close
Sorgulayan zihin fotoğrafı

Doğruyu söylemek gerekirse bu fikir tesadüfen aklıma geldi.  Konuyu elimden geldiğince yalın, lakin ayrıntılı şekilde anlatmaya çalışacağım. Aslında Tanrı kavramının sadece bir kavramdan ibaret olduğu gerçeğini  sizlere göstermeye çalışacağım.  Öncelikle size son bir kaç yılda ziyadesile meşurlaşmış “Her şeyi Tanrı yarattıysa; Peki Tanrıyı kim yarattı?” sorusu hakkında konuşacağım.  İlk öncelikle söylemeliyiz ki bu soru anlamsızdır. Çünkü dini Tanrı kavramı; Her şeyi yaratdığı için “her şey’in”  dışında kalmış oluyor ve “her şey’in” özelliklerinden sıyrıldığı gibi ona yönlendirilen sorulardan da özgür oluyor.  Lakin biraz önce otobüsdeyken bu sorunun tam tersini düşünmeye çalıştım:  Her şey Tanr’yı yarattıysa, peki Tanrı neyi yarattı?

Bu düşünceye dini  perspektifden değil, anti-dogmatist perspektiften  yaklaşmaya çalışın;

Soru:  Tanrının var olduğu kanısına nereden yola çıkarak gelebiliyoruz?

Cevap:  “Her şey” ismini verdiğimiz material ve enerjik nesnelerden yola çıkarak ihtimal ileri sürüyoruz.

Peki  eğer, her şey olmasaydı Tanrı kavramına gerek duyar mıydık? Tabi ki hayır. Psikoloji güçsüzlükten kaynaklanan korku hissi, mücadele içgüdüsünün sebebiyyeti sayesinde var olan doğal potansieliteden belirli çerçeveler dahilinde Tanrı kavramını uyduruyoruz ve daha sonra o Tanrı kavramı ile kendimizi kısıtlıyoruz. Bütün bunlardan çok bahsetmeyeceğim. Konunun psikolojik kanadı ile ilgili olarak hali hazırda yazılmış bir çok makale ve araştırma mevcut. Gelin soruyu şu şekilde analiz edelim;  Birinci kısmı- “Her şey Tanrı’yı yarrattıysa (veya “tezahür ettirdiyse” diye yazmak daha doğru bence çünkü tezahür eden Tanrı kavramında yaratım olması mümkün değildir. Buradaki “yaratım” kavramı görecelidir.) şartıyla başlayan sorudan şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor ki: “her şey” Tanrıyı yaratıyor. Hatta “bir şeyler” bile “her şey”in potansiyeli kapsamında olduğu için tek nesnenin varlığından yola çıkarak herhangi bir Tanrıya tapınmak mümkün oluyor. (“Niye nesneyi gördüğümüz zaman hemen bir sebep arıyoruz?”  – bu soru da ayrı bir tartışmanın konusudur.) Peki iyi, sorunun ikinci kısmı nasıldı:

“Tanrı neyi yarattı?”

Tanrı kavramının yaratmış olduğu iddia edilen nesnelerde, hangi özellikleri görmemiz  gerekir ki onu Tanrının yarattığını anlayalım? Peki bahsettiğimiz özellikler varmı ve eğer var ise neden biz görmüyoruz? Kaos ve düzene fiziksel olaylarla açıklama getirdiğimiz için, bununla ilgili sorulara gerek kalmıyor. Tanrı da bu gibi olayların altında saklanmış olmuyor (Konu ile ilgili daha detaylı bilgiler için “God of gaps” yanılgısını araştırmanızı öneririm). Kaos ve düzenin fiziksel olayların sonucu olduğunu bildiğimiz için burada özel bir yaratıcıya gerek duymuyoruz. Çünkü mümkün olma ihtimali varsa, o olay tez ya da geç gerçekleşecektir. Peki ya olayı gerçekleştiren şey var mıdır sorusu burada akıllara takılıyor. Öncelikle araştırmamız gereken şey onu gerçekleştiren güç nedir olmalıdır. Bu gerçekten “Tanrı” kavramı mıdır? Zaten “kaos-düzen” ikilemi potansiyeliteden aktüeliteye geçmesiyle mümkünleştiği için yoktan var olmadan (ex nihilo) bahsetmek söz konusu dahi olamaz. Şimdi eğer mümkünse bana Tanrının yoktan var ettiği bir şey gösterin ki; O şey önceden “şey” olmamış olsun. Ve bahsettiğimiz şey’in olmadığı zamansızlığı, mekansızlığı ve kavranılmazlığı açıklansın. Gördüğünüz gibi önceden öncede bir şeyin kavranılmazlığını anlıyorsak bu kavranılmazın mantıkla iddia edilen ve deterministik olarak temellendirilen “Tanrı” kavramı olup olmamasını da aynı ölçüde değerlendirmeliyiz. Aksi takdirde objektif perspektif kıtlığı ile karşılaşacağız. Dikkat edersek eğer “Tanrı” olarak iddia edilen “varlık” her şeyi yaratmış. Demekki mantık da “her şey” dahilinde olduğu için ona (yani mantığa) esaslandırılmış akıl yürütme şekliyle “Tanrı” kavramı açıklanamaz. Bundan da şöyle bir sonuç çıkarıyoruz ki Tanrı mantıkla kavranılamayacak bir kavramdır. Halbuki o kavramı uyduran nesne (ruh, bilinç, ego vs. ismini nasıl koyarsak koyalım) kendisi mantık potansiyelini kullanarak onun (yani “Tanrı”) hakkında hükümler uyduruyor ve o hükümlere tabi oluyor.

İnsanlık akıl yürütmeden vazgeçtiği zaman, geleceği nokta ile ilgili çıkarımlarımız maalesef oldukça negatifleşiyor. Lakin bakın bir tanrı ne kadar mükemmel ki, sınadığı varlıkları onun kendisini anlamayacak, potensiyalite de “yaratıyor” ve üstüne üstelik o “cahil kullarını” onun “mükemmel” zatını anlamadıkları için cezalandırıyor. Burada mükemmellikten ziyade sadistliyi ile göze çarpan tanrı gördüğüm içün özür dileyemeyeceğim.

Bir diğer mesele ise; Tanrının neyi yaratmış olduğudur. Öncelikle Tanrının yarattığı nesnelerin “her şey’e” dahil olduğunu anlamamız gerekiyor. Her şey dediğimiz zaman var olan tüm nesneler, güç ve varlıklar kast ediliyorsa; Demek ki Tanrı aynı zamanda kendi kendisini de yarattı. Lakin Tanrının kendini yaratması için kendinden önce var olması gerekiyorki bu da onu bir taraftan yaratıcı bir taraftan da yaratılmış yapıyor. Son olarak yaratılmış kavramın yaratıcı olmasından ötürü ya bu kavram tanrı değil ya da yaratıcı tanrı değil. Tanrı kavramına yaratıcılık özelliğini yüklediği için insan zekası başka şekilde yaratıcıdan bahs etmekte zorluk çekiyor. Şimdilik bütün bu konuları bir kenara bırakarak basitce her şeyin ötesinde olan varlığın “varlık” olmadığını da anlamak zorunda olduğumuza göre diğer bir paradoksa geçeceğim.

“Tanrı Varlık Değil”

Gördüğümüz, idrak ettiğimiz, hakkında konuştuğumuz, hatta inandığımız şeylerin bile varlığını ispatlamaya çalışırken bir tanrı nasıl oluyor da kendisinin var olmadığı mantığını ortaya atıyor? Varlığın zıttı yokluksa eğer, o zaman yokluğa dair en küçük delil bile ortaya çıkarılmalıdır. “Yokluk” diye sarf ettiğimiz kelime varlık potansiyeline sahiptir ve zati olarak böyle br şey mevcut değildir. Varlığın aksinin varlığı ispat edilirse bu da varlık olacağı için tanrı kavramı varoluşun dışında kalamaz. Böylelikle de o kavram tanrı olsa bile yaratıcı olamaz. Anladığımız kadarıyla “Tanrı varlık değilse, nedir?” sorusuna “Yoktur” cevabından daha uygun bir cevap şu an elimizde yok.

Eğer bir şey kendisinden özgürse o kendi gücünden, yaratma potasiyelitesinden ve isteklerinden de özgürdür demektir. Yaratma potansiyelitesinden özgür olan “varlık” da yaratmaz. Eğer yaratıyorsa demek ki bu potansiyel onun kendisinde önceden olup ve şimdi aktüalite halindedir. Yalnızca bu delil bile bize ispatlar ki; Yaratıldığı iddia edilen nesne önceden başka bir şeyden geldiği için yoktan var olmuyor. Yokluk özünde varlığı mümkün olmayan “şeysizlik” durumu olduğu için, yaratılış diye geçen olay aslında gerçek değildir. Bu akıl yürütmeden ise böyle bir kanıya varıyoruz. Yaratılışın ister matematiksel ister mantıki isterse de felsefi açıdan ıspatlanmamış olduğunu varsayarak söyleyebilirizki: Yaratıcı yoktur. Demek ki varlığı sırf yoktan yaratma kavramına köklenmiş kavramlar yani Allah, Yahweh gibi tanrılar da bundan ötürü mevcut değil.

Not: Var olmayan nesnenin herhangi varlığı yaratması sadece mantık hatasıdır.

Yazar

Mirçingiz Ağazade
Baku Üniversitesi

Çevirmen

Cavidan Rıza
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
rzayevcavid91@gmail.com

Düzenleme

Anıl Kölmük
sab1t@msn.com

Tags : allah yoktur ispatıaraştırma yazısıçeviri makale felsefefelsefe makalesifelsefede tanrı yoktur ispatımantık felsefesimantık makaleontoloji makaletanrı var mıdırtanrı yokturtanrının yok olduğunu ispatlamavarlık felsefesi
akol

The author akol

Leave a Response