close

Ne, Ne Değildir?

Ne, Ne Değildir?

Cep Telefonunun İcadı

İlk Cep Telefonu

Cep Telefonun İcadı

Telefonun ilk icadı Alexander Graham Bell tarafından yapıldığını duymuşsunuzdur. Ancak cep telefonunun tarih sahnesine çıkışında emeği olan kişinin kim olduğunu biliyor musunuz? Martin Cooper 1973 yılında cep telefonunun ilk temelleri olan şebeke teknolojilerinin araştırmalarına başladı. GSM teknolojilerinin de ilk çalışmalarını aynı dönemde başlamıştır. 1982 yılına gelindiğinde ise, dünyanın her yeri ile anlık görüşmek için kablo döşenmesi fikrine karşıt bir düşünce ile başlamıştır. İlk cep telefonları arasında olan görüşme de Finlandiya da gerçekleştirildi. 1992 yılına gelindiğinde ise tarih sahnesi ilk sms gönderimine tanık olmuştu.

Telefon Nasıl Keşif Edildi?

3 Nisan 1973 yılında icat edilen telefon ile ilk görüşen kişi, Graham Bell’in telefonu icat ettikten sonra kız arkadaşını aramasından esinlenerek Martin Cooper tarafından gerçekleşmiş ve karısını aramıştır. Yapmış olduğu telefon boyutu ile kaldırım taşından farksızdı aslında, 850 gram ve 25 cm büyüklüğündeydi. Günümüzde olan telefonlara kıyas ile bu telefon ile birini öldürmek mümkündü aslında. Ayrıca yaydığı radyasyon da çok yükstekti.

Telefonun icadı tarihte hızlı bir dönüşüme sebep oldu, bu konuda Avrupa hızlı davranarak, Telekomükasyon Standartları Komitesini kurarak patent ve telif haklarını kıtada tuttu . Sonrasında da 900 Mhz frekansında çalışması için alt yapı çalışmaları için geliştirmeler yapıldı. Yaydığı yüksek radyasyon ile ilgili çalışmalar ise 2000’li yılları bulmuştu. Türkiye de olan ilk GSM operatörü de Turkcell olmuştur. 1994 yılında yayın hayatına başlayan Turkcell, iki ayın sonunda Telsim ile rekabete başladı. Vodafone Türkiye pazarına Telsim ismi ile girdi.

read more
Ne, Ne Değildir?

Dünya da Yapılan İlk Bilgisayar

Dünyanın İlk Bilgisayarı

Dünya da Yapılan İlk Bilgisayar

Bilgisayarın tarihi, çeşitli hayal kırıklıkları ile doludur aslında. Bilgisayarın ilk yapım amacaı Charles Babbage tarafından fark makinesi ve analitik işlemler yapması için tasarlanmıştır. Bu fikir teoride oldukça başarılı olmasına karşın, pratiğe döküldüğünde istenen sonuçlara ulaşamamıştır. Bu hayal kırıklığına rağmen, bilgisayarın fikir babasının Charles Babbage olduğu kabul edilir.

Yıl 1850’ye geldiğinde ise George Boole kendi ismi ile yayınladığı 1 ve 0’lardan oluşan sistemi hazırladı. Bilgisayarların gelişim temeli olarak büyük bir adım olan bu gelişme ile, var ve yok mekanizması artık bilgisayarlar için işlevsellik kazanmıştı.

1890 yılında ise, Herman Hollerith geliştirdiği elektro mekanik araç, delikli kartlar ile bilgilerin ve amaçların yüklendiği bir depo alanıydı. Bu hesap alanı Amerika’nın 1890 nüfus sayımında da kullanıldı ve oldukça başarılı sonuçlar getirdi.

1931 senesine, Vannevar Bush tarafından büyük bir keşif gerçekleştirildi. Analog bilgisayarın temeli olan bu gelişmeye karşılık sadece sekiz yıl sonrasında yani 1939 yılında da Bell Labaratuvuarında sayısal bilgisayar üretimi gerçekleştirildi. Aritmetik matematik işlemlerinde bilgisayarların kullanımı böylece başlamıştı.

İkinci Dünya Savaşı geldiğinde ise, tarihin en karanlık savaşlarından biri yaşanırken, bilim ve bilgisayar cephesinde olan en büyük gelişmeler yaşanmaktaydı. Haward Aitken IBM ile eşgüdümlü çalışarak 1944 de MARK 1’i başarı ile tamamladı. İşlevselliği küçük olmasına karşın, büyük bir başarı olarak lanse edilmişti ve delikli kartlar ile data bankası oluşuyordu. Ancak asıl büyük gelişme Almanya’nın içerisinde olan gizli görüşmeleri ortaya çıkartmak ve askeri istihbarat toplamak amacı ile uzun süren çalışmalar ile ortaya çıkartılan ENIAC isimli bilgisayarın ortaya çıkması ile ortaya çıktı. ENIAC, MARK 1 ile kıyaslandığında çok daha hızlıydı, elektronik bilgisayara geçiş de böylece başlamıştı.

Ticari Bilgisayarlar Ne Zaman Yapıldı?

Ticari bilgisayarlar ise, ilk olarak seri üretime UNIVAC 1 ile başladı. Manyetik bant ile giriş ve çıkış birimleri bulunan UNIVAC 1, donanım olarak da ekstradan bir yazıcı ile birlikte kullanıcılarına sunuluyordu.

1964 ise transistorların yerini devrelerin alması ile, günümüzde olan bilgisayarların temeli açısından büyük bir adım olmuştur.

Ev Tipi Bilgisayarların Ortaya Çıkışı

Bilgisayarların gündelik hayatımıza uygun hale geçmesi ise 1980’leri bulmuştur. Bu zamanlar içerisinde IBM başta olmak üzere bir çok firma bu alanda gelişim göstererek gündelik ihtiyaçlar için bilgisayar kullanımını arttırmayı amaçlamıştır.

read more
Ne, Ne Değildir?

Yenilenebilen Enerji Kaynakları Hangileridir?

Yenilenebilir Enerji Kaynakları

Yenilenebilen Enerji Kaynakları Hangileridir?

Günümüzde fosil yakıt tüketiminin dünyaya verdiği zarar ve baraj ya da nükleer enerji santrallerinin de dünya için zararlarının bulunması, insan da sonu olmayan ya da yenilenebilen bir enerji kaynağı arama düşüncesi başlattı. Belirli bir kaynak sayesinde, kaynağın dayanma gücü ile eşgüdümlü olarak kendini yenileyebilen enerji kaynaklarının insanlar için kullanımı böylece başladı.

Yenilenebilir Enerji Kaynakları

Bilinen yenilenebilir enerji kaynakları: Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, dalga enerjisi, biyokütle enerjisi, jotermal enerji, hidrolik enerji ve hidrojen enerjisidir. Burada bahsedilen yenilebilir enerji kaynaklarının belirli bir kaynağı ya da yakıtı olduğunu hatırlatmakta fayda vardır. Yukarıda sırası ile verdiğim yenilenebilir enerjilerin kaynakları da: Güneş, rüzgar, okyanus ya da denizler, biyolojik artıklar, yer altı suları, nehirler, su ve hidroksitlerdir.

Yenilenebilir enerji kaynakları sonsuz kaynaklar değildir. Bu yüzden de enerji üretimi için kurulacak tesislerin, kurulacak bölgenin coğrafi yapısı, popülasyonu ve dağıtımı için gerekli koşullara müsaitliği düşünülerek araştırmalar yapılarak başlamalıdır. Bu eksende düşünüldüğünde enerjiyi kullanmadan önce, enerjiyi doğru ve verimli kullanmak daha önemlidir. Ülkemiz başta olmak üzere enerji üretimi sağlayan bir çok ülke, enerji üretimi sırasında kullandığının yarısından fazlasını kaybetmektedir.

Yenilenebilir enerji kaynakları maalesef sonsuz kaynaklar olarak düşünülmemelidir. Güneş enerjisi aralarında kaynak enerjisi en yüksek olanıdır, fakat güneşin de bir sonu olacağı gerçeğini değiştirmez bu durum. Rus yazar Isaac Asimov, 1956 yılında kaleme aldığı kısa hikaye olan “Son Soru” da bu konuda insanın bakış açısını ve gerçekten entropi’nin önüne geçilip geçilemeyeceği incelenmekte. Entropi, genel olarak bir fizik yasasıdır. Ancak açıkladığı değerler ile birlikte, felsefi ve teolojik olarak da kullanılmıştır. Bu yasa en genel tanımı ile her şeyin bir sonu geleceğini ve hiçbir enerji kaynağının süresinin sonsuz olmadığını söyler. Isaac Asimov’un bu kısa hikayesinde de, bütün sorulara yanıt veren ve insan için sonsuz yaşamı bulan bir bilgisayar keşif edilir, ismi Multivac’dır. Bu bilgisayara sorulan bütün sorulara yanıt verilirken, tek bir soru yanıtsız kalır. Bu soru da “Entropi tersine döndürülebilir mi?”.

read more
Ne, Ne Değildir?

İnternetten İlan Bulmanın Yeni Adresi: ivyo.com

ivyo.com

İnternetten İlan Bulmanın Yeni Adresi: ivyo.com

Günümüzde her ihtiyacımız için farklı iş yerlerine gitmek yerine bütün ihtiyaçlarımız için büyük bir süper markete gidiyoruz. Hem fiyatları daha uygun oluyor hem de bütün ihtiyaçlarımızı tek bir yerde karşılayabildiğimiz için, zaman kaybetmekten kurtuluyoruz. Bugün internette oluşabilecek ihtiyaçlarımız için de aynı durum geçerli. Araba ilanlarına bakmak için farklı bir sitede araştırma yapmamız gerekiyor ya da uygun fiyata ve kampanyalı alışverişleri öğrenmek için en azından birkaç saatimizi ayırmamız gerekiyor, tr.ivyo.com ise bize bu konuda olan ihtiyaçlarımızı tek bir yerde topluyor. Hem farklı internet sitelerinde ayıracağımız zamandan tasarruf etmek hem de gelişmiş arama motoru sayesinde farklı internet sitelerinde olan bütün ilanlara da erişim sağlayabiliyorsunuz.

Ivyo Sitesi Ne Hakkında?

Araba, ev, arsa, çeşitli internet kampanyaları, uçak, yat, ikinci el ve sıfır çeşitli ürünler; Kısaca internetten alışveriş ya da fikir almak istediğiniz bütün ürün grupları ile ilgili bütün ilanların ve bilgileri tek bir adreste toplandı. Siz hem zamandan tasarruf edeceksiniz hem de çok kısa süre içerisinde aradığınız ürün hakkında alternatif seçeneklere sahip olacaksınız. Yapmanız gereken sadece aradığınız ürünü tr.ivyo.com adresinde olan arama sekmesine yazmak. Sonrasında kendi ihtiyaçlarınıza uygun olanı belirleyip, satıcı ile irtibat kurmanız gerekecek sadece. Bugün tr.ivyo.com sayesinde, bir çok arama motoru ile eşgüdümlü çalışan sistemimizden faydalanabilir ve tek tek farklı sitelerde gezmek yerine tek bir site üzerinden bütün ilanlara ulaşabilirsiniz.

 

ivyo.com şuan Türkiye’de hizmet vermeye başlamıştır. Yakın bir zamanda tüm ülkelerde hizmet verecek hale geleceğini bizlere gösteriyor.

read more
Ne, Ne Değildir?

Tarihe Yön Veren İcat: Pusula

Pusula

Tarihe Yön Veren İcat: Pusula

Pusula dünyayı ve kıtaları keşif etmemizde ve bilimsel icatlarda çığır açan, tarihin geçiş dönemlerine ilham olmuş, yapılmış ve yapılabilecek en büyük icatlardan biridir. Çalışma prensibi oldukça basit olmasına karşın, işlevselliği hayat ya da hayatlar kurtaracak kadar büyüktür. Dünya da nerede olursanız olun, pusula sayesinde daime Kuzeyi ardından da istediğiniz konumu bulmanız mümkündür.

Günümüzde kullanılan GPS uygular ya da yüksek teknolojili yön bulma aletlerine kıyas ile pusula her daim kolay ve garanti çözümü vermiştir. Basit yuvarlak bir kap içerisinde bulunan bir yay ile size her daim kuzeyi yansıtır. İçerisinde olan mekanizma da Kuzey magnetizm alanını gösterir sürekli.

Tarihteki İlk Pusula Örneği

Dünya aslında büyük bir mıknatıstan farksızdır. Kuzey ve güney olmak üzere iki büyük ucu olan bu alanda, pusulalarda kuzey çekim alanı kullanılmaktadır. Bu yüzden de Pusulalarda N yani North (İngilizce kuzey demek) ve S yani South (İngilizce güney demek) olarak iki temel kısım vardır. Farklı çekim alanlarından etkilenmemesi ve mümkün olan en doğru sonucu vermesi adına 8000 millik çapa sahip olan dünya yüzeyinde pusula hafif ve sürtünmesiz olarak yerleştirilmiştir mekanizmasına. Aksi bir durum meydana gelseydi, manyetik alana göre yönlendirilmesi mümkün olmayabilirdi.

Dünyanın bütün eksenini düşündüğümüzde pusulanın her yerde yüzde yüz doğru sonucu vermesi pek olası değil. Bu bölgelerde olabilecek sapmalara göre de hareket halinde olan gemi kaptanları ya da uçak pilotları rotalarını belirlerler.

Pusulayı Kullanırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Pusulayı kullanırken dikkat etmemiz gereken en önemli kural çevresinde ya da etrafında farklı magnetik alanlar bulunmamalıdır. Aksi durumda pusula o magnetiğin çekim küresine girerek doğru yönü göstermesi mümkün olmaz.

İlk ortaya çıkışı milattan önce 100 yılına dayanan pusulayı ilk olarak Çinliler bulmuştur. Manyetik alanda serbest kalan bir objenin, kuzeye yöneleceği tezinden ortaya çıkarak pusulanın keşfi gerçekleşti. Günümüzde olan pusula görünümü ve kullanışlı halini kazandıran kişi ise Pierre de Maricourt oldu. İğneyi bir mile geçirerek, yarı saydam ve derecelendirilen bir yarı şeffaf kutunun içerisine yerleştirerek kullanmaya başladı. Böylece pusula günümüze kadar gelmeyi başardı.

read more
Ne, Ne Değildir?

Olasılıkların Tükenmediği Alan: Pi Sayısı

Pi sayısı

Hepimizin orta okulda ve lise yıllarında oldukça ismini duyduğumuz bir matematik formülü olan Pi sayısı hakkında bildikleriniz sizce yeterli mi? Eğitim hayatımızda kendimize sıklıkla sorduğumuz “Bu bilgi bizim ile ilgisi ne olacak ya da gelecek hayatımızda bu bilgiden nasıl yararlanacağız” sorusuna Pi sayısı kümesinde yazımda yanıt vermeye çalışacağım.

Pi, bir dairenin çevresinin çapına bölünmesine denir. Başlangıcı sizin de bildiğiniz gibi 3.14 ile başlar. Bu kısmı ise sadece başlangıçtır, sonsuza kadar hiçbir tekrar olmadan devam eder. Hiçbir öngörü ya da kesinlik olmadan sürekli yenileyerek kendini sürdürür. Bu ondalık dizelerin arasında, her bir sayı var aslında. Doğum tarihiniz, bilgisayar şifreniz, şu an baktığınız saat, dakika, saniye, vatandaşlık numaranız, hepsi onun içerisinde bir yerlerdedir. Ondalık dizeleri harflere dönüştürmek mümkün olursa; Var olmuş ya da var olacak bütün sözcükleri, cümle yapılarını, konuşmaları elde etmeniz mümkün olur. Ve olabilecek bütün ihtimallerle bunu yakalamak mümkün olur. İlk doğduğunuz anda söylediğiniz sözden, sevdiğiniz kişiye hitap ettiğiniz şekle kadar geniş bir evrendir. Pi sayısı hayatın kendisidir. Söylediğimiz, yaptığımız, yapacağımız her şey pi sayısının içerisindedir. Dünya içerisinde yer alan bütün ihtimaller aslında pi sayısının içerisinde yer almaktadır.

Pi sayısını ilk olarak Babillerin kullandığı bilinmekte. Eski Mısırlılar başta olmak üzere bir çok uygarlık tarafından kullanıldı. Aşağıda paylaştığım video da konu ile ilgili kaliteli bir örneğe ulaşmanız mümkün.

https://www.youtube.com/watch?v=4OIm37V4AAU

Ayrıca Pi sayısını, müzik diline çevirerek şarkısına çeviren bir sanatçı, bu formülün hayatın her yerinde ne kadar güçlü bir sesi olduğunu bize gösteriyor.

https://www.youtube.com/watch?v=xgg-g39MbZ0

read more
Ne, Ne Değildir?

Güneş Enerjisinden Nasıl Elektrik Üretilir?

Güneş Enerji Sistemleri

Güneş Enerjisinden Nasıl Elektrik Üretilir?

Fosil yakıt tüketimi, dünyaya ve solduğumuz oksijene çok fazla karbondioksit boşaltmakta. Bunun sonucunda küresel ısınma gibi felaketler kaçınılmaz hale gelmekte. Tabi bu durumun önüne geçerek, hem sağlıklı bir şekilde enerji üretimi hem de bütçenizi kurtaracak yöntemler de hali hazırda mümkündür. Bunlardan en bilinenleri; Rüzgar, dalga, güneş ve nükleer enerji sistemleri. Fakat nükleer enerji tesisinizi ev ortamında kurmanızın mümkün olmadığından dolayı, sadece Rüzgar ve Güneş enerji sistemlerini inceleyeceğiz.

Güneş Enerji Sistemleri

Güneş enerji sistemleri genel olarak iki farklı çalışma prensibi izlemektedir. Bu da iki farklı güneş enerji düzeneği oluşturmuştur. Termik Düzenekler ve Fotovoltaik Düzenekler olmak üzere iki farklı güneş enerji sistemi yer almaktadır.

Termik Düzenekli Güneş Elektriği

Güneşin ışıklarını toplayabileceği alandan meydana gelen ısının, düzenek içerisinde yer alan sıvıya ulaşması sonucunda buharlaşması ve ardından buhar türbininin çalışması ile birlikte düzeneğe bağlı bulunan jeneratörlere elektrik ulaşmasıdır.

Fotovoltaik Düzenekli Güneş Elektriği

Öncelikle fotovoltaik, güneş enerjisini, elektrik enerjisine dönüştüren yarıiletken maddelere verilen genel isimdir. Hazırlanan özel bir yüzeyi güneş görecek bir bölgeye yerleştiririz. Ardından kristalin güneş hücresinde olan aşağı ki kısmı, P tipi materyallerden en az bir tanesi ile tamamen kaplanarak, yeşil aralıkları oluşturması sağlanır. Ayrıca N tipi bir yukarı tabaka da hazırlanarak fosfor ya da arsenik gibi değişken elektronlar yaratabilecek kimyasallar ile kaplanır. Fotovoltaik devre eğer gerektiği şekilde hazırlanmış ise, elektronlar devreyi hazırlanan yollardan tekrarlayacak şekilde N yoluna doğru tamamlar. Elektrik bu sayede üretilir.

Yine bu yöntem sayesinde su tanklarında biriken suyun ısınması ile birlikte evlerinizde sıcak suyu da ücretsiz kullanmanız mümkün hale gelmektedir.

Güneş Enerji Sistemleri Faydalı mı?

Güneş enerji sistemleri genel olarak yaşadığınız bölge ya da konuma göre farklılık gösterebilecek bir kazanım sağlamaktadır. Eğer siz sadece gündelik ihtiyaçlarınız için bile düşünüyorsanız bu yatırım size kısa vadede geri dönüş sağlayacaktır. Burada bahsettiğimiz hem elektrik hem de sıcak su olarak, mevcut faturalarınızın tutarlarına kıyas ile çok daya uygun faturalar getirecektir. Hem de güneş enerji sistemlerinin bilinen hiçbir zararı da yoktur. Siz de gelecek nesillere güzel bir miras bırakmak için dünyayı koruyabilirsiniz.

read more
Ne, Ne Değildir?

Nükleer Santrallerin Çalışma Prensipleri ve Zararları

Nükleer Enerji Santralleri

Günümüzde nükleer enerjiler hem gündelik hayatımızın ihtiyaçları bakımından hem de çeşitli sivil toplum örgütlerinin yaptıkları eylemler ile gündemimizden düşmüyor. Peki nükleer enerjiler hakkında bildiklerimiz ne kadar doğru? Size nükleer enerji santrallerinin çalışma prensipleri ve bahsedilen doğaya karşı olan zararı hakkında bilgi vermeye çalışacağım.

Nükleer Tesis

Nükleer enerji sistemleri, dünya üzerinde bulunan bütün elektrik ihtiyacının %17’sini karşılıyor. Fransa gibi gelişmiş ülkelerin bir çoğu, enerji ihtiyaçlarının %50’sinden fazlasını nükleer enerji santrallerinden karşılamaktadır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının kamuoyuna duyurduğu verilere göre, Fransa elektrik ihtiyacının %75’ini nükleer santralin sağladığı enerjiden sağlamaktadır. Amerika ise bu konuda biraz daha geriden takip etmekte, enerjisinin sadece %15’ini nükleer santralden sağlıyor. Fakat son seçimlerde Amerikan başkanı olmayı başaran Trump’ın da söylediği gibi “Amerikan alt yapı sistemi çok eski ve yenilenmeye ihtiyacı var”. Yine de dünya üzerinde 400’den fazla nükleer tesis var olmasına karşın, bunların 100’den fazlası Amerika’dadır.

Nükleer Santral Nasıl Çalışır?

İlk olarak nükleer enerji santrallerinin vazgeçilmez yapı taşını bilmemiz gerekiyor. Bu da zenginleştirilmiş Uranyumdur. Her uranyum nükleer tesis için uygun değildir. Sonrasında Plütonyum’a ihtiyacınız vardır. Böylece yaşanacak olan fizyon tepkimesinin sonucunda, ortaya çok yüksek oranda enerji dalgası yayılır. Yayılan fisyon tepkimesinin ardından nötronlar etrafa yayılır ve bu nötronlar diğer uranyum çekirdekleri ile temasta bulunarak fisyonu elementin bütün atom çekirdeğinde tamamlanana kadar sürdürür. Ortaya çıkan enerji eğer kontrol edilemezse patlamaya dönüşür. Bunun ile ilgili Çernobil felaketini hatırlayabilirsiniz. Felaketin boyutu sadece şehir ve bölge için değil, yayılan rüzgar sayesinde bütün bir dünyaya etkisinde bulunmuştu. Bunun önüne geçmek için fazlalık nötronları tutan ve tepkimesini engelleyen bölümler vardır. Böylece kontrollü bir şekilde enerji kullanımı sağlanır.

 

Nükleer Santraller Neden Tehlikelidir?

İnşaatında ya da proje aşamasında, bölge seçimi, malzeme seçimi, yapının hava şartları için uygun olmayan bir bölge de inşa edilmesi gibi çok etkenli sonuçlardan, tehlikeler ortaya çıkabilir. Aslında nükleer santraller, elektrik üretiminde çok büyük avantajlıdır. Atmosferi kirletmez ve çok daha az radyoaktif atık bırakırlar. Taş kömürü gibi ilkel yöntemlere nazaran çok daha sağlıklıdır.

 

Az önce söylediğimiz gibi uzman olmayan eller tarafından yapılacak bir çalışma felaket ile sonuçlanabilir. Uranyum çıkartılırken veya sonrasında zenginleştirme süresinde yer alacak rafine etme sürecinde büyük radyoaktif kirlenmeler yaşanabilir. Düzgün soğutma yapılmayan bir nükleer tesis bir atom bombası kadar tehlikelidir. Fizyon kontrolü eğer sağlanamazsa, felaketin boyutu bütün bir kıtayı dolayısı ile dünyayı etkileyen bir sonuca ulaşır.

read more
Ne, Ne Değildir?

Dünyanın Gizli Mucizeleri: Kuzey Işıkları

Kuzey Işıkları

Norveç, Finlandiya gibi ülkeler başta olmak üzere yaz mevsiminin gelişi, aydınlığın ve umudun da gelişi olarak nitelendirilir. Sebebi kuzey ve güney de yer alan bu ülkelerin, kutuplara olan yakınlıkları yüzünden altı ay gece ve altı ay gündüz yaşamaları. Çok kısa bir zaman aralığında kısıtlı kalacak olan bu yaz mevsimi, hem coğrafya üzerinde olan bütün buzu eritiyor, hem de toprakları tekrar verimli haline geri döndürüyor. Fakat gözlerimiz ile tanık olabildiğimiz gerçek mucize ise gökyüzünde saklıdır. Aurora Borealis ya da bilinen adı ile Kuzey Işıkları. Sadece kuzey kutbunda belirli zaman aralığında ortaya çıkan bu durum, büyük bir şölendir. Yöresel halk geçmiş zamanlarda yazın geldiğini müjdeleyen bu ışıkları Tanrının bir lütfu olarak yorumlarlardı. Farklı renklerde olan ışıklar, hava karardıktan sonra ortaya çıkar ve dans etmeye başlarlar.

Güneşin içerisinde oluşan fırtınaların yol açtığı manyetik akımların, dünya üzerine yansıması olarak bilinen Kuzey Işıkları aynı zamanda Güney yarım kürede de yer almaktadır. Güney yarım kürede yer alan ışıklara ise Aurora Australis ismi verilmektedir.

Kuzey Işıkları

Nasıl Oluşur?

Kuzey ışıkları, güneşin içerisinde yer alan nova patlamalarının etkileriyle ortaya çıkan manyetik fırtınaların yarattığı solar rüzgarların içerisinde yer alan elektronların, dünya atmosferin de yer alan manyetik alanlar ile girdiği etkileşime verilen genel isimdir. Solar rüzgarlar ışık hızını andıran bir hız ile (saatte 1 milyon mil) hız ile güneşten uzaklaşarak, Güneş sisteminde yer alan bütün yapı taşları ile temasa geçerler. Güneş ışıkları sekiz saniye de dünyaya ulaşırken, solar rüzgarlar 40 saatte dünyaya ulaşmayı başarırlar. Ardından dünyayı savunan manyetik alan yani manyosfer duvarı ile buluşurlar. Bu buluşmanın ardından kimyasal reaksiyon gösteren manyosfer, solar rüzgarın içerisinde yer alan elektronlara karşı tepkime oluşturur. Genel olarak bu tepkimenin göze yansıyan ışık olaylarına da Kuzey Işıkları ismini veriyoruz.

Kuzey Işıkları

Nerede İzleyebiliriz?

İzlenmesi için belirlenen zaman aralıklarında, aşağıda koyacağımız liste de yer alan bölgelerden birinde olmanız yeterlidir. Daha önce izleyen kişiler, karşılaştıkları hiçbir şeye benzemediğini ve yaşadıkları en iyi deneyim olduklarından söz ettiler.

  • Svalbard, Norveç
  • Kakslauttanen, Finlandiya
  • Jukkasjärvi, İsveç
  • Reykjavik, İzlanda
  • Kuzey Kanada
  • İskoçya, Büyük Britanya

 

Kuzey Işıkları

 

read more
1 7 8 9
Page 9 of 9