close
Türkiye siyasi hareketleri

Türkiye, Cumhuriyetin ilan edilmesinden itibaren siyasetin toplumun en küçük yapı taşı olan aileden başladığı ve bütün toplumsal kurumlarda oldukça sert şekilde hissedilen bir ülke konumundadır. Ülke içerisinde liderlerin taşıdıkları özellikler ve yaşanan ideoloji değişiklikleri de buna ışık tutmaktadır. Yaşanan siyasi ve ideoloji tabanlı istikrarsızlığın nedenleri ve radikal gözüken ideolojilerden bile sağlanan dönüşler hakkında yaptığım derleme yazının devamında yer almaktadır.

Türkiye, jeopolitik konumu itibarı ile sürekli olarak değişen bir politika ve siyaset havuzuna sahip bir ülke görünümündedir. Bunun nedenleri ve sonuçları ile ilgili olarak hazırladığım bu yazımda; Türkiye tarihine damga vuran liderlere, ideolojilere ve ülke içerisinde radikal gözükmesine karşın sürekli olarak değişen siyasi düşünceleri ele almayı amaçlamaktayım.

1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti, 1945 yılına kadar tek parti rejimi ile yönetildi. Dönem içerisinde kimi zaman Rusya kimi zaman da Avrupa ile kurulan ilişkiler sayesinde Türkiye İkinci Dünya Savaşına girmemeyi başardı. Ancak tek parti dönemi son bulduğunda açık bir şekilde Atatürk’ün İlke ve İnkılapları da son bulmaya başladı. Bu dönem içerisinde sivrilen isim olan Adnan Menderes, CHP (Cumhuriyet Halk Fıkrası) döneminde Milletvekilliği görevini de üstlenmiş bir toprak ağasıdır. Ülke de olan sağ görüş (muhalif ve milliyetçi görüş) açığını iyi değerlendirerek, tek parti rejiminde ve iki büyük ekonomik krizde (1929 Ekonomik Buhranı ve 1945 Ekonomik Krizi) CHP’ye muhalif olan kesimin desteğini alarak partiyi kurmuştur. Ancak kurduğu Demokrat Parti, çıkarları ve söylemleri ile doğrudan olmasa da dolaylı olarak CHP’nin kurduğu Cumhuriyet görüntüsü ile zıtlaşmaya başlamıştı.

2002 yılından itibaren görevde olan AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) ise sağ merkez parti rolü ile on beş yıldan beri iktidardadır. Bu dönem içerisinde ne çok dikkat çeken ayrıntı ise AKP ve Fetullah Gülen cemaati ilişkisi idi. İki tarafta “Dershane Krizi” yaşanana kadar birbirlerinin isimlerini sevgi ve saygı çerçevesinde anmaktan geri kalmıyorlardı. Fakat yaşanan kriz sonrası iki taraf için ipler gerildi ve sonrasında AKP hükümeti yanıldıklarını itiraf ederek, hükümet ve devlet kadrolarından Fetullah Gülen cemaati ile ilişki kişilerin ilişkisini kesmek için çalışmaya başladı. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe olayının ardından, AKP hükümeti açık bir şekilde Fetullah Gülen cemaatini FETÖ ismi ile birlikte terör örgütü olarak gördüğünü kamuoyuna duyurdu.

Yaşanan iki kriz de temel olarak benzer bir senaryo içermesi, Türkiye’nin siyasi bir istikrarsızlığa sahip olduğuna örnektir. Belirli bir ideoloji ya da fikir ışığında iktidarı ya da iktidar içerisinde vasıflarını yerine getiren birey ya da cemaatler zaman içerisinde bu tutumlarından tamamen vazgeçerek aksi yönde ilerlemeye müsaittir. Bunun sebebi maalesef Türkiye’de belirli bir siyasi güce olan arzu (Halk arasındaki tabir ile: Koltuk Sevdası).

Görsel içerisinde yer alan fotoğrafta Türk bayrağı tutan kişi benim. Gezi Park eylemleri sırasında, iktidara karşı muhalif partilerin sağlayamadığı direnişi göstermek adına meydanlarda yer almayı seçtim.

Anıl Kölmük

Tags : türkiye de yaşanan siyasi krizlertürkiye istikrarsızlıktürkiye siyaset istikrarsızlığıtürkiye siyasetitürkiye siyasi dönüşlertürkiye siyasi krizTürkiyede siyaset
akol

The author akol

Leave a Response