etmeye çalışırsa çalışsın, sonucunda bütün devler ya ölmüş ya da göç etmek zorunda kalmıştır. Midgard’a dönerek kehanetini beklemeye koyulmuştur.

Kratos, Zeus’la yaptığı savaştan sonra bütün Olimpos dağının gücüyle lanetlenmiştir. God of War 3 oyununun son sahnesinde kendisini öldürmeye çalışsa da ölümsüzlükle lanetlenmiş ve Olimpos’un bütün tanrısal güçleri içerisinde hapsolmuştur. O da acılarından ve kederinden uzaklaşmak için farklı diyarlara doğru yola çıkmıştır. Çok geçmeden Midgard’a ulaşmıştır. Midgard’da ise çok geçmeden Laufey ile tanışmıştır. Onun dev olduğunu bilmemektedir. Kendi kimliğini de hiçbir zaman ona açıklamamıştır. Bir süre geçtikten sonra Atreus dünyaya gelmiştir. Atreus çok kırılgan ve hasta olmaya çok müsait bir çocuktur. Bu yüzden sürekli iyi beslenmesi gerekmektedir. Midhard’ın soğuk kış şartlarında bu yüzden Kratos sürekli evden uzaklarda av ve toplayıcılık yaparak zamanını geçirmiştir.

Laufey bu süre zarfında kehanetin yerine geleceğini bildirmek için devlere zaman zaman haber göndermiştir. Atreus olan oğlunun ismini Loki olarak tanıtmıştır devlere.

Laufey nedenini bilmediğimiz bir sebepten ötürü hayata gözlerini yummuştur (Ölümüyle ilgili Thor’un oğullarından Modi ölmeden hemen önce Laufey’i öldürdüğünü iddia etmiştir. Ancak öfkesiyle tanınan Kratos, hem cenaze hem de çocuğuyla yaptığı yolculuk sırasında bu ölümün neden olduğuyla ilgili hiç bir şey söylememiş ve öfke yansıtmamıştır. Bu da bir cinayetten ölmediğini kanıtlar niteliktedir. Modi sadece Atreus’u öfkelendirmek için böyle söylediği düşünülmektedir). Oyun da bu cenaze için Kratos’un kestiği ağaçlarla başlamıştır.

Kratos, Laufey’in ölmeden önce eliyle işaretlediği ağaçları keserek onların ateşiyle karısını son yolculuğuna uğurlamıştır. Ancak Midgard’ın ormanı artık güvenli bir yer değildir. Laufey’in seçtiği ağaçlar, diğer diyarlardan ölülerin Midgard’a ve ormana girmesini engelleyen rünik bir büyü ile kaplıdır. Ağaçlar kesildikten sonra büyü de ortadan kalkmış ve artık orman güvenli bir yer olmaktan çıkmıştır. Laufey’in bir diğer isteği ise, diyarların en yüksek tepesinden küllerinin boşaltılmasıdır.

Bu sırada Baldur, Laufey’i öldürmek üzere Odin tarafından eve gönderilmiştir. Neden şimdiye kadar beklediği konusunda soru işaretleri olsa da, bunun kesilen ağaçlarla ilgisi olduğu düşünülmektedir. Ancak Baldur, Kratos ile karşılamıştır. Kratos, Baldur’un kim olduğunu bilmemektedir. Ancak Baldur, söylentilerin doğruluğunu öğrenmek için Kratos’a saldırmıştır, Kratos tarafından öldürülse bile hiçbir şey hissetmemiştir. Kratos onun tam olarak öldüremediğini fark ederek evden uzaklaşmaya koyulmuştur. Oğlunun bu yolculuğa hem mental hem de fiziksel olarak hazır olmadığını bilerek yine de yola çıkmıştır.

Yola çıktıktan kısa süre sonra yolda cüce Brok ve Sindri ile karşılaşmışlardır. Her ikisi de baltayı tanımış ve bunu Laufey için yaptıklarını söylemişlerdir. Oyun boyunca başka bir cüce ile karşılaşmadığımız için onların geriye kalan son cüceler olduğunu düşünmekteyiz.

Yolda Kratos, Atreus’u eğitmeye çalışmıştır. Ancak yer yer bu durum oldukça zor olmuştur. Kratos ayrıca Baldur’un kendilerini takip ettiğinin bilinciyle olabilecek en hızlı şekilde hareket etmeye çalışmaktadır. Çünkü onun zayıf yönünü bilirse ancak o zaman onu öldürebileceğinin bilincindedir. Bir yandan da oğluna kendinin de bir tanrı olduğunu itiraf etmeye çalışmaktadır.

Dağın eteklerine vardıklarında insanlarla karşılaşmışlardır. İnsanlar ise uzun süreden beri yiyecek sıkıntısı yaşadıkları için yamyam olmuş ve onları taze et olarak sınıflandırmışlardır. Ancak Kratos hepsini öldürmüştür. Öldükten sonra ise buzdan tekrar doğarak yine saldırmışlardır. Baltası buzdan yapıldığı için onlara hasar vermemiş bu yüzden de onları yumruklarıyla öldürmek zorunda kalmıştır.

Atreus’un eğitimi sırasında ondan epik bir domuzu oku ile vurmasını istemiştir Kratos. Ancak domuz kaçmaya başlamıştır ve Freya’nın evine gitmiştir. Freya kim olduğunu onlara söylemek yerine kendini bir cadı olarak tanıtmıştır. Baldur ve Thor’un çocuklarının onları bulamaması ve yol boyunca yaşayacakları sorunlarda onlara iki büyü yapmıştır.

Freya’dan yol tarifi olan Kratos, oğluyla birlikte nehrin içerisinde olan diyar kapısına doğru ilerlemeye koyulmuştur. Burada olan bir bulmacayı çözen Atreus, Kratos’dan baltasını suya atmasını ister. Normalde her baltayı attığında tıpkı Thor’un çekici gibi geri dönmüştür. Bu sefer attığında ise balta suyun içerisinde kalmıştır. Çok geçmeden Dünya Yılanı kendini göstermiş ve onları karşılamıştır. Yılan hareket ettiği için yol da açılmıştır. Atreus yılan hakkında annesinin dost canlısı dediğini anlatmıştır. Oyun içerisinde sık sık annesinin Atreus’u eğitmek için bir eğitim verdiği anlaşılmaktadır.

Dağın zirvesine çıkmakla önlerinde kalan tek engel karanlık bir büyüdür. Bir dağdan yüz karanlık bir duman gibi akan bu büyü yüzünden dağın zirvesine çıkmak mümkün değildir. Böylece Freya tekrar onlara yardım etmek için oraya gelir.

Geri döndüklerinde nehir yoluna, diyarların arasında seyahat etmek için bir portala yönlenirler. Daha önce Elf’lerin kullandıkları bu mahzenlerde ve yollarda artık ilerlemek mümkün değildir. Bunun için Freya, Atreus’un yayında ufak bir düzenleme yaparak elf enerjisini açığa çıkartabilecek bir enerji bırakmıştır. Böylece gizli yollara ve mahzenlere ulaşabilmek mümkün hale gelmiştir. Ancak mahzenler içerisinde sıklıkla kara elflerin saldırılarına uğramışlardır.

Freya yolculuklarının devamında onlara katılamayacağını, çünkü onu Midgard’da tutan bir büyü olduğunu söylemiştir. Onlar da ondan aldıkları Bifröst ile Alfheim’in ışığını açığa çıkartmak için diyarlar arasında yolculuğa başladılar. Alfheim’in ışığı sayesinde karanlık büyü ortadan kalkacaktır.

Alfheim’in ışığına ulaştıklarında, ışığın gücünü almak için Kratos içine girer. Bu sırada karısı hakkında olan hakikati öğrenmek üzereyken oğlu tarafından ışığın içerisinden çıkartılır. Kratos için çok kısa geçen bu zaman aslında oldukça uzundur. Atreus babasını beklerken oldukça fazla sayıda düşmanla savaşmıştır. Işığı aldıktan sonra da dağın zirvesine doğru geri tırmanmaya başladılar.

Dağın içerisine girdiklerinde ise cüce mahzenleriyle karşılaştılar. Cüceler büyük bir güçle yaptıkları bu madenlerde hem çalışıyor hem de yaşıyorlardı. Kratos dağın zirvesine çıkmak için bir yol bulduğunda onları bir ejderha karşıladı. Odin’in cüceleri katletmek ve dağın hakimi olmak için yönlendirdiği bu ejderhayı Atreus’la kısa sürede zorlanmadan alt etmeyi başarmışlardır. Ejderhanın dişinden aldıkları bir parçayı Atreus’un yayıyla birleştirerek, yayı tekrar modifiye etmişlerdir. Cüceler Atreus’un iyi kalbi için ona ökseotundan yapılma oklar hediye ettiler.

Dağın zirvesine ulaştıklarında ise Odin ve Freya’nın oğlu Baldur, Thor’un çocukları Modi ve Magni’nin ağaçla bütünleşmiş bir adamla konuştuklarını ve onların yerlerini sorduklarını öğrendiler. Kratos; Baldur, Modi ve Magni oradan ayrıldıktan sonra ağaçta olan adamın yanına gittiler. İsmi Mimir olan bu adam, dünyanın en zeki ve en bilgili adamıydı. Odin tarafından tanrıların arasında olan savaşta ilk başta barış görüşmelerini yürütmesi için gönderilmişti. Sonra ise bu konuda yetersiz bulunmuş ve tek gözü de alınarak ağaca hapsedilmişti. Kratos ve Atreus, Laufey’in son isteği olan küllerinin diyarlardaki en yüksek yerden serpilmesi dileği için buraya geldiklerini anlattığında ise Mimir diyarların en yüksek yerinin bu dağ olmadığını, bunun için Jötunheim’e gitmek zorunda olduklarını belirtti. Ancak gitmek için Mimir’e de ihtiyaçları vardı. Mimir üzerinde olan lanet yüzünden yaşamı 109 kıştan beri o ağaçla birleşmişti ve sürekli Odin ve Thor tarafından işkence görüyordu. Onlara bir teklifte bulundu, eğer kafasını canlı tutmayı başarırlarsa (Freya’nın bu konuda onlara yardım edeceğini biliyordu), diyarlar arasında yapacakları yolculukta bilgeliği ve anahtar olan gözüyle onlara yardım edebilecekti.

Freya, Mimir’i gördüğüne hiç sevinmedi başta ama yine de yardım etti. Atreus’un ökseotu oklarını gördüğünde ise garip tepkiler vererek okların hepsini yaktı. Ancak bir tanesi Atreus’un sırt çantasını tamir etmek için kullanılmıştı. Artık Mimir vücudu olmadan yaşayabiliyordu. Böylece Thor’un geçmişte savaştığı devlerin birinden Jötunheim’e geçmek için gereken keski parçasını almak üzere yola çıktılar. Yolda onları Thor’un çocukları olan Modi ve Magni karşıladı. Kratos Magni’yi kısa süre içerisinde alt etti. Modi ise bu mağlubiyetten onu babasının suçlu bulacağını bilerek intikam yemini ederek uzaklaştı. Bu sırada Freya’nın bir tanrı olduğunu keşfettiler.

Geri dönüşte tekrar Magni ile karşılaştılar. Burada küfürler savurdu ve Atreus’u çileden çıkarttı. Kratos, Magni ile dövüşürken yere düştü, bu sırada Atreus’u kışkırtmaya devam ediyordu Magni. Bu sırada Spartalı Öfkesi canlandı Atreus’un. Bu zamana kadar Kratos tanrı olduğunu ona itiraf edememişti. Suçsuz öldürdüğü insanlar yüzünden yaşadığı bu ızdırap, oğlunun üzerine de çökmemeliydi. Ama oğlu bu öfkeyi kaldıramadı ve kan kusarak yere bayıldı. Kratos da Spartalı Öfkesini serbest bıraktı ancak Magni çok geçmeden onları yenemeyeceğini anlayarak kaçtı.

Kratos, Atreus’u Freya’ya götürdü. Freya da Kratos’a onun fani tarafının ve tanrı tarafının büyük bir savaş verdiğini söyledi. Ona er veya geç tanrı olduğunu itiraf etmesi gerekiyordu. Yine de bu yeterli değildi. Oğlunun iyileşmesi için Helheim muhafızının kalbini Freya’ya getirmesi gerekiyordu. Helheim’ın soğuğu Odin’in bile oraya girmesini engelleyecek güçlükteydi. Kratos geçmişten gelen bir gücü tekrar açığa çıkartmak zorunda olduğunun farkına vardı. Evine dönerek Kaos’un Kılıçlarını tekrar eline aldı. Yol üzerinde Athena kendini gösterdi ve hiç bir zaman hakikatten kaçamayacağını ona söyledi.

Çok geçmeden yola çıktı ve Helheim’e ulaştı. Burası suçluların ve yaşlıların içinde olduğu bir yerdi. Suçlu ve yaşlıların ruhları buraya hapsolmuştu. Buranın soğuğuyla mücadele etmek çok güçtü ama cüceler bu sırada tekrar yardım için ona ellerini uzattılar ve kaos’un kılıçlarını güncellediler. Bu sırada çok az da olsa Zeus kendini gösterdi. Sonrasında Kratos, Helheim muhafızını öldürerek kalbini Freya’ya ulaştırdı. Oğlu uyanır uyanmaz da bir tanrı olduğunu onun da kendi gibi bir tanrı olduğunu açıkladı.

Oğlu bu durum yüzünden ego patlaması yaşadı ve davranış bozukluğu göstermeye başladı. Tanrısal tarafının ağır basması onun hatalı davranışlar sergilemesine sebep oluyordu. “Bir tanrı istediği her şeyi yapar” diyerek, onlara her fırsatta yardım eden cücelere bile hakaretlerde bulunmuştu. Kratos yol boyunca ona yine de babalık yaparak, yolculuğun onlara getirebileceği kötü şeylere karşı ona eğitim vermeyi sürdürüyordu. Bu sırada Odin’in ikinci oğlu, Thor’un kardeşi Tyr’ın gizli mahzeninden karanlık rünü almak için gitmek zorunda kaldılar. Sadece keski parçası yeterli değildi Jötunheim’a geçmek için. Bu zamana kadar tanrıların kötü olduğunu ve tanrı olmanın başlı başına bir hata olduğunu anlatan Kratos, Tyr’ın aslında barış için savaşan bir savaş tanrısı olduğunu keşfetti. Bütün diyarları gezdiğini ve yol üzerinde elinden gelen bütün gücü toplayarak ve kullanarak kültürlerin arasında barış sağlaması olduğunu öğrendi.

Tyr’ın mahzeninde, Magni ile tekrar karşılatılar. Magni babası Thor tarafından suçlanmış ve cezalandırılmıştı. Ayakta durmakta bile güçlük çekiyordu ama yine de Atreus ve Kratos’a küfürler savuruyor ve anneleri hakkında kötü şeyler söylüyordu. Atreus ben tanrıyım ve istediğimi yaparım diyerek Kratos’un emrine karşı çıkarak Magni’yi öldürdü. Kratos çok sinirlense de bu davranışlarını düzeltmesi için onu tehdit etti. Çocuk anlamış gibi görünse de halen daha tanrısal tavırları çok güçlü ve sert bir şekilde sürdürüyordu.

Çok geçmeden, Tyr’ın mahzeninden karanlık rünü almayı başardılar. Mimir’i ilk buldukları zirveye geri dönüp Jötunheim yolunu açabileceklerdir artık. Ancak tam yolu açtıkları sırada Baldur geri döndü. Baldur onlara var gücüyle saldırırken kapı kırıldı. Kratos bu savaşa çocuğun katılamayacağının farkındaydı ona geri çekilmesini söyledi, ama çocuk elinde olan yayla Kratos’a nişan aldı ve onu olduğu yere kitledi. Atreus da eline bıçağı alarak Baldur’a saldırıya koyuldu. Fakat Kratos haklıydı, Atreus halen daha çok zayıftı. Baldur, Atreus’un bıçağını alıp, Atreus’a geri sapladı. Ve dağdan balıklama atladı. Kratos’da Spartalı öfkesini serbest bırakarak peşlerinden atladı. Odin’in ejderhasına binmiş olan Baldur “Pes etmeyi bilmiyorsun” diye bağırarak Kratos’u ejderhanın üzerinden atmaya çalıştı. Ama Kratos ejderhanın kanatlarını yaralayarak yere düşmesini sağladı. Düşdükleri yer diyar kapısının olduğu yerdi. Baldur, Atreus’u bir yere götürmeye çalışıyordu. Ama Kratos son anda engel oldu ve kapıyı Helheim’e çevirdi.

Helheim’e geçtiklerinde Atreus, kendi karanlık tarafını daha net bir şekilde gördü. Ancak yine de Helheim onun için çok soğuktu. Hızlı bir şekilde oradan ayrılmaya çalıştılar. Yol üzerinde Baldur’un Freya’nın oğlu olduğunu keşfettiler. Lanetten de böylece haberdar oldular. Yine de son bir istek vardı, Atreus annesinin küllerini yine de Jötunheim’den boşaltmalıydı. Bu konuda Mimir tekrar yardımcı olabileceğini söyledi. Kayıp gözünü bulabilirlerse eğer, diyar kapısının açılabileceğini düşünüyordu.

Cüceler Thor’un tehditleriyle bu gözü bir Thor heykelinin içerisine saklamışlardı. Heykeli de dünya yiyen yılan yemişti. Yılanla iletişime geçerek içine girmeye karar verdiler. Yılanın içerisinde kısa bir süre kaldıktan sonra, tek gözü buldular ve çıkışa doğru ilerlediler. Ancak yılan saldırı altındaydı ve onları ilk keskiyi aldıkları dev mezarının yanında tükürmüştü. Bu sırada Freya gözüktü ve onun tehdit mi dost mu olduğunu keşfedemediler. Kratos durumdan bahsetti ve onun Baldur’un annesi olduğunu bildiğini söyledi. Çok geçmeden Baldur’da aralarına katıldı. Baldur doğrudan annesini öldürmek için ilerlerken Kratos araya girdi. Daha önce birçok kez ona yardım eden birinin ölmesine göz yumamazdı. Kratos tekrar savaşmaya başladı, bu kez Atreus daha bilinçli bir şekilde ona yardımcı oluyordu. Freya iki tarafı da ayırmak için çok mücadele etse de Kratos sürekli galip ayrılıyordu. Baldur yine de ölümsüzdü yine de hasar almıyordu. Freya böylece uyuyan devi uyandırarak kendi gücü için kullanmaya başladı. Buz devi olduğu için nefesi sonsuz bir buz oluşturabiliyordu. Ancak Atreus akıllı davranarak dünya yılanına seslendi ve devi alt ettirdi.

Freya tekrar Kratos’u yakalamıştı, Baldur’da ona saldırmak için atıldığında kendini öne Atreus attı. Atreus’un önünde bulunan ökse otu Baldur’un eline girdi. Böylece Baldur’un zayıflığı ortaya çıkmıştı. Baldur artık ölümlüydü. Kratos onu tekrar alt etti ama öldürmedi, bir daha onları takip etmemesini ve annesi Freya’ya zarar vermemesini söyledi. Ama Baldur dinlemedi ve annesine tekrar saldırdı. Kratos da Baldur’u öldürdü. Freya acı çığlıklar içerisinde evladını öldürdüğü için Kratos’a öfkeler kustu.

Mimir, Kratos ve Atreus böylece Jötunheim yoluna tekrar geri döndüler. Diyar kapısını araladılar ve içine girmeden önce kapıya Mimir’in kafasını bıraktılar. Diyara çıktıklarında ise her bir yanda dev cesetleri bulunuyordu. Dağların üzerine örtülmüşlerdi Mağaradan içeriye girdiklerinde ise kehanetin duvara kazılmış olduğunu gördüler. Son kehanet ise henüz gerçekleşmemişti. Kratos ölüyordu ve Atreus’un içerisinden büyük bir yılan çıkıyordu. Oyun boyunca izlenilen bütün yol haritası duvar resimlerinde vardı, olanların olacağı önceden biliniyordu.

Oyun sonunda eve döndüklerinde Atreus rüyasında, Thor’un onlara saldırdığını gördü. Bu da bir sonraki oyun hakkında bir ipucu niteliğinde. Ayrıca oyun içerisinde sık sık Mısır mitolojisine değinildi, ilerleyen oyunlarda Mısır mitolojisine girileceğine kesin gözüyle bakılabilir.

Tags : god of war 2018 hikayegod of war bütün hikayesigod of war hikayesigod of war hikayesi detaylıgod of war incelemesigod of war senaryosugod of war yeni oyun hikayesiyeni god of war hikayesi
akol

The author akol

Leave a Response