close
Kuyrukta sıra bekleyen insanlar.

İnsan refah seviyesi ve isteklerine karşı erişilebilirliğin tarihte hiç gözükmediği kadar yüksek olduğu 21. yüzyıl toplum yapısında, Zeitgeist’i (Zamanın ortak ruhu) yakalamak da bir o kadar güçleşmiştir. Tarihin farklı dönemleri kıyaslandığında, iki yakın dönem arasında bu kadar fark daha önce hiç meydana gelmemişti. Bu doğrultuda değişen tek şey zaman ve teknoloji olmakla kalmamış, insanın ihtiyaçları da değişime uğramıştır.

Teknoloji Gelişti, İnsan Değil

Teknoloji, bilim, sanat, felsefe ve bunların her türlü minimal gereçlerinin batı merkezli olması tesadüf değildir. Özellikle batı medeniyetlerinin sağladığı refah seviyesi ve sosyo-ekonomik kültür sayesinde, insanın felsefeye ve bilimlere olan yatkınlığı her geçen gün arttığı bilinmektedir. Ancak batı medeniyetlerinin bu noktada olan pozitif gelişimlerinin bedelini, doğu medeniyetlerinde olan tutarsızlıklar ve işgüzar emperyalist politikalar izlemektedir. Doğu blok ülkelerinde; insanların bilim ya da felsefeye odaklanmayı bırakın, temel ihtiyaçlarını karşılaması bile yer yer mümkün değildir.

Antik Yunan’da olan Bürokrat, Asker, Köle üçgeninin günümüzde de Batı Bürokratları, Emperyalist Askerleri ve Doğu Kölelerinden bir farkı yoktur.

Teknolojinin ilerlemesi insan hak ve özgürlüklerinin arttığı yanılgısını da beraberinde getirmiştir. Ancak hayatımızda olan teknolojilerin tamamı küreselleşme ile meydana gelen tekelleşmenin bir sonucudur. Geçmişin aksine artık estetik yerine belirli disiplinlerin gereksinimlerine göre insanları, eserleri, kurumları ya da yapıları değerlendirmeye başlıyoruz.

Artık minimal olarak herkes bir akıllı telefona sahip olmak zorundadır. Artık minimal olarak herkes bir elektronik posta sahibi olmak zorundadır. Bizim seçimini yapabildiğimiz şey ise “Apple mı, Samsung mu olsun?” sorunsalıdır. Telefon zorundalıklarımız sorguya açık değildir.

İnsan zekasının geçmişe nazaran arttığı gibi bir yanılgı da toplum tarafından nitelendirilmektedir. Ancak bu nörolojik olarak kıyaslandığında, insan beyninde ve düşünme yetisinde hiç bir gelişim yoktur. Tam aksine insanın şehir hayatına geçmesinden ötürü meydana gelen birçok hastalık meydana gelmiştir.

İnsanın hareketsizliği ve düzensiz beslenmesi yüzünden diyabet hastalığı doğmuştur. Şehir hayatıyla mücadele etmekte zorlanan insan yüzünden de bir çok yeni ruh sağlığını etkileyen nörolojik ve psikolojik rahatsızlık artık literatürümüze girmiştir.

Günümüz İnsanı Nasıl Yaşar?

Toplum içerisinde; teknolojinin ve erişilebilirliğin artması sonucunda meydana gelen değişikliklerin ardından, bireyin toplum içerisinde varlığını sürdürebilmesi ve benliğini koruyabilmesi için gereken üç temel minimal ihtiyaç daha meydana gelmiştir. Bunlar:

  • Reklam alanı
  • Sosyal ihtiyaçlar
  • Norm kalıpları

Reklam alanı, kişinin kendini onaylatma arzusunu simgelemektedir. Kendi yaptıklarını çevresiyle paylaşma ve kendini diğerlerinden farklılaştırma ya da başarılı olanı tekrarlamak gibi eylemleri görülebilir. Bireyin kendini yeterli hissettiği her hangi bir durum reklam alanı için yeterlilik barındırabilir.

Sosyal İhtiyaçlar, bireyin cinsiyetine, bağlı bulunduğu topluma, statüsüne bağlı olarak değişebilecek, toplumla eş ya da toplumdan farklılaşabilen minimal ya da maksimum gereksinimlerinin tamamı. Birey sosyal ihtiyaçlarını karşılamazsa, insan olma durumunu gerçekleştirmesi mümkün olmaz. İnsan olmak için diğer insanlarla etkileşim halinde olmalı ve kendi aitlik hissiyatını karşılamalıdır.

Norm Kalıpları, kişi hayatı boyunca belirli bir değer ya da etik sahibi olarak oluşturduğu vizyonunu karşılamak uğuruna gündelik misyonlarla yaşamını geçirir. Birey böylece kendi normlarını oluşturabilir ya da bağlı olduğu aile, toplum ya da ülke üzerinden hazır alabilir.

 

Tags : günümüz insanının özellikleriinsan artık daha mı zekiinsan nasıl yaşamalıdırinsan nasıl yaşarteknoloji ne kadar ilerledi
akol

The author akol

Leave a Response

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.