close
Anıl Kelsey Batum Düğün

Yazıya ve yaşadıklarımızın ayrıntısına geçmeden önce, yaşananları tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Kelsey, kardeşim Efe’nin rahatsızlığı ile ilgili bana ve aileme destek vermek için Haziran ayında Washington’dan Samsun’a geldi. Bu süre zarfında kardeşimin hastalığı (miopati)’nın beklediğimiz gibi olmadığını sadece skolyoz olduğunu öğrendik.

Kelsey’in dönüş bileti yaklaşık iki buçuk ay sonrasındaydı ve bütçemiz kısıtlıydı. Yapılabilecek çok fazla seçenek yok gibi duruyordu. Ya bütçemiz ile ilgili bir bölge seçecek ve orada tatil yapacaktık ya da sürekli hareket edecektik. Recep isminde yılların eskitemediği bir dostum var, o bana Interrail Türkiye’den biraz bahsetti. Otostop olayları ve çadır kültürü bana çok uzak kavramlardı. Ama beni bu konuda teşvik etmeye çalışan insan sayısı hiç de az değildi. Ben de biraz mecburiyet biraz da bütçe sıkıntılarından dolayı, Kelsey’e bu konuyu açtım. O da kabul etti, biz de soluğu Decathlon da aldık. Kadir isminde internet siteleri ile haşir neşir olan paraşütçü bir arkadaşım var, bana 70-80 liralık bir çadırın fazlası ile işimi göreceğinden bahsetti. Uyku tulumu yerine iyi birer mat ve bir pikenin ikimiz için yeterli olacağını söyledi, dediği gibi de oldu zaten. Hazırlıklarımızı yaptık, gezintiye hazır şekilde kanımız kaynıyordu. Bu sırada nedenini hatırlamadığım bir nedenden ötürü, Kurupelit sahilinde Kelsey ile dolaşıyorduk. Sahi ya nedendi? O sırada sırtınca çadır, mat ve güzel bir çantası olan birini gördük. İsmi Çağdaş’tı, Ankara da Tarih okuyordu.

Çağdaş, Bülent, Anıl, Kelsey
Samsun Kitap Cafe; Bülent Eren, Çağdaş Kurt, Aleyna Aydın, Kelsey, Anıl Kölmük, Oğuz Ulusoy

Kelsey benim yanımda iyi Türkçe öğrenmeyi başarmıştı bu arada ve ona direk şunu sordu “İsmin Çağdaş ama sen Tarih öğrencisisin. İronik…”. Garip bir andı… Çağdaş bizi Bülent ile tanıştırdı gecenin devamında, o da eski Interrail Samsun koçuymuş sanırım. Emin olamadım. Sonrasında olaylar hızlı gelişti, Bülent’i bizim ile Batum’a gelmesi konusunda ikna ettim. Sonra ailesi ile konuştum ve seyahatimiz hemen başladı. Beklediğimizden daha hızlıydı…

İlk Otostop

İlk otostop maceramız için Samsun Belediye Evleri sapağından Trabzon tarafına giden güzergahı kullandık. Kelsey 1.80 civarında turuncu saçlı bir kız. Ben 1.90 sarışınım, Bülent de 1.80 ve uzun saçlı ve kıvırcık biri. Ekip tamamen turist görünümündeydi. Otostop çekenler daha önce bilirler, Türk görüntüsü otostop için biraz zarardır. Bunu tabi ki çok sonradan öğrendim. Bülent bize direkt, çok beklemeyeceğiz. Daha önce okuduğunuz her şeyi unutun, en fazla on dakika dedi. Dediği gibi de oldu. İlkay isminde ismini veremeyeceğim bir mağazanın Karadeniz bölge müdürü bizi hemen aldı. Trabzon’a kadar tek atış!

Anıl Kölmük, Kelsey Reinertson
Samsun Trabzon Yolu, Otostop ile seyahat

Sohbet falan derken biz akşam vaktinde Trabzon’da olmayı başardık. Ne yapalım falan diyorduk, tabi biz Bülent’i iyi tanımıyoruz o da bizi iyi tanımıyor. Kamp yapalım, bizim planımız gündüz Trabzon da biraz gezmek, Kelsey’e şehrin güzelliklerini göstermek. Tamam dedik, şehrin girişinde olduğumuzdan Bülent’in aklına uyduk, şehrin diğer tarafında olan kumsal alanına giderek kamp yapmaya karar verdik. Bir ince de tabi açlık başladı, ben tabi ağır şekilde bütçe hesapları yapıyorum. Dedim nesfit’e kitlen yanına da patates alalım ateş yakarız, şişeriz falan. Tamam dedi herkes. Bir de kavunlu şarap aldık. Başladık yine otostopa. Bu sefer biraz daha fazla bekledik, sanırım altı belki de yedi dakika kadar. Levent isminde bir abimiz bizi karşıladı orada. Kendisi Trabzon da bir Tekel bayi işletiyordu. Bizi güzel bir kamp alanına götürdü, fiyatta anlaşamadık, sonra kendi yazlığının olduğu bir ada kısmına götürdü. Orası işte cennet gibiydi.

Trabzon Kamp Alanı
Trabzon Kamp Alanı

Geceyi ateş yakarak, şarap içerek geçirdik. Levent daha önce yurt dışı görmüş ve kültürlü bir insandı, ben Bülent ile sohbete daldığımda o da Levent ile sohbet ediyordu. Gece iyiydi doğrusu…

Sabah olduğunda ne yapacağımız hakkında hiçbir soru işareti yoktu, deniz çok güzeldi. Sabahın ilk ışıklarında dalgasız suya ilk dalan Bülent olmuştu. Onun sesini duyan ben, daha fazla duramadım çadırın içinde. Hemen giydiğim gibi mayomu atladım Bülent’in peşine. Ama çadırların sabah güneşine karşı havasız kalmasına karşı hiçbir çözüm üretemedim. Bakın o kadar kişi ile konuştum bunun çözümü yok mu diye, yok abi yok. Ölüm ya…

Kelsey ve Anıl Trabzon
Kelsey ve Anıl Trabzon

Kalktık ettik derken otostopa devam edeceğiz tabi… Nereye, nereye? Mantıklısı Trabzon’a dönmek diye geçiriyorum ben içimden, Bülent dedi Rize Rafting falan… Olabilir dedim. Başladık otostopa, pat Gürcü plaka bir araç durdu. Nereye diyorum, Türk zannettim adamları. “I dont speak Turkish” dediler. Döndüm, ikisinin gözünde de, hadi Gürcistan’a gidelim ışığını gördüm. Durmak yok dedim, yola devam (ironi).

Sarp sınır kapısının olayını bilmiyoruz ya biz, Gürcüler ile gittik. Adamlar tecrübeli tabi, araba ile orada iki saat kadar bekleyeceğimizi biliyorlar. Gittik kimlikleri verip on beş lira ile giriş izni aldık falan. Sonra geçiş yaptık, ki geçmek ölüm gibiydi. O ne kalabalıktır! Kavga, dövüş, hır, gür derken biz geçtik bir şekilde karşıya. Adam bizi bırakmıştır zannediyorum ben, bırakmamış beklemiş bizi geçtiği yerde. Ben daha var zannediyorum Batum’a. Yirmi dakika Sarp Sınır Kapısı ile Batum arasında ki mesafe. Bir de aklınızda bulunsun geçer geçmez hemen para bozdurmayın. Şehir merkezinde daha iyi fiyata bozduruluyor.

Batum’a geldik karınlar aç, ben daha önce Kelsey ile yaptığım bir şeyi yaparak, kalbimin beni götürdüğü yere gitmeye karar verdim. Eski seferlerde hep şansım yüzüme gülmüştü, bu kez de güler diye düşünerek, Donnie Darko’nun içinden çıkan beyaz halkayı takip ettiği gibi ben de içimden gelen yolu takip ettim. Yemek için bana göre orta kalite ama Gürcistan için lüks sayılabilecek bir mekana gelmişiz. Tabi dil Gürcüce, çalışanlar ne Türkçe ne de İngilizce biliyor. O sırada Kelsey’in Rusça bilmesi bir ince hayat kurtardı ama yetmedi. Rusçaları da çok kötüydü. Biz de fiyatlara bakarak endeks yapıyoruz, şu ucuzsa kötüdür, bu pahalıysa güzeldir diye.

Gürcistan Garip Salata
Gürcistan Garip Salata
Gürcistan Lokanta
Gürcistan Lokanta

Denedik işte karışık birkaç şey. Salata geldi önce, ben dedim yemek öncesi sunulan salata herhalde, yok abi saf gibi onu sipariş etmişim ilk. Doyduk ya bir şekilde. Alkol fiyatlarına hızlı şekilde aldanıp birkaç birayı orada götürdüm tabi. Ama bünyeden bünyeye alkolün yarattığı etki değişir bilirsiniz, bana öyle çok kafa yapmaz alkol. Nedenini bilmiyorum ama benim sindirim sistemimi çalıştırıyor. Can sıkıcı bir durum.

Kelsey ile benim ortak tutkumuz sanırım duş almak konusunda ki sevdamız. Bülent pek bizim gibi sayılmaz (küfür etme yazıyı okurken Bülo J), biz bir gece Hostel de kalalım temizlenelim, güzel bir şekilde yola çıkalım dedik araştırmaya başlayacağız. O sırada tabi benim mide bozuldu. Kelsey tek başına Hostel arıyor, Bülent bir cafe de eşyalara bakıyor, ben Gürcü tuvaletinde taharet musluğu arıyorum! Neyse Kelsey tabi buldu birkaç yer. Gittik sonra beraber. Fiyatta pazarlık yaparken, babam bana Gürcü soy ismimizi söylemişti, bunu orada kullanmaya başladım. Bu arada baba tarafım Gürcistan göçmeni benim. Babaanne tarafından İnaşvili, dede tarafından da Gogodize soy ismini taşıyormuşuz. Tabi ben başladım İngilizce hayat hikayemi anlatmaya, “Benim ailem Gürcistan göçmeni, biz savaştan kaçıp Türkiye’ye gitmişiz. Biz İnaşvili ve Gogodize soyundanız”, adam bir saniye için gözü parladı. “Im too Inashvili” dedi. Lan dedim akraba çıktı herif bak sen olaya.

Friendly Hostel Batum
Friendly Hostel Batum

Gürcü insanları gerçekten Türklerden çok soğumuşlar bunu gördüm orada. Bu insanlara güzel davrandığınızda da size kat ve kat güzel davranıyorlar. Varlığından haberi olmadığı bir akrabasına o kadar güzel bir ağırlama yaptı ki, bunu kelimeler ile anlatmak gerçekten çok güç. İki gece kaldıktan sonra biz ayıp olmasın diye ayrıldık ve bir akşam kamp yaptık sahilde olan küçük bir ormanlıkta, ama sonra yine geri dönmek istedim ben. Sağ olsunlar çok iyi davrandılar ve o gece bizim için gerçekten büyük bir şölen hazırladılar. O gece herkes için duygu yüklüydü, ağladık, sarıldık, daha çok birbirimizi açtık. Kelsey bile bu duygu yüküne dayanamadı, gözleri doldu…

Adam açıkça bana şunu sordu “Benim oğlum olur musun?” dedi. “Tamam” dedim. O an çok duygusaldı ve çok ileri gidemedim, alkol tabi hırla ilerliyor. Sonra dedi ki “Ben sizi bu kız ile evlendirmek istiyorum”. Bir saniye için ayılıp durum analizi yapmam gerekirdi, yapmadım. Tamam dedim. Kafam ölümüne güzeldi, ve fazla gaza geldiğimi kabul ediyorum.

Sabah oldu tabi kapı falan çalıyor, ben hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Adam beni ve Kelsey’i kolumuzdan tuttuğu gibi bir yere götürdü. Bana kıyafet denettiriyor, Kelsey’e gelinlik denettiriyor. Hassiktir olacak galiba dedim. İçime doğru nasıl sıçılır o an yaşadım. Aynı duyguları Kelsey de yaşıyormuş, tabi ben bu empatiyi kurmaktan çok uzağım. O gece de Bülent Türkiye İnterrail’den gelen başka otostopçular ile buluştular. Sabah düğün var falan diye adamlar haber vermişler, hepsi birlikte gelmişler. Noluyor lan!!

Ben Gürcistan resmi kıyafetinde bir damatlık giydim, Kelsey de Ortodoks Kilisesinde evliliğe uygun bir gelinlik giydi. Ya diyorum ben filmdeyim de hangi film. Kesin rüya bu, yemez yani bu kadar dengesizlik bir arada olamaz. Sonra Batum’dan yaklaşık 5-7 km uzaklıkta olan bir dağ köyüne gittik. Kışın oraya çıkmak mümkün değildir eminim. Orada bir Kiliseye gittik. Papaz bana direkt soyun dedi. Noluyor demeye kalmadan Papaz eline makası aldı. “HOP! Ben bir kez oldum sünnet, bu bütün dinler için ortak sayılsın!” dedim. Herkes güldü, meğerse saçımdan biraz kesilmesi gerekiyormuş. Sonra vaftiz edildim, evlendirildim. Garipti…

Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün

Size Batum’un şehir merkezi hakkında hiçbir şey anlatmadığımın farkındayım. Ama bu da başka bir günün konusu olsun.

Tags : anıl kölmükanıl ve kelseyBatumbatum düğünCouchsurfingDüğüngezgingeziGürcistangürcü düğünüİnterrailİnterrail Türkiyekilise düğünüotostopsamsuntrabzonTürkiye
akol

The author akol

1 Comment

Leave a Response