close
Ortaç Oruç perspektifinden Fransa

Üniversite öğrencilerinin, yaşadıkları toplum içerisinde olan sorumlulukları her daim tartışmaya açık bir konu olarak kalmıştır. Bu eksen içerisinde öğrenci; Yetiştiği kültüre, öğrenimine, ihtiyaçlarına, ideolojisine ya da gelişimine zaman ayırmak zorundadır. Global Voices‘te Turkish Lingua Editor (Türkçe içerik editörlüğü) vazifesini üstlenen Ortaç Oruç yazısında, bu konu ile normatif bir değer biçmeyi amaçlıyor.

Soru: Çevremizdeki toplumsal, kültürel, ekolojik sorunların çözüm sürecinde üniversiteli gençlerin rolü ve katkısı nasıl olmalıdır?

Son yıllarda çeşitli üniversiteler, insanlar ve ülkelerde yapmış olduğum etkinlikler dolayısıyla edindiğim tecrübeler halihazırda beni bu soruyu uzun uzun düşündürmeye itmekte. İlk olarak anlamamız gereken bu soruya küresel bir cevap olmadığıdır; belli bir yer yahut zamanda doğru olan, olumlu sonuçlar doğuran eylemler değişim nedeniyle aynı sonuçlar doğurmamaktadır. Öyleyse birçok sorunda yapılması gerektiği gibi bağlam ele alınmalıdır. Bu konularda çoğu zaman Avrupa/Avrupa kökenli dünya devletleri ön sıralarda bulunduklarından dolayı örnek gösterilmektedir. Fakat ülkemizdeki mevcut durum yani toplumumuzun etkileşimi, ülke içi kültür farklılıkları; etnik/dini/dilsel köken, ekonomik ve askeri varlıkları, ülke içindeki ve ülke dışından gelen siyasi akımlar, üniversitelerin ve devlet kurumlarının yönetimi; temelleri, yetkinlikleri ve ilgileri göz önünde bulundurularak gerçekçi bir yaklaşım sergilenmelidir. Öğrendiğimiz üzere soru içerisindeki kavramlara dair ilgi üst makamların etkin eylemleri ile bize bir çözüm yolu çizilmemektedir. Aynı şekilde toplumumuzda bu konulara karşı ilgi veya farkındalık bahsi geçen dünya devletlerine nispeten istatistiksel olarak oldukça alt seviyelerdedir. Belki de üniversite öğrencilerinin bu iki kesimin arasında bulunduğunu varsayabiliriz.

Bir gerçek olarak farkındalık ve hassasiyete dair eksiklerimiz bulunmaktadır. Okuma-yazma bilen ve üniversite kurumlarında internet gibi tüm dünyayı elinin altına getiren bir araca sahip bu insanlar birinci etapta bunun önemini kavramalıdırlar. Bu konuyla alakalı olarak pedagoji, aile işlevi, bireyselcilik gibi arka plan meseleleri çözümlenmelidir. Fakat bu etapta birey kendine ve topluma karşı sorumluluklarını bilmeli, bir “vatandaş” hissiyatı oluşturulmalıdır. Bilgi ve gerçekliklere maruz kalmak böylece kişiyi hareket etmeye itecektir. “Boş zaman” olarak addedilen zaman boşa harcanmamalı ve bireyden gelecek olan “kendini geliştirme” isteği oluşmalıdır; öğrenmeli, sindirmeli, değişime uğramalıdır. Yani üniversiteli gençlerin rolü en temel eylem olarak, nefes almaktır, beslenmektir, hareket etmektir.

Tek başına hareket etme eylemini başarabilen bireyler ise ikinci etap olarak diğer bireylere erişmeli ve doğal olarak paylaşımda bulunmalıdır. Sohbet, tartışma, araştırma çevresinde dönen etkileşimler küçük gruplar oluşturarak sempozyum, forum gibi kitlelere hitap eden etkinliklere dönüşmelidir. Demek ki bir gelişim, büyüme söz konusu olmaktadır. Bu noktada zaten var olan sivil toplum kuruluşlarımız, derneklerimiz, üniversite kulüpleri, devlet/hükümet programları gibi kuruluşlar büyük rol oynamaktadır, öğrenciler ise kolayca bünyelerinde bulunabilmektedirler. Toplumsal kurumlardaki projeler, kamplar, çalışmalar, sunumlar sayılar; başarılar ve ilgi ile yayılmaktadır. Ayağı yere basan projeler üretilmeli, şehirden taşraya farklı bölgeler ele alınmalı, basının gücü göz ardı edilmemelidir. Farkındalık yaratmak üzere birebir etkileşim çok önemli olsa da basın yayın kuruluşları tüm insanlara ulaşabilen sesler olmaktadır. Aynı şekilde internet kitlelere erişimde kullanılmalıdır.

Öyleyse gençler öncelikle kendi varlıklarını belirli bir düşünce/kişi yapısı oluşturarak benimsemeli, ardından diğer bireyler ve topluluklar ile etkileşimde bulunarak ilgi alanını belirlemeli; yapıcı, fiziksel etkinlikler ile hem öğrenciler arasında hem de topluma ve yetkililerin gözüne çarparak farkındalık yaratmalıdırlar.

Belki her şeyin bilgi ve eğitimden geldiğini varsayan bir söylev olsa da, bilgi olmadan var olan fikirlerin tehlikesini görmekte ve yaşamaktayız. Toplumsal ve kültürel konularda tarih, sosyoloji, politika, coğrafya üzerine araştırmalar yapılmalı. Toplumların gelişimindeki etkenler düşünülerek analiz yapılabilecek bir konumda olunmalıdır. Ekoloji konusunda aynı şekilde coğrafya, politika, ekonomi ve doğa üzerine araştırmalar yapılmalıdır. Günümüz dünyasında hemen hemen her zaman var olduğu gibi bu konular kolayca ideoloji ve siyasi oluşumların tekeline girmektedir. Bu, hem ülke içi hem de küresel oluşumları kapsamaktadır. Bu yüzden her bireyin rolü tehlikeli bir yön de içermektedir. Kitlelerin manipüle edilerek birçok etik, ahlak, basmakalıp düşünce türlerinin empoze edildiği bu zamanda her adım kime ve neye hizmet ettiği düşünülerek atılmalıdır. Bu güdüler var olduğunda kişi yanlış yönlendirilmeyecek, kendi yolunu çizecek ve toplumu ileriye götürecek rotayı da saptamaya aday olacaktır.

Gençler bilinçlenmeli ve sorgulamalıdır.

Kısacası gençler okumalıdır.

Ortaç Oruç
Global Voices’te Turkish Lingua Editor
ortacoruc@windowslive.com

Tags : araştırma makalesibilimsel araştırmafarkındalıknormatif öğrenciöğrenciöğrenci farkındalığıöğrenci görevleriöğrenci sorumlulukları
akol

The author akol

Leave a Response