close
İsrail haritası çizimi.

Emin Tomak, Samsun doğumlu bir yazar ve spor eğitmeni. Uzun süreden beri bir ülkü olarak belirlediği yazma işlevini yerine getirmekten uzakta, gündelik sorunlarıyla boğuşuyordu. Sağ olsun YazBuz için misafir olmayı kabul etti ve yazılarını yayınlamayı kabul etti.

‘’O gün RAB Avram’ la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağına kadar uzanan bu toprakları (…) senin soyuna vereceğim.’’ (Tevrat Yaradılış/Tekvin Bab 15)

Dünya da sınırları belli olmayan tek devlet olan İsrail’in kurulduğu tarih olan 1948 yılından itibaren yayılmacı politikasının sebebinin kutsal kitaplarından bir ayet ile göstererek konuya giriş yapmayı kendi açımdan daha gerçekçi buldum. Yıllardır basın ve medya yolu ile insanlara aşılanan, dökülen her kanın, işgal edilen her toprağın, petrol, demokrasi, güvenlik ve barış gibi nedenler gösterilerek gerçekleştirildiği aşikar. Lakin birde olaylara dinsel ya da kutsala bandırılmış olarak baksak belki de farklı bir bakış açısı yakalayabiliriz. Yukarıdaki ayette açıkça hedef gösterilen toprakların günümüzde içinde bulunduğu kaos ortamının nedenini İsrail Devletinin Arz-ı Mev-ud (Yahudiler tarafından belirtilen Nil’den Fırat’a kadar vaat edilmiş topraklar) inancının gerçekleştirilmesi amacı ile çok rahat bir şekilde ilişkilendirilebilir. Öte yandan bu coğrafya üzerinde yaşayan Müslüman devletlerin birbirilerine karşı boğaz boğaza verdikleri savaşların farkında olunarak veya olunmayarak İsrail Devletinin güvenliğinin sağlanmasındaki önemli rolü de unutulmamalı. Amerika Birleşik Devletlerinin en samimi müttefiki olan ve Ortadoğu da ki ileri karakolu konumunda bulunan İsrail ile ABD’nin dostluğuna da kısaca değinmek de fayda var. Çünkü 1960’lı yıllara kadar ABD’de ki restoranların girişinde köpekler ve Yahudiler giremez yazarken, ne oldu da son yıllarda ABD ve İsrail bu kadar yakınlaştı?

İncilin özellikle Yuhanna bölümün de vurgulanan son savaş ve sonrasında gelmesi beklenen İsa Mesih ile Yahudilerin Kral Davud Soyundan gelecek olan Mehdi bekleyişi iki devleti son bir savaş isteği ile bir araya getirmiştir ve ikisi de birbirine köprüyü geçene kadar ayıya dayı denir dostluğu kurdurtmuştur. Amerika Birleşik Devletleri 43. Başkanı George Bush yönetiminde, danışmanı Condolezza Rice tarafından söylenen ‘’Fas‘tan Çin sınırına kadar olan 22 ülkenin siyasi ve ekonomik yapısı değiştirilecek.’’ sözleriyle duyurulan BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) bugün nihai durumuna ulaşıyor. O dönemde sınırları çizilen 22 ülkenin içerisine sürüklendiği kaosun nedenleri, Amerika’nın bu ülkeler için biçtiği sözde demokrasi eksikliğiyle meydana gelmektedir. Amerika’nın okyanus ötesi için hazırladığı demokrasi politikaları, iktisadi ve eğitim seviyeleri düşünülmeden sadece kendi arz ve çıkarlarına uygun şekilde yansıtılması da ayrıca bir sorunsaldır.

Bu açıklamanın yapıldığı tarihten günümüze gelindiğinde; ilk olarak 11 Eylül 2001‘deki terör saldırılarından sonra Irak’la başlayan savaşlar dikkatimizi çekiyor. 2010 yılına gelindiğinde ise, Tunus’da başlayan Arap Baharı’nın getirdiği istikrarsızlıklar ve iç savaşların ardından Amerika’nın sunduğu sözde demokrasinin sadece hayal ürünü olduğunu bizlere gösteriyor.

George Bush’un ordusunun Irak’a yaptığı müdahalenin hemen ardından yaptığı açıklama da: ‘’Tanrının emri yerine geldi, bu bir haçlı seferidir.’’ sözleriyle Ortadoğu’da başlatılan kanlı yıkımların sadece söylenildiği gibi sadece demokrasi ihtiyacından ya da petrol ve insan hakları gibi nedenlerden olmadığını itiraf eder niteliktedir. Sonrasında meydana çıkartılan IŞİD’in ise izlediği yollar ve attığı adımlar Müslüman çizgisinden daha çok, Mesih ve Mehdi yörüngesinde ilerlemesi buna paralel olarak gösterilebilir. Liderleri Ebubekir El Bağdadi’nin ‘’İsrail Fitneye karışmadığı için onlara dokunmuyoruz.’’ sözünün perde arkasındaki gerçeklere kapı açtığını görebiliriz.

Müslümanın Müslümana düşman olduğu bir bölgede, en karlı çıkan ülke durumunda olan İsrail amaçlarına yavaş ama emin adımlarla ilerlemektedir.

Suriye üzerinden giden Ortadoğu siyaseti, 3. Bir Dünya Savaşının algısını yavaştan kamuoyu üzerinde oluşturmaya başladı. Taraflar kendini belli etmişken önümüzdeki süreci belirleyecek olan şeyler, sürekli pompalanan kimyasal silah ve güvenlik gerekçeleri mi, yoksa yine kutsal metinler de ki apokaliptik alıntılar mı durumu şekillendirecek, önümüzdeki yazılarda bunlara tekrar değinmeye çalışacağım.

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Emin Tomak
emintomak@gmail.com

Tags : abd ortdadoğu politikasıamerika neden ortadoğudaarap baharı nedenleriisrail neden kutsal topraklardaisrail ortadoğu politikasıisrail oyunlarıkutsal topraklar neden önemli
akol

The author akol

Leave a Response