close
Sanat

İki Ayda Bir Kez: Sin Edebiyat Dergisi ve Sanatta Sansür

Sin Edebiyat Dergisi ve Sanatta Sansür

Popüler edebiyat ya da popüler dergi çağında yalnız ve kararlı bir şekilde adım atmak günümüzde oldukça zor. Sin edebiyat dergisi iki aylık şiir ve edebiyat dergisi olarak 16 sayıdır yayın hayatına devam ediyor. Bu süreç içerisinde kendi çizdiği genç yazar ve şairlerin kalemleriyle sütun görevi görüyor. Son olarak Mayıs – Haziran sayısında “sansür” konusunu ele alıyor. Dergi edebiyat ve sinema tarihinde sansür konusuna ışık tutarken, “Bülbülü Öldürmek” kitabı üzerine de oldukça anlamlı bir eleştiriye yer veriyor.

Yaşar ERCAN “Sanatın Siyah Noktası: Sansür” yazısında şöyle der:
Birçok dilde yazılışı da okunuşu da farklı, anlamı ve uygulamaları aynı olan, içinin ne denli, nasıl, neden, kime göre doldurulduğu tartışma konusu olan sınırlarını her geçen gün genişleten despot bir hükümdarlık gibi baskıcı, engelleyici düzenleyici bir şekilde hayatını sürdüren güçlü ve keskin bir kelime düşünün. İnsanları taraf ve karşı taraf olarak ikiye bölüp yankısını yüzyıllar boyu sürdüren, gücün yanında saltanatının hep koruyan soğuk ve soluk bir kelime…

Sin Edebiyat Dergisi: Mayıs-Haziran Sayısı

İnsanlığın varoluşundan ve medeniyetin inşasından sonra hayatın her yerinde olduğu gibi sanatın da içinde sızan sansür, günlük akışında olan her türlü olayı engellediği gibi sanatı da engelledi. Gücün ve ihtirasın yanında olan ve zalimin çekici olarak sanatın her haykırışında başına inen sansür, özellikle sanat standartlarını minimum ölçüde bırakıyor.

Maalesef sanata ve sanatçıya karşı da yaptırıma sahip olan sansür, tüm olumsuzluklara rağmen toplumu tamamen etkisi altına alabilmiş değildir. Erişilebilirliğin bu kadar arttığı günümüzde sanata ve sanatçıya daha fazla dayanışma imkanı ortaya çıkmıştır. Yaşar Ercan’da sansürün etkisine ve tarihine inip ilk örneklerini ve işlendiği yerleri gözler önüne sererek, günümüzde olan örnekleriyle kıyaslamakta. Sin Edebiyat Dergisine ve Yaşar Ercan’a bu cesur çalışamları için bir kez daha teşekkür etmek gerekiyor.

Edebiyatta Sansüre Kısa Bir Örnekleme: Mustafa Bostan

Sansüre uğrayan ilk edebi metinlerin hangi yüzyıla ait olduğunu tam olarak kestirmesek de sansürün baskısının erişilebilirlikle artarak günümüzde etkin olarak arttığını söyleyebilmek mümkün. Matbaanın yaygınlaşmaya başladığı dönemler, sansürün hayatımıza gerçek anlamda müdahale ettiği ilk dönemler olarak nitelendirilebilir. Anadolu coğrafyasında da ilk kez Abdülhamit yönetimi yayıncılığı desteklemiştir. Matbaaların kurulmasını teşvik ederek basını bir güç unsuru olarak tıpkı batıda olduğu gibi kullanmaya başlamıştır.

Matbaa Anadolu’ya gelmesinin ardından bir güç unsuru olarak ne kadar politikanın ve iktidarın esiri olduysa, muhalefet ve alternatif fikirleri savunan kişiler için de aynı güce ve erişilebilirliğe ulaşmıştır. Bu süreç içerisinde de yazar, gazeteci, aydınların çıkardığı gazeteler, dergiler, kitaplar kısa süre içerisinde sansüre uğramış ve kapatılmıştır. Bu yönden dünyada ve ülkemizde birçok örnek verebilmek mümkündür. Matbaanın ilk gelişinden sonra Cumhuriyet Dönemi ve günümüzde halen daha sansür hayatımızın büyük bir parçasıdır. Düşünce suçunu nitelendirmede en çok zarar gören mesleki kollar olan yazar, şair, aydın ve gazeteciler sadece sansür ile değil, sürgün, hapishane ve idam cezalarıyla da cezalandırılmıştır. Mustafa Bostan da Sin Edebiyat Dergisi için yazdığı içerikte, bu örneklerin derinlerine inerek günümüze kadar olan sansür örneklerinden bazılarını okuyucuya sunmaktadır.

Sansürsüz Şiirler Olmazmış

Özellikle bu sayı içerisinde işledikleri sansür konusunu kısıtlı olarak edebiyatın sadece düz yazı ve roman ayağında bırakan Sin Edebiyat Dergisi, işlediği şiirlerde sansür konusun olmayışı ve dergide yer alan şiirlerin sansür konusu dışında yer alması yüzünden okuyucuda buruk bir hayal kırıklığı yaratmaktadır. Konunun belirli bir standartı olduğu düşünüldüğünde, yazılar ve içeriklerin muazzam işlenmiş olduğunu söylemek zorundayım. Lakin şiirlere geldiğimde ilk başta bir okuyucu olarak şiirlerin sansür konusundan tamamen bağımsız yer almakta olduğunu gördüm. Özetlemek gerekirsek dergiyi baştan sona akıcı ve akılcı bularak, ele aldığı konularla da yaptığı çalışmaları kesinlikle keyifle okudum. Fakat şiir konusunda olan bölüm tutarsızlıkları maalesef tarafımdan olumsuz yönde eleştiri almıştır. Kendilerine yayın hayatlarında başarılar dilerim.

Yazar
Sait Özden
saitozden1903@gmail.com

Düzenleme
Anıl Kölmük
sab1t@msn.com

Tags : dergiedebiyateleştirisanat
akol

The author akol

Leave a Response

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.