close

Blogger

Blogger

Bir Kendini Bilmezin Hatıra Defteri

Anıl Kölmük

Bu başlangıçlardan kaçınmak hiç kolay olmuyor. Mutlak olarak yazının bir girişi olması gerekiyor, bu girişi de bir şekilde atlatarak yazının asıl hikayesine bir türlü geçemiyoruz. Sizden beni bu konuda affetmenizi diliyorum, çünkü ben kendimi affetmezdim. Bile bile hata yapmak da ne büyük lüks, bu sıralar çok fazla lüksüm kalmadı idare edin (yazar burada ağır yalan konuşuyor (vay ibne) ). 

read more
Blogger

Uyandım ve Tekrar Hatırladım

Ateşi tutmak

Metropolis filmi beni başlı başına etkilemeyi başaran nadir yapımlardan biri. Hatta filmin son repliği hayatımda olan vizyonumu oldukça etkilemişti;

Bazı insanlar akıl gibidir, düşündükçe var olurlar, var ettikçe düşünürler. Ama onlar düşündüklerini gerçeğe döndürecek yetkinlikten çok uzaktadırlar. 

Bazı insanlar el gibidir, çalıştıkça var olurlar, var oldukça çalışırlar. Onların iradeleri, demirde bile yoktur. Fakat onları yönlendirecek bir akıldan yoksundurlar.

Bazı insanlar ise kalp gibidir, aklın ve ellerin arabulucusudur.

Bu filmi ilk kez izlememin üzerinden belki de dokuz yıldan fazla geçti. Şimdi ise kendi rolümü tekrar hatırlayacak bir durum ile karşı karşıya kaldım. Uzun zamandır bir uyuşturucunun etkisindeydim ve kendimi bırakmıştım. Derin bir uyku hali gözlemlenebiliyordu bedenimde. Fakat bir trajedinin bütün bu yetersizliklerden çıkartıp alabileceğini hiç düşünmezdim. Ben iki gün önce uyandım ve tekrar hatırladım kim olduğumu. Size hikayemi anlatmak için buradayım.

read more
Blogger

Uzaktan İlişki Yürütme Yöntemleri: Kartpostal Atmak

Kadir Kölmük Çocukluğu

Uzaktan ilişki yürütmek gerçekten çok zor. Kelsey ile ilişkimizin ikinci yılına girerken, son altı aydır görüşememenin verdiği sıkıntılar da yanında geliyor. Artık tamamen onun okulunu bitirmesine ve sonrasında atacağımız adımlara konsantre olmaya çalışıyoruz. Bu eksende de tabi ki para kazanmaya…

Kartpostal gelmiş bugün eve, tabi ailem de alıştı artık bu kadar kart gelmesine. İşin problemli kısmı, ben böyle geleneksel işleri seven bir insan değilim. Duyguların, düşüncelerin özel olabilir, mail at gelsin işte. Fotoğrafını çek, at gelsin. Ama yok, Kelsey yine her zaman ki gibi duygularını kağıda bastıra bastıra yazacak, sonra da bana gönderecek. Tamam bak ciddiyim, sorunum bunun ile ilgili değil, ama benden de aynı şeyi bekleme kısmı yok mu… O işe bir çözüm bulamadım. Şimdilik maddi problemlerim var diye bahaneleri sallıyorum, aksi durumda maaşı PTT’ye bağlamak gerekirdi. Beş yüz gramlık bir kargo için 90 TL fiyat çekiyor sağ olsunlar.

read more
Blogger

Yılın Son Karını Gördük; Tavşan Dağı Kır Evi

Merzifon Dağ Evi

Merhabalar; geçen hafta Samsun Yamaç Paraşütü Spor Kulübü’nün, Derin Yamaç Paraşütü Spor Kulübü (Merzifon) ile birlikte ortak bir etkinlik hazırladığı bilgisi paylaşıldı. Etkinlik için düşünülen tarih olarak da 18 Mart 2017 olarak, Merzifon Tavşan Dağı olarak belirlendi. Geçen yıl yine aynı dönem içerisinde yapılan bu etkinliği bilen arkadaşlar, bana da yaşanabilecekler hakkında öyküler anlatmaya başladılar. Tabi onların yaşadıklarını kendi öykümün üzerinde anlatmak niyetinde değilim, fakat orayı kötü anan bir kişi bile olmamıştı. Gideceğimiz yer hakkında basit bir bilgi vermem gerekirse; Merzifon içerisinde bulunan bu Tavşan Dağı, eşsiz manzarası ve doğal havası ile şehrin monotonluğundan kaçmak isteyen insanlar için bir çıkış noktası olması umulmuştu. Oraya çok hoş bir bağ evi, bir koruyucu evi ve yaklaşık altı dönüm arazi içerisinde piknik alanı hazırlanmıştı. Ancak beklenen ilgiyi maalesef görememişti. Derin Yamaç Paraşütü Spor Kulübünün yoğun çalışmaları ve Merzifon da geliştirilmeye çalışılan paraşüt sporunun Merzifon Belediye Başkanı tarafından da doğrudan desteklenmesi sayesinde alanın tamamı Derin Yamaç Paraşütü Spor Kulübünün hususi kullanımına tahsis edilmiştir.

İlk yola çıkarken, insanların yorumları ya da gideceğim ekibin ne kadar kaliteli olduğu gerçeği küçük bir an için kayboldu ve gidip gitmemek konusunda kararsız kaldım. Fakat Kadir Mert’in yoğun ısrarları beni yine evden çıkarttı… Samsun İlkadım’dan, Amasya Merzifon’a yaklaşık bir buçuk saatte vardık.

Amasya Merzifon Tavşan Dağı

Merzifondan içeri girip yavaşça Tavşan Dağı yoluna girdiğimizde ise, artık yeşil veya kırsal olan bitki örtüsü yerine bembeyaz bir çarşafa bırakmıştı. Gözümün alabildiği her yerde kar vardı. Daha geçen hafta Samsun da şort ve t-shirt ile dışarı çıkmıştım, ama burada bir metreden daha fazla kar vardı. Alt parantez olarak söylüyorum, tabi ki kalın kıyafetler ile birlikte gittik. Ama yine de çok üşüdük… Bizim gittiğimiz araçlar arazi araçları değillerdi, buradan Merzifon Belediye Başkanı Alp Kargı’ya teşekkür etmem gerekiyor. Bir metrenin üzerinde kar olan bir dağ yolunda seyahat etmemize karşın, asfalt üzerinde ne bir buz ne de bir kar birikintisi mevcuttu. Samsun Büyük Şehir Belediyesi ise, son elli yılın en yüksek kar yağışı yaşanan Samsun’un en işlek caddelerine bile kar küreme araçlarını sokmamıştı.

Merzifon Tavşan Dağı Paraşüt Etkinlik

Geldiğimizde, giriş kısmından dağ evine kadar yaklaşık beş yüz ya da altı yüz metre kadar da yürüyerek gitmemiz gerekiyordu. Önce 4×4 araçlar önden giderek yol açtılar, peşlerine bizler araçlardan inerek yürüyerek izleri takip ederek ilerledik. Tabi bu kadar yoğun bir kar arasında yürümenin zorluğunu hissetmek ayrı bir zevk verdi. Asıl süprizi ise dağ evini gördüğümüzde yaşadık!

Merzifon Tavşan Dağı Kır Evi

Ev içerisinde dört oda, iki şömine, bir mangal, bir soba, iki tuvalet, bir mutfak bulunuyordu. Göründüğü kadar ufak değildi. Girdikçe, Harry Potter romanında olan çadırlar gibi katlanarak büyüyor gibi hissettiriyordu. Girdikçe daha büyük sırlar barındıran evler gibiydi. Fakat unutmadan bu evi özel kılan bir diğer ayrıntı da manzarasıydı:

Merzifon Tavşan Dağı Manzarası

Tabi karnı acıkanlar direkt olarak manzarayı ve diğer ayrıntıları boş vererek mangalın başında yer almaya gittiler, fakat ben yine de kendimi eve tıkama niyetinde değildim. Orada Zafer ile karşılaştık sağ olsun beni kırmadı ve kızak bularak kaymaya çalıştık, beceremedik. Sorun bizdeydi bence, kızakta değildi. Sonrasında Okan ve Serdar da bize katıldı, bu sefer kızaklara suç bularak poşet ile kaymaya çalıştık. Daha iyi olduğuna garanti verebilirim. Sonrasında kardan kadın yaptık, dağ yürüyüşleri düzenledik ve daha bir çok şey.

Merzifon Tavşan Dağı Evi

Gece ilerledikçe, sohbetler, ateş başı oyunları, tavla, batak derken zaman geçiyor ve sohbet koyulaştıkça biz daha çok kendimizi oturduğumuz yere bırakıyorduk. O küçücük anlardan birinde Zafer ile göz göze geldik ve ilk atak benden çıktı “Hadi gece yürüyüşü!”. Hemen akabinde Mustafa, Volkan ve Zafer bana katıldı ve üzerimizi giyinerek ayın aydınlattığı kar yolunda yürümeye başladık. Araçlarımızın olduğu yere kadar ilerlediğimizde, Mustafa bana yukarı bakmamı söyledi. Daha önce bu kadar parlak noktayı yan yana sadece ekranlarda görmüştüm, gözüm gökyüzünde iken, kendimi karların üzerine doğru bıraktım. Ay sanki denize uyguladığı çekim kuvvetini yıldızlar ile birlikte benim üzerime yapıyormuş gibi hissediyordum. Özel bir andı, güzel bir geceydi.

18 Mart 2017 gecesi benim ve benim gibi düşünen bir çok insan için çok özel olduğuna eminim. Bütün gece sohbeti ile bana eşlik eden Mustafa Yılmaz, Volkan Övün, Nermin Yılmaz’a başta olmak üzere katılan herkese ve ev sahipliğini üstlenen Derin Yamaç Paraşüt Spor Kulübüne buradan çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

read more
Blogger

Pahlm Pelm’e İki Öğrenci Uzatır mısınız?

Anıl Kölmük, Kadir Mert Starbucks da

Arkadaşlar tekrar merhabalar. Bir kaç haftadan beri sosyal medya hesaplarımı kapatmıştım. Fakat kısa bir süre için tekrar hepsini aktif hale getirdim. Bu değişikliğin sebepleri arasında önceki yazılarımda da belirttiğim üzere hayatımda olan radikal değişiklilklere karşı istikrarlı devam etme dürtüsü yer alıyordu. Bugün de Kadir Mert ile birlikte büyük bir karar aldık. Aldığımız karar bazılarınız için komik, ulaşılmaz ya da aşağılayıcı gelebilir ancak biz Türkiye’den ayrılma kararı aldık. Niyetimiz Pahlm Pelm yani Kamboçya’ya gitmek. Ülkemizi ve milletimizi orada en güzel şartlar altında temsil etmek istiyoruz. Amacımız görüşme yaptığımız üç farklı şirket ile işi resmiyete dökerek orada çalışıp minimum üç yıl kadar yaşayacağız. Tabi böyle bir karar verme sürecini etkileyen bir çok faktör oldu, tek tek hepsinin üzerine durmak için ne sizin okumaya zamanınız yeter ne de benim hepsini tamamlamaya kelimelerim…

Kısaca bahsetmem gerekirse;

read more
Blogger

Depresyona Girmek İçin On Adım

Anıl Kölmük

Normalde yazdıklarımda olumlu hatıralarımı tercih etsem de, sanırım biraz gerçekçi pencere de yazılar yayımlamayı kendime sorumluluk biliyorum. Yazılarımda kendimi standart olarak altı ay öncesini tarih bilmeme rağmen, an odaklı ilk yazım da bu olacak. Kıymetini bilin hani…

Tuğba Aydın, Aleyna Aydın, Eda Hacıömeroğlu, Metin Toprak
read more
Blogger

Oyuncaklar Otostop ile Mardin’de!

Bülent Eren’in Karesinde Mardin OyuncakRail

Oyuncaklar Otostop ile Mardin’de!

2016 yılı bir çok insan için oldukça kötü anılar ile anılmaktadır. Ülkemizin yaşadığı terör olayları, ekonomimizin kötü gidişi, bir çok terör faaliyeti yüzünden Doğu illerimiz de yaşanan problemler ve daha niceleri… Ancak yılın son zamanlarında, en azından yüzümüzü güldürecek, içimizi ısıtacak bir gelişme yaşanması adına, İzmir’den yola çıkarak Mardinli çocuklar ile buluştuk. Amacımız oldukça basitti; Her çocuğun bir oyuncağı olmalıydı!

Hazırlık Süreci

İlk başta İnterrail ve oraya bağlı olan sayfalarda bir yayın başlatıldı. Amaç ve niyeti ortaya çıkartmak için ilk olarak YardımRail sayfası kullanıldı. Bu süreç içerisinde üzülerek belirtiyorum ki çok fazla yardımım dokunamadı.

Otostop hazırlığı sürdüren gezginler, Bülent Eren’in karesinde. Onur Kaya, Şemsa Aris, Berfin Aras.

İzmir de konu ile ilgili ilk buluşma 25 Ekim de yapıldı. Bu süreçte kimlerin katılacağı ve kimin ne kadar katkı sağlayacağı belirlendi. Benim burada olan temel vasfım fotoğraflanması ve medya için kaynak oluşturulması. Sonrasında bütün ekibin ikişerli olarak ayrılmasında karar verildi. Oyuncaklar her kişinin sırt çantasına alacağı kadar yerleştirildi. Sonrasında saatleri ve yolları ayırarak ilk iş Adana’ya varmak olarak belirlendi. Altı aydır otostop ile seyahatimi sürdürmeme rağmen, benim için en unutulmaz anlar bu otostop maceralarında yaşandığını da söylemem gerekiyor. Ben kendini geliştirmeye çalışan bir sanatçıyım, branş olarak fotoğrafçılığı seçmeme rağmen kendimi geliştirmeye devam etmeye çalışıyordum. Bu projede kendimi geliştirerek, fotoğraflarım ile bu özel anlara tanık olmak istedim.

Mardin’e Varış

Şemsa benim otostop arkadaşım olacaktı, kendisini daha önceden de yakinen tanıdığım için çok pozitif bir enerji ile yola çıktık. İlk otostop başlangıcımız biraz kısa oldu, çünkü ikişer ayrılmamız gerekirken biz dört kişi yola çıktık. Sadece İzmir-Kemalpaşa’ya kadar varabildik. Sonrasında ayrıldık ve yola devam ettik. Adana’ya kadar toplam on bir farklı araç ile ulaşmayı başardık. Otostop boyunca bizim ile birlikte olan insanlar, yani bizi götüren kişiler bizim bütün maliyetlerimi karşıladılar. Yol boyunca cebimizden bir lira çıkmadığını söylesem yeridir. Ancak yol boyunca çok yorulduğum için maalesef birkaç kez araçta sızdığımı itiraf etmem gerekiyor. Kısa süre sonrasında önce Adana’ya oradan da Mardin’e varmış olduk.

Mardin de Oyuncak Rail için konaklama yapılan konak.

Proje kapsamında 1500 oyuncak toplandı ve yaklaşık 100 kişi otostop çekerek bütün oyuncakları Mardin’e ulaştırdı. Mardin’e vardığımda ise yaşadığım anı kelimeler ile ifade etmek benim için çok güç. Kaldığımız yer Mardin’in eski yapıları arasında yer alan bir konaktı. Müthiş bir enerji vardı içerisinde. Tabi şarkılar, türküler eşliğinde ilk gece biraz kısa sürdü. Herkes malum yol yorgunuydu. Mardin’de ertesi gün için planlar yapıldı ilk gece. Herkes için hedef bir bölge ve şehri iyi bilen bir rehber bulundu. Rehberler de yine bizim arkadaşlarımız olan ve bölgeye hakim olan İnterrail üyeleriydi. Benim olduğum grup Kızıltepe’ye geçtik.

Oyuncakların Dağıtımı

20 arkadaş ile, bize tahsis edilen servis aracı ile birlikte Kızıldere’ye ulaştık. Sonrasında elimize aldığımız oyuncaklar ile araçtan çocuklara doğru koştuk. Bu koştuk kelimesini mübalağa ettiğimi düşünmeyin, gerçekten elimize oyuncakları alarak çocukların üzerine koştuk. Çocuklar tamamen şaşkın bir ifade ile bizlere baktılar. Onlara oyuncakları verdiğimizde gerçekten, şaşkın ve kırılgan şekilde kabullenmekte problem yaşadılar. O kadar gururlulardı ki… Her sokağa girdiğimizde, çocuklara sarılıyor ve oyuncakları dağıtıyorduk. Bir arkadaşımız da gitar çalarak bize eşlik ediyor, bu ölümsüz ana müthiş bir katkı sağlıyordu.

Abdulkadir Yazıcı çocuklara ve oyuncaklara sarılırken.

Hayatım boyunca unutmayacağım bir anı yaşıyorum. Çocukların ailelerine ve orada olan yerel halk ile ilgili bilgiler aldık. Yaşadıkları problemlere ve mutluluklara tanık olarak onların kültürlerine adaptasyon yaşamaya çalıştık.

Öğleye doğru, yorulmaya başladık tabi… Sonrasında Mardin merkez de yer alan Karakol meydanına geçerek, 1000’e yakın Suriyeli çocuk ile buluştuk. Akşama doğru da konakladığımız yere geri döndük.

Akşam kaldığımız yere döndüğümüzde, hepimizin suratında hayatımız boyunca ender yaşayabileceğimiz bir gülümseme oluşmuştu. Bunu bir daha yaşayabileceğimi hiç zannetmiyorum. Hepimizin artık ailemize ve çevremize anlatabilecek ölümsüz bir anımız vardı.

Midyat Mülteci Kampı

Ertesi gün Midyat da olan mülteci kampına geçmek hedefimizdi. Gün içerisinde yaşadığımız tecrübeleri geceden birbirimize anlatarak bu konuda hazırlık yaptık.

Bülent Eren’in karesinden, Mardin Oyuncak Rail.

Oraya ulaştığımızda gördüğümüz tablo oldukça kötüydü. Biz de orada olan atmosferi yükseltmek için elimizden geldiğince şarkılar ve oyuncaklar eşliğinde onlara bir günlüğüne bir mutluluk vermeye çalıştık. Şimdilik anlatacaklarım bunlar, sizi çektiğim fotoğraflar ile baş başa bırakıyorum.

Bülent Eren’in karesinden, Mardin Oyuncak Rail. Dilara Ömer, Ömer Şık, Halil Çiftsüren
Bülent Eren’in karesinden, Mardin Oyuncak Rail. Bir çocuk yüzüne boya ile kedi çizilmiş.

Bülent Eren
fb.com/blnteren
instagram.com/travelerphotographer

read more
Blogger

Samsundan Ankara’ya Otostop İle Seyahat

Ankara Otostop Gezginleri

Ankara Seyahati

Gürcistan’dan geri döndükten sonra yol güzergahımızı belirlemek konusunda biraz problem yaşadık. Ama her koşulda ilk olarak gitmemiz gereken adres Ankara idi. Biz de bunun bilinci ile akşam saatlerinde Selahiye mahallesinde olan babaannemin evinden karnımızı doyurmuş şekilde Samsun otogara doğru yürümeye başladık. Benim sırtımda 34 kilo, Kelsey’in sırtında ise 18 kiloluk yük ile birkaç kilometre bayır çıktıktan sonra ikimiz de akşam sıcağında kan ter içinde kalmıştık.

Samsun – Ankara Otostopu

Samsun’dan Ankara’ya otostop çekmek için Bülent Eren’den taktikleri aldık. Otogar yolunun biraz daha ilerisinde otostop çekmeye başlayacaktık. Aman yarappi! O da nesi: Bir yağmur yağmaya başladı bunu kelimeler ile anlatmak çok güç. Hani bardaktan boşalırcasına yağar derler ya, bunu gerçekten yaşadık. Çantalarımız su alır mı almaz mı sorunsalı ile de karşı karşıya kaldık hemen. Sığınabildiğimiz ilk kapalı yere girdik, oradan elimizi uzatıyoruz birinin durmasını umarak. Fakat hem hava karanlık hem de beklediğimiz yerde araçlar tarafından görüşümüz oldukça düşüktü. Fakat yine mucize gerçekleşti, birkaç dakika içerisinde bir araç durdu: “Gençler nereye?” diye bir kafa çıktı araçtan. Tofaşın bilmediğim bir kuşunu simgeleyen beyaz araçta iki kişi, Tokat yoluna doğru ilerliyorlarmış. Ankara yolu da aynı güzergahta olduğu için gittiğimiz kardır diyerek bindik arabaya. Ama Ankara yolundan Tokat yoluna giriş, iki tünelin arasında ışık olmayan bir yolun içinde. İşte o an dedim sıçtığımız an, kimse bizi buradan almaz diye. Etraftan da hayvan sesleri geliyor, dedim çadır kuralım çünkü durmaya çalışan araç bile durmaya yer bulamıyor, olduğumuz yerden de iki tünel arasında olduğu için hareket edemiyoruz. Ve mucize tekrar kendini gösterdi; bir kamyonet bir şekilde durdu. Adamın aslen Ünye’li olduğunu ve bizim köyden olduğunu öğrenmem de ayrı mucizelerdi.

Anıl Kölmük, Kelsey Reinertson
Kelsey ve Anıl Otostop ile Gezerken. Ankara.

Ankara’ya bir şekilde vardık sonrasında da tabi gidecek bir yer ya da yanaşacak bir arkadaş arayışına geçtik. Orada olan arkadaşlarımdan Çağdaş Kurt o gün müsait olmadığından biz de alternatiflere yöneldik. O gün ki Ankara sıcağı hakkında söylenecek çok söz olsa da kısa sürede Furkan Yazıcı bana evini açtı. Kendisi benim eski kız arkadaşım Ayşenaz Sönmez’in yakın bir arkadaşıydı, sağ olsun Ayşenaz ile ayrılmama rağmen bir kez bile bana karşı ön yargıda bulunmadı. Kelsey ile de zaten onun evine gitmem ayrı bir ironiydi, fakat hiçbir sorun yapmadı. Gittik evine, biraz uyuduk, dinlendik, duşlarımızı aldık Kızılay tarafına doğru yürüdük.

Kızılay da hayatımı değiştiren bir başka insan ile birkaç dakika sonrasında bir araya geldik Onur Kaya. İnterrail Türkiye ve Otostop Türkiye sayfalarını Facebooktan takip edenler kendisini yakından tanır. Türkiye de ki bütün illeri otostop ile gezmiştir kendisi. Gündelik olarak girdiği Ankara da bir tavuk lokantasında bizi misafir etti, ısmarlar diye çok bekledim ama ısmarlamadı hiçbir şey. Acısı ile tatlısı ile Ankara da iki gün dinlendik ve asıl güzergahımızı seçmeye başladık. Peki sırada neresi vardı? Biri oradan Kapadokya mı dedi?

read more
Blogger

Yeni, Yine, Yeniden Batumi Gezisi

Batum Gezisi

Malum doğum günüm yaşandı ve bitti. Ancak önemli olan öncesinde olan hazırlıktı. Doğum günüm için Seval ile Kasım ayı civarında buluşup, buluşamayacağımız hakkında konuştuk. Sağ olsun kırmadı beni Hollanda’dan gelmeyi teklif etti. Ama bildiğiniz gibi ülkemizde yaşanan terör olayları ve gündemin yoğunluğu nedeniyle hem yıl başı hem de doğum günüm için düşündüğümüz etkinlik için Türkiye çok uygun bir yer değildi. Biz de fikrimizi değiştirerek, daha önce Kelsey ile birlikte seyahat ettiğimiz Batum da etkinliği yapabileceğimize karar verdik. Bu arada fark etmişsinizdir ben yılbaşı çıkışlıyım. Velhasıl nasıl yapalım, nasıl edelim diye tartıştık durduk. Sonunda çekirdek kadroyu belirledik, plan, etkinlik, müze ya da hangi partilere gideriz hiç düşünmedik. Onlar bana güveniyordu ama ben geçen sefer Batum da bunları yaşamaya hiç fırsat bulamadım ki… Bu sefer de bulamayacağımdan emin bir şekilde gidiyordum. Neden Batum sorusu o gün de kafamı kurcaladı bugün de kurcaladı… Tabi Seval sadece üç-dört gün için gelmesi uçak biletine değmeyeceği için biz bir hafta minimum kalırız diye plan yaptık. Batum sorusunun yanıtı da aslında derinlerde… Ben bildiğiniz üzere Kelsey ile Batum da evlenmiştim (Paralel Evren Senaryoları: Bir Türk Bir Amerikalı ile Batum da Evlenebilir), sonrasında da orada olan vaftiz aileme orada olmak için söz verdim.

Kadromuz aslında oldukça sıra dışı kimlikli kişilerden oluşmaktaydı. Caner Soylu, konuşma bozukluğu ve sosyal sorumlulukları olmayan bir illüstratör. Onun ile Mert Volkan Gün isminde Samsun Kent Haber’in sorumluluğunu omuzlarında taşıyan bir arkadaşım aracılığı ile tanıştım. Yazmayı planladığım çocuk kitabına destek olabileceğini ifade etmişti.

Ekimizin diğer bir üyesi de Kadir Mert. Kadir ile dostluğumuz aslında birkaç ay öncesine dayanmakta. Kadir, sahibi olduğu OmuSozluk.com aracılığı ile tanıştık. Site içerisinde benim kadar onu tehdit eden olmamıştır sanırım. Ama bu tabi ki güzel bir dostluğun habercisi oldu. Kadir’in yazılımcı kimliği sayesinde hatta size şu an sesimi duyurduğum YazBuz.com’un temelleri de onun alın teri ile atıldı.

Seval ise benim yumuşak karnım, zayıf noktam, hayatımda ki değişmeyen tek yapı taşı. Seval ile üç yıl önce İstanbul Beşiktaş da çalıştığım spor salonuna gelmesi ile tanıştık. Kendisi Bahçeşehir Üniversitesinin, değişim öğrencisiydi. O zamanlarda dostluğumuz gelişti, sonrasında benim için iki kez daha Türkiye’ye geldi.

Aralık 25 olduğunda Kadir’in arabasında yola çıktık. Seval 26 Aralık da Batum Uluslararası Hava Alanına iniş yapacaktı. Onun için bir gün erken gitmenin faydalı olabileceğine kanaat getirdik. Sabah saat 7 gibi yola çıktık, yola çıkarken tabi benim unutkanlık yine üzerimde, çocuklar bana para veriyor puaça almam için. Fırına gidiyorum puaça almadan dönüyorum “Ne Aldın?” diye soruyorlar. “Islak mendil ve su”.

Yola çıkmamızdan bir saat sonrasında küçük bir sürpriz yaptı Kadir. Caner tabi arkada çoktan sızdı, co-pilotluk görevini ben üstleniyorum. Saat 14:30 civarında Sarp Sınır Kapısında olmayı başardık. Araç kuyruğu yaklaşık iki saat sürdü, bilmeyenler için araçlar içerisinde sadece araç sahipleri geçebilir diğer kişiler mutlaka yürüyerek geçmeleri gerekmektedir. Biz de öyle Caner ile birlikte Kadirin bekleyen konvoyun sonuna ulaşmasını bekledik ve sonra ayrıldık. Ben girişte olan Polis memuruna kimliği ve geçiş belgesini uzattım. Adam yüzüme baktı, evrak eksik dedi. Ne saçmalıyor diye “Anlamadım” dedim. “Annen ya da baban devlet memuru, çalışan kişinin kurumundan izin almadan yurt dışına çıkman yasak” dendi. Caner o an geri dönmek için adım attı, ama benim aklım Seval’deydi. Bir gün sonra uçaktan inecekti, onu Kadir ve Caner’in karşılaması gerekiyordu. Caner’e geçmesini söyledim, Kadir’e de gerekli talimatları verdim ve Sarp Sınır Kapısında tabiri caizse mal gibi kaldım. Annemi aradım, sağ olsun ertesi gün sabahtan kuruma ulaşmaktan başka şansının olmadığını öğrendik falan.

O gece kalacak ne yerim ne de bütçem de bunun için ayırabilecek ekstra bir yer vardı. Ben de yüreğimin sesini dinleyerek Artvin Kemalpaşa ilçesi yerine Hopa ilçesine ilerledim. Hopa da bir cafeye geçerek önce ısındım sonrasında da İnterrail Türkiye ve CouchSurfing de araştırma yapmaya başladım. Metin Toprak isminde çok saydığım ve sevdiğim bir Edebiyat öğretmenimiz var, yaşanan soruna karşı çok duyarlı yaklaştı sağ olsun. Hemen elinden geleni yaptı, bizi bir iki öğretmen arkadaşı ile irtibata soktu sonrasında da kalacak yer sorunu çözüldü.

Batum’a Geçiş

Ertesi gün bir şekilde Batum’a geçeceğimi bildiğimden rahat uyudum. Sabah hızlı bir şekilde Sarp’a yöneldim ve annemin faks yolu ile gönderdiği evrakların rahatlığı ile sınıra geçtim. Farklı bir Polis Memuru arkadaş bu sefer karşıladı, ekstra olarak benden pasaport da göstermemi istedi bu sefer. Annem memur olmasına rağmen bende Bordo pasaport bulunmaktaydı. Ama ben geçen yaz Kelsey ile gezerken sakladığım hatıra eşyaları bu pasaportun içerisindeydi. Ve içinde bir dolar da bulunmaktaydı. Ben de dikkatli olmasını içinde evrak olduğunu söyledim, adam gördü bir doları benim başımdan aşağı kaynar sular indi. Adam apar topar birkaç yere telefon açtı, arkama silahlı polisler geçti. Ben dedim şimdi boku yedin Anıl, bunu nasıl açıklayacaksın (Bilmeyenler için bir dolar FETÖ ile ilişkilendirilmiş bir paradır. Kendi aralarında bu şekilde etkileşim kurdukları söylenir). Ben korku ile beklerken polis memuru karşısındakinin mağduriyetini anlamak için hiçbir atakta bulunmadı. Biraz hır, biraz gür, biraz da neden geçtiğimi ve orada beni neyin beklediğini aktardıktan sonra geçtim. Sırf yolculuk öyküleri ile sekiz yüz kelimeyi tükettim. Ancak bana ölümsüz hatıra duygularını yaşatacak olanlar da gidişte yaşadıklarımdı.

Merhaba Batum!

Gitmem gereken yeri bilmenin rahatlığı ile elim ile koymuş gibi Kadir ve Caner’e ulaştım. Gittikten sadece yarım saat sonrasında Kadir ile birlikte Seval’i hava alanından almaya gittik. “Buluştuk sonunda!” dedim. Tabi ilk gün benim yol yorgunluğum ve orada olan vaftiz ailem ile görüşmem ile gitti. Ertesi gün şehirde gezmeye başladıktan sonra her sokakta her mekan da Kelsey ile küçük de olsa bir anım olduğunu fark ettim. İçimi deşen asıl kısım bu oldu sanırım. Ama bu seyahatin en güzel kısımlarından biri Seval ve Kadirin duygusal birliktelikleri oldu. Bu Haziran da onlar tekrar bir araya gelmek için sözleştiler. Böyle bir şeye aracı olduğum için çok mutluyum.

Daha fazla uzatmak istesem de sizin de vaktiniz olduğunu varsaymak istiyorum ve daha bir çok fotoğraf mevcut. Bu yaz Arjantin de görüşmek üzere….

Batum Sahilinde Selfie; Anıl Kölmük, Seval Özdemir, Kadir Mert
Batum Sahili
Batum Meydanında Yılbaşı Selfie; Anıl Kölmük, Seval Özdemir, Kadir Mert
Batum Yılbaşı Partisi, Batum Meydanı
Batum Surf Hostel Önünde Selfie: Anıl Kölmük, Seval Özdemir, Kadir Mert
Batum Surf Hostel
Batum Piazza Restoran Önünde Selfie: Anıl Kölmük, Seval Özdemir, Kadir Mert
Batum Piazza, Restoran İçerisi
Batum Piazza Restoran Selfie: Anıl Kölmük, Seval Özdemir, Kadir Mert
Batum Piazza, Restoran İçerisinde Selfie
Batumi Piazza
Batum Piazza

 

read more
Blogger

Paralel Evren Senaryoları: Bir Türk Bir Amerikalı ile Batum da Evlenebilir

Anıl Kelsey Batum Düğün

Yazıya ve yaşadıklarımızın ayrıntısına geçmeden önce, yaşananları tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Kelsey, kardeşim Efe’nin rahatsızlığı ile ilgili bana ve aileme destek vermek için Haziran ayında Washington’dan Samsun’a geldi. Bu süre zarfında kardeşimin hastalığı (miopati)’nın beklediğimiz gibi olmadığını sadece skolyoz olduğunu öğrendik.

Kelsey’in dönüş bileti yaklaşık iki buçuk ay sonrasındaydı ve bütçemiz kısıtlıydı. Yapılabilecek çok fazla seçenek yok gibi duruyordu. Ya bütçemiz ile ilgili bir bölge seçecek ve orada tatil yapacaktık ya da sürekli hareket edecektik. Recep isminde yılların eskitemediği bir dostum var, o bana Interrail Türkiye’den biraz bahsetti. Otostop olayları ve çadır kültürü bana çok uzak kavramlardı. Ama beni bu konuda teşvik etmeye çalışan insan sayısı hiç de az değildi. Ben de biraz mecburiyet biraz da bütçe sıkıntılarından dolayı, Kelsey’e bu konuyu açtım. O da kabul etti, biz de soluğu Decathlon da aldık. Kadir isminde internet siteleri ile haşir neşir olan paraşütçü bir arkadaşım var, bana 70-80 liralık bir çadırın fazlası ile işimi göreceğinden bahsetti. Uyku tulumu yerine iyi birer mat ve bir pikenin ikimiz için yeterli olacağını söyledi, dediği gibi de oldu zaten. Hazırlıklarımızı yaptık, gezintiye hazır şekilde kanımız kaynıyordu. Bu sırada nedenini hatırlamadığım bir nedenden ötürü, Kurupelit sahilinde Kelsey ile dolaşıyorduk. Sahi ya nedendi? O sırada sırtınca çadır, mat ve güzel bir çantası olan birini gördük. İsmi Çağdaş’tı, Ankara da Tarih okuyordu.

Çağdaş, Bülent, Anıl, Kelsey
Samsun Kitap Cafe; Bülent Eren, Çağdaş Kurt, Aleyna Aydın, Kelsey, Anıl Kölmük, Oğuz Ulusoy

Kelsey benim yanımda iyi Türkçe öğrenmeyi başarmıştı bu arada ve ona direk şunu sordu “İsmin Çağdaş ama sen Tarih öğrencisisin. İronik…”. Garip bir andı… Çağdaş bizi Bülent ile tanıştırdı gecenin devamında, o da eski Interrail Samsun koçuymuş sanırım. Emin olamadım. Sonrasında olaylar hızlı gelişti, Bülent’i bizim ile Batum’a gelmesi konusunda ikna ettim. Sonra ailesi ile konuştum ve seyahatimiz hemen başladı. Beklediğimizden daha hızlıydı…

İlk Otostop

İlk otostop maceramız için Samsun Belediye Evleri sapağından Trabzon tarafına giden güzergahı kullandık. Kelsey 1.80 civarında turuncu saçlı bir kız. Ben 1.90 sarışınım, Bülent de 1.80 ve uzun saçlı ve kıvırcık biri. Ekip tamamen turist görünümündeydi. Otostop çekenler daha önce bilirler, Türk görüntüsü otostop için biraz zarardır. Bunu tabi ki çok sonradan öğrendim. Bülent bize direkt, çok beklemeyeceğiz. Daha önce okuduğunuz her şeyi unutun, en fazla on dakika dedi. Dediği gibi de oldu. İlkay isminde ismini veremeyeceğim bir mağazanın Karadeniz bölge müdürü bizi hemen aldı. Trabzon’a kadar tek atış!

Anıl Kölmük, Kelsey Reinertson
Samsun Trabzon Yolu, Otostop ile seyahat

Sohbet falan derken biz akşam vaktinde Trabzon’da olmayı başardık. Ne yapalım falan diyorduk, tabi biz Bülent’i iyi tanımıyoruz o da bizi iyi tanımıyor. Kamp yapalım, bizim planımız gündüz Trabzon da biraz gezmek, Kelsey’e şehrin güzelliklerini göstermek. Tamam dedik, şehrin girişinde olduğumuzdan Bülent’in aklına uyduk, şehrin diğer tarafında olan kumsal alanına giderek kamp yapmaya karar verdik. Bir ince de tabi açlık başladı, ben tabi ağır şekilde bütçe hesapları yapıyorum. Dedim nesfit’e kitlen yanına da patates alalım ateş yakarız, şişeriz falan. Tamam dedi herkes. Bir de kavunlu şarap aldık. Başladık yine otostopa. Bu sefer biraz daha fazla bekledik, sanırım altı belki de yedi dakika kadar. Levent isminde bir abimiz bizi karşıladı orada. Kendisi Trabzon da bir Tekel bayi işletiyordu. Bizi güzel bir kamp alanına götürdü, fiyatta anlaşamadık, sonra kendi yazlığının olduğu bir ada kısmına götürdü. Orası işte cennet gibiydi.

Trabzon Kamp Alanı
Trabzon Kamp Alanı

Geceyi ateş yakarak, şarap içerek geçirdik. Levent daha önce yurt dışı görmüş ve kültürlü bir insandı, ben Bülent ile sohbete daldığımda o da Levent ile sohbet ediyordu. Gece iyiydi doğrusu…

Sabah olduğunda ne yapacağımız hakkında hiçbir soru işareti yoktu, deniz çok güzeldi. Sabahın ilk ışıklarında dalgasız suya ilk dalan Bülent olmuştu. Onun sesini duyan ben, daha fazla duramadım çadırın içinde. Hemen giydiğim gibi mayomu atladım Bülent’in peşine. Ama çadırların sabah güneşine karşı havasız kalmasına karşı hiçbir çözüm üretemedim. Bakın o kadar kişi ile konuştum bunun çözümü yok mu diye, yok abi yok. Ölüm ya…

Kelsey ve Anıl Trabzon
Kelsey ve Anıl Trabzon

Kalktık ettik derken otostopa devam edeceğiz tabi… Nereye, nereye? Mantıklısı Trabzon’a dönmek diye geçiriyorum ben içimden, Bülent dedi Rize Rafting falan… Olabilir dedim. Başladık otostopa, pat Gürcü plaka bir araç durdu. Nereye diyorum, Türk zannettim adamları. “I dont speak Turkish” dediler. Döndüm, ikisinin gözünde de, hadi Gürcistan’a gidelim ışığını gördüm. Durmak yok dedim, yola devam (ironi).

Sarp sınır kapısının olayını bilmiyoruz ya biz, Gürcüler ile gittik. Adamlar tecrübeli tabi, araba ile orada iki saat kadar bekleyeceğimizi biliyorlar. Gittik kimlikleri verip on beş lira ile giriş izni aldık falan. Sonra geçiş yaptık, ki geçmek ölüm gibiydi. O ne kalabalıktır! Kavga, dövüş, hır, gür derken biz geçtik bir şekilde karşıya. Adam bizi bırakmıştır zannediyorum ben, bırakmamış beklemiş bizi geçtiği yerde. Ben daha var zannediyorum Batum’a. Yirmi dakika Sarp Sınır Kapısı ile Batum arasında ki mesafe. Bir de aklınızda bulunsun geçer geçmez hemen para bozdurmayın. Şehir merkezinde daha iyi fiyata bozduruluyor.

Batum’a geldik karınlar aç, ben daha önce Kelsey ile yaptığım bir şeyi yaparak, kalbimin beni götürdüğü yere gitmeye karar verdim. Eski seferlerde hep şansım yüzüme gülmüştü, bu kez de güler diye düşünerek, Donnie Darko’nun içinden çıkan beyaz halkayı takip ettiği gibi ben de içimden gelen yolu takip ettim. Yemek için bana göre orta kalite ama Gürcistan için lüks sayılabilecek bir mekana gelmişiz. Tabi dil Gürcüce, çalışanlar ne Türkçe ne de İngilizce biliyor. O sırada Kelsey’in Rusça bilmesi bir ince hayat kurtardı ama yetmedi. Rusçaları da çok kötüydü. Biz de fiyatlara bakarak endeks yapıyoruz, şu ucuzsa kötüdür, bu pahalıysa güzeldir diye.

Gürcistan Garip Salata
Gürcistan Garip Salata
Gürcistan Lokanta
Gürcistan Lokanta

Denedik işte karışık birkaç şey. Salata geldi önce, ben dedim yemek öncesi sunulan salata herhalde, yok abi saf gibi onu sipariş etmişim ilk. Doyduk ya bir şekilde. Alkol fiyatlarına hızlı şekilde aldanıp birkaç birayı orada götürdüm tabi. Ama bünyeden bünyeye alkolün yarattığı etki değişir bilirsiniz, bana öyle çok kafa yapmaz alkol. Nedenini bilmiyorum ama benim sindirim sistemimi çalıştırıyor. Can sıkıcı bir durum.

Kelsey ile benim ortak tutkumuz sanırım duş almak konusunda ki sevdamız. Bülent pek bizim gibi sayılmaz (küfür etme yazıyı okurken Bülo J), biz bir gece Hostel de kalalım temizlenelim, güzel bir şekilde yola çıkalım dedik araştırmaya başlayacağız. O sırada tabi benim mide bozuldu. Kelsey tek başına Hostel arıyor, Bülent bir cafe de eşyalara bakıyor, ben Gürcü tuvaletinde taharet musluğu arıyorum! Neyse Kelsey tabi buldu birkaç yer. Gittik sonra beraber. Fiyatta pazarlık yaparken, babam bana Gürcü soy ismimizi söylemişti, bunu orada kullanmaya başladım. Bu arada baba tarafım Gürcistan göçmeni benim. Babaanne tarafından İnaşvili, dede tarafından da Gogodize soy ismini taşıyormuşuz. Tabi ben başladım İngilizce hayat hikayemi anlatmaya, “Benim ailem Gürcistan göçmeni, biz savaştan kaçıp Türkiye’ye gitmişiz. Biz İnaşvili ve Gogodize soyundanız”, adam bir saniye için gözü parladı. “Im too Inashvili” dedi. Lan dedim akraba çıktı herif bak sen olaya.

Friendly Hostel Batum
Friendly Hostel Batum

Gürcü insanları gerçekten Türklerden çok soğumuşlar bunu gördüm orada. Bu insanlara güzel davrandığınızda da size kat ve kat güzel davranıyorlar. Varlığından haberi olmadığı bir akrabasına o kadar güzel bir ağırlama yaptı ki, bunu kelimeler ile anlatmak gerçekten çok güç. İki gece kaldıktan sonra biz ayıp olmasın diye ayrıldık ve bir akşam kamp yaptık sahilde olan küçük bir ormanlıkta, ama sonra yine geri dönmek istedim ben. Sağ olsunlar çok iyi davrandılar ve o gece bizim için gerçekten büyük bir şölen hazırladılar. O gece herkes için duygu yüklüydü, ağladık, sarıldık, daha çok birbirimizi açtık. Kelsey bile bu duygu yüküne dayanamadı, gözleri doldu…

Adam açıkça bana şunu sordu “Benim oğlum olur musun?” dedi. “Tamam” dedim. O an çok duygusaldı ve çok ileri gidemedim, alkol tabi hırla ilerliyor. Sonra dedi ki “Ben sizi bu kız ile evlendirmek istiyorum”. Bir saniye için ayılıp durum analizi yapmam gerekirdi, yapmadım. Tamam dedim. Kafam ölümüne güzeldi, ve fazla gaza geldiğimi kabul ediyorum.

Sabah oldu tabi kapı falan çalıyor, ben hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Adam beni ve Kelsey’i kolumuzdan tuttuğu gibi bir yere götürdü. Bana kıyafet denettiriyor, Kelsey’e gelinlik denettiriyor. Hassiktir olacak galiba dedim. İçime doğru nasıl sıçılır o an yaşadım. Aynı duyguları Kelsey de yaşıyormuş, tabi ben bu empatiyi kurmaktan çok uzağım. O gece de Bülent Türkiye İnterrail’den gelen başka otostopçular ile buluştular. Sabah düğün var falan diye adamlar haber vermişler, hepsi birlikte gelmişler. Noluyor lan!!

Ben Gürcistan resmi kıyafetinde bir damatlık giydim, Kelsey de Ortodoks Kilisesinde evliliğe uygun bir gelinlik giydi. Ya diyorum ben filmdeyim de hangi film. Kesin rüya bu, yemez yani bu kadar dengesizlik bir arada olamaz. Sonra Batum’dan yaklaşık 5-7 km uzaklıkta olan bir dağ köyüne gittik. Kışın oraya çıkmak mümkün değildir eminim. Orada bir Kiliseye gittik. Papaz bana direkt soyun dedi. Noluyor demeye kalmadan Papaz eline makası aldı. “HOP! Ben bir kez oldum sünnet, bu bütün dinler için ortak sayılsın!” dedim. Herkes güldü, meğerse saçımdan biraz kesilmesi gerekiyormuş. Sonra vaftiz edildim, evlendirildim. Garipti…

Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün
Anıl Kelsey Batum Düğün

Size Batum’un şehir merkezi hakkında hiçbir şey anlatmadığımın farkındayım. Ama bu da başka bir günün konusu olsun.

read more
1 2
Page 1 of 2