close

Blogger

Blogger

Tilki Dağcılık Kulübü: Bafra Kapıkaya Gezisi

Bafra kapıkaya köyü yürüyüşü

Yürüyüş yapıyor musunuz? Tabi ki. İşten eve, evden işe, sahil kenarında, parkta, yürüyüş alanlarında… Burada belirli bir kıstasımız yok. Hepimiz yürüyor ve atalarımızdan kalan iki ayağımızı kullandığımız bu yetkinlik konusunda kendimize güveniyoruz. Bundan iki gün öncesine kadar da ben de bu konuda kendime güvenerek yaşamımı sürdürüyordum.

read more
Blogger

4. Geleneksel Pilavlı Yeni Yıl Kutlamaları

Anıl Kölmük, Seval Özdemir, Amit Panchal, Ömer Kölmük, Efe Kölmük

Her yıl geleneksel hale gelen yeni yıl kutlamalarımızın bu yıl ki durağı maalesef Samsun’du (ironi değil, ciddi ciddi burada yıl başı mı kutlanır sorgulanır). Geçen yıl yaptığımız kutlamayı da Yeni, Yine, Yeniden Batumi Gezisi başlığından okuyabilirsiniz. Bu yıl misafir olarak gelecek kişiler Seval Özdemir ve Amit Panchal oldu. Tabi Samsun’dan katılan bir çok arkadaşım da mevcut, tek tek isimlerini ifşa etmek niyetindeyim tabi ki…

read more
Blogger

Bir Kendini Bilmezin Hatıra Defteri

Anıl Kölmük

Bu başlangıçlardan kaçınmak hiç kolay olmuyor. Mutlak olarak yazının bir girişi olması gerekiyor, bu girişi de bir şekilde atlatarak yazının asıl hikayesine bir türlü geçemiyoruz. Sizden beni bu konuda affetmenizi diliyorum, çünkü ben kendimi affetmezdim. Bile bile hata yapmak da ne büyük lüks, bu sıralar çok fazla lüksüm kalmadı idare edin (yazar burada ağır yalan konuşuyor (vay ibne) ). 

read more
Blogger

Uyandım ve Tekrar Hatırladım

Ateşi tutmak

Metropolis filmi beni başlı başına etkilemeyi başaran nadir yapımlardan biri. Hatta filmin son repliği hayatımda olan vizyonumu oldukça etkilemişti;

Bazı insanlar akıl gibidir, düşündükçe var olurlar, var ettikçe düşünürler. Ama onlar düşündüklerini gerçeğe döndürecek yetkinlikten çok uzaktadırlar. 

Bazı insanlar el gibidir, çalıştıkça var olurlar, var oldukça çalışırlar. Onların iradeleri, demirde bile yoktur. Fakat onları yönlendirecek bir akıldan yoksundurlar.

Bazı insanlar ise kalp gibidir, aklın ve ellerin arabulucusudur.

Bu filmi ilk kez izlememin üzerinden belki de dokuz yıldan fazla geçti. Şimdi ise kendi rolümü tekrar hatırlayacak bir durum ile karşı karşıya kaldım. Uzun zamandır bir uyuşturucunun etkisindeydim ve kendimi bırakmıştım. Derin bir uyku hali gözlemlenebiliyordu bedenimde. Fakat bir trajedinin bütün bu yetersizliklerden çıkartıp alabileceğini hiç düşünmezdim. Ben iki gün önce uyandım ve tekrar hatırladım kim olduğumu. Size hikayemi anlatmak için buradayım.

read more
Blogger

Uzaktan İlişki Yürütme Yöntemleri: Kartpostal Atmak

Kadir Kölmük Çocukluğu

Uzaktan ilişki yürütmek gerçekten çok zor. Kelsey ile ilişkimizin ikinci yılına girerken, son altı aydır görüşememenin verdiği sıkıntılar da yanında geliyor. Artık tamamen onun okulunu bitirmesine ve sonrasında atacağımız adımlara konsantre olmaya çalışıyoruz. Bu eksende de tabi ki para kazanmaya…

Kartpostal gelmiş bugün eve, tabi ailem de alıştı artık bu kadar kart gelmesine. İşin problemli kısmı, ben böyle geleneksel işleri seven bir insan değilim. Duyguların, düşüncelerin özel olabilir, mail at gelsin işte. Fotoğrafını çek, at gelsin. Ama yok, Kelsey yine her zaman ki gibi duygularını kağıda bastıra bastıra yazacak, sonra da bana gönderecek. Tamam bak ciddiyim, sorunum bunun ile ilgili değil, ama benden de aynı şeyi bekleme kısmı yok mu… O işe bir çözüm bulamadım. Şimdilik maddi problemlerim var diye bahaneleri sallıyorum, aksi durumda maaşı PTT’ye bağlamak gerekirdi. Beş yüz gramlık bir kargo için 90 TL fiyat çekiyor sağ olsunlar.

read more
Blogger

Yılın Son Karını Gördük; Tavşan Dağı Kır Evi

Merzifon Dağ Evi

Merhabalar; geçen hafta Samsun Yamaç Paraşütü Spor Kulübü’nün, Derin Yamaç Paraşütü Spor Kulübü (Merzifon) ile birlikte ortak bir etkinlik hazırladığı bilgisi paylaşıldı. Etkinlik için düşünülen tarih olarak da 18 Mart 2017 olarak, Merzifon Tavşan Dağı olarak belirlendi. Geçen yıl yine aynı dönem içerisinde yapılan bu etkinliği bilen arkadaşlar, bana da yaşanabilecekler hakkında öyküler anlatmaya başladılar. Tabi onların yaşadıklarını kendi öykümün üzerinde anlatmak niyetinde değilim, fakat orayı kötü anan bir kişi bile olmamıştı. Gideceğimiz yer hakkında basit bir bilgi vermem gerekirse; Merzifon içerisinde bulunan bu Tavşan Dağı, eşsiz manzarası ve doğal havası ile şehrin monotonluğundan kaçmak isteyen insanlar için bir çıkış noktası olması umulmuştu. Oraya çok hoş bir bağ evi, bir koruyucu evi ve yaklaşık altı dönüm arazi içerisinde piknik alanı hazırlanmıştı. Ancak beklenen ilgiyi maalesef görememişti. Derin Yamaç Paraşütü Spor Kulübünün yoğun çalışmaları ve Merzifon da geliştirilmeye çalışılan paraşüt sporunun Merzifon Belediye Başkanı tarafından da doğrudan desteklenmesi sayesinde alanın tamamı Derin Yamaç Paraşütü Spor Kulübünün hususi kullanımına tahsis edilmiştir.

İlk yola çıkarken, insanların yorumları ya da gideceğim ekibin ne kadar kaliteli olduğu gerçeği küçük bir an için kayboldu ve gidip gitmemek konusunda kararsız kaldım. Fakat Kadir Mert’in yoğun ısrarları beni yine evden çıkarttı… Samsun İlkadım’dan, Amasya Merzifon’a yaklaşık bir buçuk saatte vardık.

Amasya Merzifon Tavşan Dağı

Merzifondan içeri girip yavaşça Tavşan Dağı yoluna girdiğimizde ise, artık yeşil veya kırsal olan bitki örtüsü yerine bembeyaz bir çarşafa bırakmıştı. Gözümün alabildiği her yerde kar vardı. Daha geçen hafta Samsun da şort ve t-shirt ile dışarı çıkmıştım, ama burada bir metreden daha fazla kar vardı. Alt parantez olarak söylüyorum, tabi ki kalın kıyafetler ile birlikte gittik. Ama yine de çok üşüdük… Bizim gittiğimiz araçlar arazi araçları değillerdi, buradan Merzifon Belediye Başkanı Alp Kargı’ya teşekkür etmem gerekiyor. Bir metrenin üzerinde kar olan bir dağ yolunda seyahat etmemize karşın, asfalt üzerinde ne bir buz ne de bir kar birikintisi mevcuttu. Samsun Büyük Şehir Belediyesi ise, son elli yılın en yüksek kar yağışı yaşanan Samsun’un en işlek caddelerine bile kar küreme araçlarını sokmamıştı.

Merzifon Tavşan Dağı Paraşüt Etkinlik

Geldiğimizde, giriş kısmından dağ evine kadar yaklaşık beş yüz ya da altı yüz metre kadar da yürüyerek gitmemiz gerekiyordu. Önce 4×4 araçlar önden giderek yol açtılar, peşlerine bizler araçlardan inerek yürüyerek izleri takip ederek ilerledik. Tabi bu kadar yoğun bir kar arasında yürümenin zorluğunu hissetmek ayrı bir zevk verdi. Asıl süprizi ise dağ evini gördüğümüzde yaşadık!

Merzifon Tavşan Dağı Kır Evi

Ev içerisinde dört oda, iki şömine, bir mangal, bir soba, iki tuvalet, bir mutfak bulunuyordu. Göründüğü kadar ufak değildi. Girdikçe, Harry Potter romanında olan çadırlar gibi katlanarak büyüyor gibi hissettiriyordu. Girdikçe daha büyük sırlar barındıran evler gibiydi. Fakat unutmadan bu evi özel kılan bir diğer ayrıntı da manzarasıydı:

Merzifon Tavşan Dağı Manzarası

Tabi karnı acıkanlar direkt olarak manzarayı ve diğer ayrıntıları boş vererek mangalın başında yer almaya gittiler, fakat ben yine de kendimi eve tıkama niyetinde değildim. Orada Zafer ile karşılaştık sağ olsun beni kırmadı ve kızak bularak kaymaya çalıştık, beceremedik. Sorun bizdeydi bence, kızakta değildi. Sonrasında Okan ve Serdar da bize katıldı, bu sefer kızaklara suç bularak poşet ile kaymaya çalıştık. Daha iyi olduğuna garanti verebilirim. Sonrasında kardan kadın yaptık, dağ yürüyüşleri düzenledik ve daha bir çok şey.

Merzifon Tavşan Dağı Evi

Gece ilerledikçe, sohbetler, ateş başı oyunları, tavla, batak derken zaman geçiyor ve sohbet koyulaştıkça biz daha çok kendimizi oturduğumuz yere bırakıyorduk. O küçücük anlardan birinde Zafer ile göz göze geldik ve ilk atak benden çıktı “Hadi gece yürüyüşü!”. Hemen akabinde Mustafa, Volkan ve Zafer bana katıldı ve üzerimizi giyinerek ayın aydınlattığı kar yolunda yürümeye başladık. Araçlarımızın olduğu yere kadar ilerlediğimizde, Mustafa bana yukarı bakmamı söyledi. Daha önce bu kadar parlak noktayı yan yana sadece ekranlarda görmüştüm, gözüm gökyüzünde iken, kendimi karların üzerine doğru bıraktım. Ay sanki denize uyguladığı çekim kuvvetini yıldızlar ile birlikte benim üzerime yapıyormuş gibi hissediyordum. Özel bir andı, güzel bir geceydi.

18 Mart 2017 gecesi benim ve benim gibi düşünen bir çok insan için çok özel olduğuna eminim. Bütün gece sohbeti ile bana eşlik eden Mustafa Yılmaz, Volkan Övün, Nermin Yılmaz’a başta olmak üzere katılan herkese ve ev sahipliğini üstlenen Derin Yamaç Paraşüt Spor Kulübüne buradan çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

read more
Blogger

Pahlm Pelm’e İki Öğrenci Uzatır mısınız?

Anıl Kölmük, Kadir Mert Starbucks da

Arkadaşlar tekrar merhabalar. Bir kaç haftadan beri sosyal medya hesaplarımı kapatmıştım. Fakat kısa bir süre için tekrar hepsini aktif hale getirdim. Bu değişikliğin sebepleri arasında önceki yazılarımda da belirttiğim üzere hayatımda olan radikal değişiklilklere karşı istikrarlı devam etme dürtüsü yer alıyordu. Bugün de Kadir Mert ile birlikte büyük bir karar aldık. Aldığımız karar bazılarınız için komik, ulaşılmaz ya da aşağılayıcı gelebilir ancak biz Türkiye’den ayrılma kararı aldık. Niyetimiz Pahlm Pelm yani Kamboçya’ya gitmek. Ülkemizi ve milletimizi orada en güzel şartlar altında temsil etmek istiyoruz. Amacımız görüşme yaptığımız üç farklı şirket ile işi resmiyete dökerek orada çalışıp minimum üç yıl kadar yaşayacağız. Tabi böyle bir karar verme sürecini etkileyen bir çok faktör oldu, tek tek hepsinin üzerine durmak için ne sizin okumaya zamanınız yeter ne de benim hepsini tamamlamaya kelimelerim…

Kısaca bahsetmem gerekirse;

read more
Blogger

Depresyona Girmek İçin On Adım

Anıl Kölmük

Normalde yazdıklarımda olumlu hatıralarımı tercih etsem de, sanırım biraz gerçekçi pencere de yazılar yayımlamayı kendime sorumluluk biliyorum. Yazılarımda kendimi standart olarak altı ay öncesini tarih bilmeme rağmen, an odaklı ilk yazım da bu olacak. Kıymetini bilin hani…

Tuğba Aydın, Aleyna Aydın, Eda Hacıömeroğlu, Metin Toprak
read more
Blogger

Oyuncaklar Otostop ile Mardin’de!

Bülent Eren’in Karesinde Mardin OyuncakRail

Oyuncaklar Otostop ile Mardin’de!

2016 yılı bir çok insan için oldukça kötü anılar ile anılmaktadır. Ülkemizin yaşadığı terör olayları, ekonomimizin kötü gidişi, bir çok terör faaliyeti yüzünden Doğu illerimiz de yaşanan problemler ve daha niceleri… Ancak yılın son zamanlarında, en azından yüzümüzü güldürecek, içimizi ısıtacak bir gelişme yaşanması adına, İzmir’den yola çıkarak Mardinli çocuklar ile buluştuk. Amacımız oldukça basitti; Her çocuğun bir oyuncağı olmalıydı!

Hazırlık Süreci

İlk başta İnterrail ve oraya bağlı olan sayfalarda bir yayın başlatıldı. Amaç ve niyeti ortaya çıkartmak için ilk olarak YardımRail sayfası kullanıldı. Bu süreç içerisinde üzülerek belirtiyorum ki çok fazla yardımım dokunamadı.

Otostop hazırlığı sürdüren gezginler, Bülent Eren’in karesinde. Onur Kaya, Şemsa Aris, Berfin Aras.

İzmir de konu ile ilgili ilk buluşma 25 Ekim de yapıldı. Bu süreçte kimlerin katılacağı ve kimin ne kadar katkı sağlayacağı belirlendi. Benim burada olan temel vasfım fotoğraflanması ve medya için kaynak oluşturulması. Sonrasında bütün ekibin ikişerli olarak ayrılmasında karar verildi. Oyuncaklar her kişinin sırt çantasına alacağı kadar yerleştirildi. Sonrasında saatleri ve yolları ayırarak ilk iş Adana’ya varmak olarak belirlendi. Altı aydır otostop ile seyahatimi sürdürmeme rağmen, benim için en unutulmaz anlar bu otostop maceralarında yaşandığını da söylemem gerekiyor. Ben kendini geliştirmeye çalışan bir sanatçıyım, branş olarak fotoğrafçılığı seçmeme rağmen kendimi geliştirmeye devam etmeye çalışıyordum. Bu projede kendimi geliştirerek, fotoğraflarım ile bu özel anlara tanık olmak istedim.

Mardin’e Varış

Şemsa benim otostop arkadaşım olacaktı, kendisini daha önceden de yakinen tanıdığım için çok pozitif bir enerji ile yola çıktık. İlk otostop başlangıcımız biraz kısa oldu, çünkü ikişer ayrılmamız gerekirken biz dört kişi yola çıktık. Sadece İzmir-Kemalpaşa’ya kadar varabildik. Sonrasında ayrıldık ve yola devam ettik. Adana’ya kadar toplam on bir farklı araç ile ulaşmayı başardık. Otostop boyunca bizim ile birlikte olan insanlar, yani bizi götüren kişiler bizim bütün maliyetlerimi karşıladılar. Yol boyunca cebimizden bir lira çıkmadığını söylesem yeridir. Ancak yol boyunca çok yorulduğum için maalesef birkaç kez araçta sızdığımı itiraf etmem gerekiyor. Kısa süre sonrasında önce Adana’ya oradan da Mardin’e varmış olduk.

Mardin de Oyuncak Rail için konaklama yapılan konak.

Proje kapsamında 1500 oyuncak toplandı ve yaklaşık 100 kişi otostop çekerek bütün oyuncakları Mardin’e ulaştırdı. Mardin’e vardığımda ise yaşadığım anı kelimeler ile ifade etmek benim için çok güç. Kaldığımız yer Mardin’in eski yapıları arasında yer alan bir konaktı. Müthiş bir enerji vardı içerisinde. Tabi şarkılar, türküler eşliğinde ilk gece biraz kısa sürdü. Herkes malum yol yorgunuydu. Mardin’de ertesi gün için planlar yapıldı ilk gece. Herkes için hedef bir bölge ve şehri iyi bilen bir rehber bulundu. Rehberler de yine bizim arkadaşlarımız olan ve bölgeye hakim olan İnterrail üyeleriydi. Benim olduğum grup Kızıltepe’ye geçtik.

Oyuncakların Dağıtımı

20 arkadaş ile, bize tahsis edilen servis aracı ile birlikte Kızıldere’ye ulaştık. Sonrasında elimize aldığımız oyuncaklar ile araçtan çocuklara doğru koştuk. Bu koştuk kelimesini mübalağa ettiğimi düşünmeyin, gerçekten elimize oyuncakları alarak çocukların üzerine koştuk. Çocuklar tamamen şaşkın bir ifade ile bizlere baktılar. Onlara oyuncakları verdiğimizde gerçekten, şaşkın ve kırılgan şekilde kabullenmekte problem yaşadılar. O kadar gururlulardı ki… Her sokağa girdiğimizde, çocuklara sarılıyor ve oyuncakları dağıtıyorduk. Bir arkadaşımız da gitar çalarak bize eşlik ediyor, bu ölümsüz ana müthiş bir katkı sağlıyordu.

Abdulkadir Yazıcı çocuklara ve oyuncaklara sarılırken.

Hayatım boyunca unutmayacağım bir anı yaşıyorum. Çocukların ailelerine ve orada olan yerel halk ile ilgili bilgiler aldık. Yaşadıkları problemlere ve mutluluklara tanık olarak onların kültürlerine adaptasyon yaşamaya çalıştık.

Öğleye doğru, yorulmaya başladık tabi… Sonrasında Mardin merkez de yer alan Karakol meydanına geçerek, 1000’e yakın Suriyeli çocuk ile buluştuk. Akşama doğru da konakladığımız yere geri döndük.

Akşam kaldığımız yere döndüğümüzde, hepimizin suratında hayatımız boyunca ender yaşayabileceğimiz bir gülümseme oluşmuştu. Bunu bir daha yaşayabileceğimi hiç zannetmiyorum. Hepimizin artık ailemize ve çevremize anlatabilecek ölümsüz bir anımız vardı.

Midyat Mülteci Kampı

Ertesi gün Midyat da olan mülteci kampına geçmek hedefimizdi. Gün içerisinde yaşadığımız tecrübeleri geceden birbirimize anlatarak bu konuda hazırlık yaptık.

Bülent Eren’in karesinden, Mardin Oyuncak Rail.

Oraya ulaştığımızda gördüğümüz tablo oldukça kötüydü. Biz de orada olan atmosferi yükseltmek için elimizden geldiğince şarkılar ve oyuncaklar eşliğinde onlara bir günlüğüne bir mutluluk vermeye çalıştık. Şimdilik anlatacaklarım bunlar, sizi çektiğim fotoğraflar ile baş başa bırakıyorum.

Bülent Eren’in karesinden, Mardin Oyuncak Rail. Dilara Ömer, Ömer Şık, Halil Çiftsüren
Bülent Eren’in karesinden, Mardin Oyuncak Rail. Bir çocuk yüzüne boya ile kedi çizilmiş.

Bülent Eren
fb.com/blnteren
instagram.com/travelerphotographer

read more
Blogger

Samsundan Ankara’ya Otostop İle Seyahat

Ankara Otostop Gezginleri

Ankara Seyahati

Gürcistan’dan geri döndükten sonra yol güzergahımızı belirlemek konusunda biraz problem yaşadık. Ama her koşulda ilk olarak gitmemiz gereken adres Ankara idi. Biz de bunun bilinci ile akşam saatlerinde Selahiye mahallesinde olan babaannemin evinden karnımızı doyurmuş şekilde Samsun otogara doğru yürümeye başladık. Benim sırtımda 34 kilo, Kelsey’in sırtında ise 18 kiloluk yük ile birkaç kilometre bayır çıktıktan sonra ikimiz de akşam sıcağında kan ter içinde kalmıştık.

Samsun – Ankara Otostopu

Samsun’dan Ankara’ya otostop çekmek için Bülent Eren’den taktikleri aldık. Otogar yolunun biraz daha ilerisinde otostop çekmeye başlayacaktık. Aman yarappi! O da nesi: Bir yağmur yağmaya başladı bunu kelimeler ile anlatmak çok güç. Hani bardaktan boşalırcasına yağar derler ya, bunu gerçekten yaşadık. Çantalarımız su alır mı almaz mı sorunsalı ile de karşı karşıya kaldık hemen. Sığınabildiğimiz ilk kapalı yere girdik, oradan elimizi uzatıyoruz birinin durmasını umarak. Fakat hem hava karanlık hem de beklediğimiz yerde araçlar tarafından görüşümüz oldukça düşüktü. Fakat yine mucize gerçekleşti, birkaç dakika içerisinde bir araç durdu: “Gençler nereye?” diye bir kafa çıktı araçtan. Tofaşın bilmediğim bir kuşunu simgeleyen beyaz araçta iki kişi, Tokat yoluna doğru ilerliyorlarmış. Ankara yolu da aynı güzergahta olduğu için gittiğimiz kardır diyerek bindik arabaya. Ama Ankara yolundan Tokat yoluna giriş, iki tünelin arasında ışık olmayan bir yolun içinde. İşte o an dedim sıçtığımız an, kimse bizi buradan almaz diye. Etraftan da hayvan sesleri geliyor, dedim çadır kuralım çünkü durmaya çalışan araç bile durmaya yer bulamıyor, olduğumuz yerden de iki tünel arasında olduğu için hareket edemiyoruz. Ve mucize tekrar kendini gösterdi; bir kamyonet bir şekilde durdu. Adamın aslen Ünye’li olduğunu ve bizim köyden olduğunu öğrenmem de ayrı mucizelerdi.

Anıl Kölmük, Kelsey Reinertson
Kelsey ve Anıl Otostop ile Gezerken. Ankara.

Ankara’ya bir şekilde vardık sonrasında da tabi gidecek bir yer ya da yanaşacak bir arkadaş arayışına geçtik. Orada olan arkadaşlarımdan Çağdaş Kurt o gün müsait olmadığından biz de alternatiflere yöneldik. O gün ki Ankara sıcağı hakkında söylenecek çok söz olsa da kısa sürede Furkan Yazıcı bana evini açtı. Kendisi benim eski kız arkadaşım Ayşenaz Sönmez’in yakın bir arkadaşıydı, sağ olsun Ayşenaz ile ayrılmama rağmen bir kez bile bana karşı ön yargıda bulunmadı. Kelsey ile de zaten onun evine gitmem ayrı bir ironiydi, fakat hiçbir sorun yapmadı. Gittik evine, biraz uyuduk, dinlendik, duşlarımızı aldık Kızılay tarafına doğru yürüdük.

Kızılay da hayatımı değiştiren bir başka insan ile birkaç dakika sonrasında bir araya geldik Onur Kaya. İnterrail Türkiye ve Otostop Türkiye sayfalarını Facebooktan takip edenler kendisini yakından tanır. Türkiye de ki bütün illeri otostop ile gezmiştir kendisi. Gündelik olarak girdiği Ankara da bir tavuk lokantasında bizi misafir etti, ısmarlar diye çok bekledim ama ısmarlamadı hiçbir şey. Acısı ile tatlısı ile Ankara da iki gün dinlendik ve asıl güzergahımızı seçmeye başladık. Peki sırada neresi vardı? Biri oradan Kapadokya mı dedi?

read more
1 2
Page 1 of 2