close

Bilgi

Bilgi

Statü Nedir ve Statü Çeşitleri Nelerdir?

Statü kavramı ve statü nedir?

Statü; belirli bir kişinin, belirli bir toplum içerisinde, sahip olduğu durumunu, seviyesini, saygınlığını ve makamını nitelendirmek için kullanılan terim. Kısaca bireyin toplum içerisinde sahip olduğu yer olarak da özetlemek mümkün. Birey bir aktör olarak toplum içerisinde varlığını sürdürmesi için bir veya birden fazla statüye sahip olmak zorundadır. Toplum içerisinde bulunan hiyerarşik düzen içerisinde böylece kendine bir yer belirler. Bu yer sayesinde toplum ile arasında olan ilişkisi, rolü ve görevleri şekillenmiş olur. Sınıf farkları, güç ve prestij gibi durumlar da statü çevresinde şekillenir.

Statü Nasıl Kazanılır?

Statü içerisinde barındırdığı hiyerarşik düzen sayesinde, insanların sahip olmak istediği etiketlere karşı bir anahtar görevi de görmektedir. Anahtar olarak nitelendirdiğimiz etiketler, kişinin hayatında kazanmak istediği rolü, gücü, prestiji ve sınıfsal hareketleri nitelendirmektedir. Yaşanılan yer, çalışılan iş ve alınan eğitim gibi kısıtlı görünse de aslında kişinin hayatında olan beşeri ihtiyaçlardan lüks tüketim anlayışına kadar uzanır. Statü kazanma kavramının birden fazla etmeni vardır.

  • Doğduğunuz coğrafya
  • Coğrafyanızda hakim olan din
  • Yer aldığınız ülke
  • Doğduğunuz aile
  • Ailenin sahip olduğu siyasi ideoloji
  • Genetik özellikleriniz (ten rengi, boy uzunluğu vs)
  • Ailenin sahip olduğu maddi imkanlar
  • Bulunduğunuz toplumun vizyonu

Edinilmiş ve Kazanılmış Statü Nedir ve Farkları Nelerdir?

Edinilmiş statü (verilmiş statü), kişilerin sahip olduğu yetenek, beceri ve çabalardan bağımsız olarak, kendi dışında yer alan faktörler ile ortaya çıkan statü kavramıdır. Doğum, cinsiyet, yaş, ten rengi, milliyeti gibi kavramlar edinilmiş statünün bir parçasıdır.

Kazanılmış statü ise kişinin kendi çabaları ile elde ettiği statülerdir. Yetenek, beceri ve çabalar ile ortaya çıkarak kişiye toplum içerisinde yer kazandırır. Örnek olarak mesleki statüleri vermek mümkündür. Ülkemizde doktor olmak kazanılmış statüler arasında en çok saygınlık kazandıran mesleklerden birisidir.

Statünün Toplum Üzerinde Olan Etkileri

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, statü toplumun hiyerarşik düzenini belirler. Ancak geçerliliği maalesef bireylerin birbirlerine karşı uyguladığı önyargıyı doğurmuştur. Kişilerin görünüşleri, konuşma şekilleri, davranışları üzerinden başlayan statü etiketleri, toplum üzerinden olumlu ya da olumsuz olarak geri dönüş alabilmektedir. Kapital dünya düzeninde statünün en büyük kaynağı olan maddi kaynaklı materyaller, maalesef kişinin edinilmiş bir statü parçası olarak nitelendirilmesine ve daha çok ya da daha az değer görmesine sebep olur. Bu yüzden de kişi belirli koşullar altında kendini sahip olduğu materyaller ile bağdaştırarak kendini geliştirmeye ya da kazanılmış statülerini arttırma gereksinimi hissetmez. Kişi, sahip olduğu gereçleri bir birey olarak benliğinin yerine koyarak hayatını idame ettirir.

Psikolojide ve Sosyolojide Statü

Psikoloji ve sosyoloji üzerinde statü çok geniş bir alana sahiptir. Kişi sahip olduğu benliğini çevresinden aldığı geri dönüşlerle beslediği için, kazanılmış statüsü için her daim yatırım yapmak ve onu geliştirmek ile mükelleftir. Başta sosyoloji olmak üzere sosyal bilimler insanı anlamak adına statüye başvurabilir. Sosyolojide toplumsal rol, saygınlık ve prestij merkezli oluşan kavramlar, genel anlamıyla bireyi toplumsal bir canlı olarak anlamada önemli bir yer edinmiştir.

read more
Bilgi

Bir Semptom Olarak: Doyumsuzluk

Doyumsuzluğu cinsellik ve yiyecek üzerinden anlatan fotoğraf.

Doyumsuzluk, var olan ile yetinememe ve daha fazlasını arzulama, isteme durumu olarak nitelendirilebilir. Ancak doyumsuzluk, kavram kargaşasına uğrayarak son zamanlarda cinsellik ile eş anlamlı anılmaktadır. Cinsel olarak haz noktası ya da libidosu yüksek olan kişileri nitelendirmek için kullanılan bu terim, felsefede ve psikoloji içerisinde yıllardır süregelen bir tartışmanın ana konusu.

Doyumsuzluk Nedir ve Etkileri Nelerdir?

Doyumsuzluk, kişinin genelde gündelik hayatı içerisinde yer aldığı eylem çizgisinden duyduğu rahatsızlıklar ile ortaya çıkar. Monoton hayat içerisinde bireyin, travma kaynaklı olarak benliğine etki eden yetersizlikleriyle beslenir. Sonucunda da kişi tamamen arzularının ya da isteklerinin esiri olarak bir tüketiciye dönüşür. Böylece tükettiği materyal ya da simgelerin ölçüleriyle doğru orantılı olarak yeterlilik duygusunu tatmin etme arayışına geçer. Bu süreç içerisinde doyum duygusunu tatmin etmek için yapılan çalışmalar, kişinin aslında arzu ettiği şeyin üzerine yorduğu anlam kadar güçlü olmadığı ile karşılaşması ile sonuçlanır. Bu yüzden de kişi daha fazla üzerine yoğunlaşarak bütün enerjisiyle bu konuda çalışmaya devam eder. Yani tüketici kimliği, tüketme öğelerinin beklentiyi karşılamaması ile birlikte daha fazla tüketme ihtiyacına yöneltir.

Ünlü oyuncu David Carradine (Kill Bill / Bill), 2009 yılında Tayland’da odasında ölü bulundu. Masturbasyon yaparken, pantolon kemerini boğazından geçirerek kapıya bağladı. Böylece kapının kolundan kendini sarkıtarak nefes borusunu tıkayıp, ölüm deneyimine yakın bir cinsel haz alıyordu. Oyuncu bu deneyiminden öncesinde de şiddet içerikli cinselliğe yönelim ile ilgili tedavi alıyordu.

Hürriyet / 2009

Doyumsuzluk Bir Hastalık mıdır?

Doyumsuzluğu psikolojik bir rahatsızlık olarak tanılamak mümkün. Çünkü kişi kendini aç hissettiği ya da yetersiz hissettiği konuyla ilgili yaptığı yönelimlerde sağduyudan ve mantıktan uzaklaşmaya daha meyilli hale gelebilir. Bu süreçte kişi ilk başta takıntılı ve toplumsal yapıya ters düşecek davranışlar gösterecektir. Belirli ritmik bozukluklar, dikkat dağınıklığı ve sonucunda dış dünyaya karşı kendini kapatarak sadece odaklandığı konu ve etrafında yarattığı dünya içerisinde yaşamaya başlayabilir. Sürecin sonucunda tedavi almayan kişilerde intihar olgusuna rastlanmıştır.

Ünlü İngiliz şarkıcı Björk, 1994 yılından itibaren düzenli olarak bir sapık tarafından taciz edilmeye başlandı. Hayranı olan Ricardo López ona sürekli olarak aşkını ve sevgisini gösteren mektuplar gönderiyor ve her fırsatı bulduğunda konserine ya da katıldığı etkinliklere giderek onu taciz ediyordu. Björk ünlü bir siyahi rap sanatçısı ile ilişkisini açıklamasının ardınan Ricardo López 1 yıl boyunca evden çıkmadı ve her gün bir kaset doldurarak Björk’e olan duygularını ve ona karşı hislerini dile getirdi. Sonunda da Björk’ün Londra’da olan dairesine bomba gönderdikten kısa bir süre sonrasında intihar etti.

Vikipedia

Doyumsuzluk tüm bu yan etkilerin sonucunda kişide depresyon oluşturarak yaşamsal kavramlarını ve önceliklerini ikinci plana attırır.

Cinsel Doyumsuzluk Nedir?

Kişinin cinsel merkezli olarak yaşadığı doyumsuzluk duygusunu nitelendirmek için kullanılan bir psikoloji terimidir. Bu durumda olan kişiler cinsel arzularını hayatlarının merkezine alarak, yapacakları eylemleri veya standartlaşmış gündelik işlerini bu yetersizlik duygularıyla tamamlarlar. Bu da kişide zaman içerisinde bir depresyon ve davranış bozukluğu doğurur. Oluşan semptomlar farklılık gösterse de genel olarak kişi hayata karşı otokontrolü sağlamakta büyük güçlükler çeker. Tedavi ya da terapi ile düzelebilecek bir semptom olarak ele alınmalıdır.

Felsefe’de Doyumsuzluk

Felsefe içerisinde doyumsuzluk, bilinen tarih içerisinde Antik Yunan yazıtlarına kadar uzanmaktadır. Doyumsuzluk olarak günümüzde nitelediğimiz bu durumu antik dönem içerisinde Hazcılık bakış açısından incelenmiştir. Günümüzde ise genel olarak Sigmund Freud’un geliştirdiği Psikoanaliz referans alınarak konuya bakış açısı sergilenir. Biraz daha cinsel merkezci bir kola getirerek, kişilerin travmalarını ya da yönelimi olan durumları geçmiş deneyimleriyle açıklar.

read more
Bilgi

Yasama, Yürütme, Yargı Nedir ve Türkiye’de Nasıl İşler?

Yasama, yürütme ve yargı nedir?

Yasama, yürütme ve yargı genel anlamıyla devletin organlarıyla yerine getirmesi gereken üç ana maddeyi bir araya getiren bir yapılar bütünüdür. Kuvvetler ayrılığı şeklinde de nitelendirilebilen bu başlıklar kendi ana eksenlerinde büyük bir güce sahip olmalarına karşı birbirlerine karşı da yaptırımlara sahiplerdir.

Yasama Nedir ve Yetkileri Nelerdir?

Yasama genel tanımıyla kanun yapıcı, kanun koyucu anlamında kullanılmaktadır. Genel ve çevreleyici sebep sonuç ilişkileri ve belirli nitelikleri olan kurallar bütünü ve yasa yapma görevlerine de yasama denilir. Türkiye’de yasama görevi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) ve ona bağlı olan milletvekillerine verilmiştir. Sonucunda da çoğunluk demokrasisine uygun olarak yapılan seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne seçilen milletvekilleri, aralarında olan önergelerle birlikte kazandıkları çoğunluklarla kanun koyma ve kanun değiştirme hakkına sahip olur.

Yasamanın Görevleri Nelerdir?

Yeni kanun önergesi teklif etmek. Mevcut olan kanunları değerlendirmek ya da değiştirmek. Mevcut olan kanunları kaldırabilmek.

Bakanlar Kurulunu ve dolayısıyla bakanları denetlemek. Dolayısıyla olabilecek yönetimsel krizlerde duruma müdahale edebilmek.

Bakanlar Kuruluna mecliste çoğunluk oyu almış kanun hükümlerinde karar çıkartma ve bu karara uyma yetkisi verebilmek.

Bakanlıklara bağlı bütün devlet organlarının bütçe ve kanun tasarılarını onama, görüşme, düzenleme ve gerektiğinde kaldırma.

Savaş ilan etmek ve mevcut koşullara uygun şekilde olağanüstü hal kararı alabilmek.

Yürütme Nedir ve Yetkileri Nelerdir?

Yürütme, kanunlar neticesinde ülkenin belirli bir yönetim çerçevesinde yönetilmesi anlamına gelmektedir. Türkiye Cumhuriyeti anayasasına göre bu görev Cumhurbaşkanına ve ona bağlı olan Bakanlar kuruluna verilmiştir. Cumhurbaşkanı görevi gereğince Bakanlar Kurulunu doğrudan belirleyebilir ve dilediğince kabine ekibinden istediği kişiyi ekleyerek çıkartabilir.

Yargı Nedir, Yetkileri ve Görevleri nelerdir?

Yargı, egemenliğin korunması ve sonucunda devlet adına hukuk merkezli olarak yorum yaparak ve başvuruda bulunan mahkeme ve değerlendirme düzeni. Felsefede ve hukukta olan kullanımı ayrı gözükse dahi aslında temelinde eş anlamlılardır. Yargının görevlerinden ve yetkilerinden belki de en büyüğü ülke içerisinde olan uyumsuzluklara ve oluşabilecek kargaşalarda taraf olmadan mevcut koşulu en normatif şekilde düzeltmek üzerine ilerlemesidir. Türkiye Cumhuriyeti yasası önünde herkesin eşit olması nedeniyle yargının bağımsızlığı çok önemlidir.

Kuvvetler Ayrılığı Nedir ve Nasıl İşlemelidir?

Türkiye Cumhuriyeti anayasasının 7,8 ve 9’uncu maddelerinde yer alan kuvvetler ayrılığı, net bir biçimde ayrılarak bağımsız olarak ele alınmıştır. Oluşabilecek haksızlıkların ve olumsuzlukların önüne geçilmesi ve anayasanın en önemli eşitlik maddesinin de önüne geçilmemesi adına üç bağımsız organ olarak devleti var etmeye devam etmektedir. Devlet böylece daha dengeli bir yapı içerisinde bağımsız bir yasama, yürütme ve yargıya sahip olmaktadır.

Türkiye’de Yasama, Yürütme, Yargı ve Kuvvetler Ayrılığı

Ülkemizde özellikle meydana gelen son referandumun ardından yönetim biçimimiz Başkanlık Sistemine geçmiştir. Bunun sonucu olarak da Cumhurbaşkanın sahip olduğu olanaklar yasama ve yargının üzerine geçmiştir. Yürütme olarak sahip olunan bu yetki ile birlikte, ülkede yürütmeyi yargılayabilecek bir yargı ya da yasama organı kalmamıştır. Sonucunda da yasama ve yargı yürütmeye bağımlı hale gelerek, sonucunda Cumhurbaşkanının belirlediği ölçüde şekillenmiştir.

read more
Bilgi

Felsefe’de Bilgi Nedir ve Nasıl Oluşur?

Felsefe’de bilgi nedir, kütüphane.

Bilgi genel tanımıyla, bilen varlık (özne) ve bilinen varlık (nesne) ile arasında olan etkileşim ya da ilişkiden doğan ürüne verilen isimdir. Öznenin nesneyi yorumlamasına ya da hakkında barındırdığı yargıya da aynı şekilde bilgi adı verilmektedir. Bilginin doğası, bilginin oluşumu ve bilginin kullanımıyla ilgili kavramsal anlam ve toplumun kullandığı anlam arasında oluşan farklar günümüzde büyük bir kirliliğe neden olmaktadır. Sizlere bilginin oluşum sürecini ve felsefe merkezli olarak kaynağını irdeleyeceğim.

Bilginin Kaynağı

Bilgi genel anlamıyla oluşum süreci içerisinde üç temel yapı taşını esas alarak hayatımıza dahil olan bir üründür. Bu ürünün oluşumunda bulunan ilk yapı taşı düşünen bir varlık olarak öznedir. Özne bilgiyi nitelendirmek adına temel yapı taşlarından ilkini meydana getirir. İkinci kısım ise kaynak olarak ele alabileceğimiz nesnedir. Bahsi geçen nesne canlı ya da cansızlık taşıyabileceği gibi düşünce ya da bir fikir de olabilir. Bilginin kaynağını oluşturan son payda ise bilen özne ve bilinen nesne arasında meydana gelen ilişki ya da etkileşimdir. Bilgi hakkında yapılan tanımları üç ana başlık ekseninde toplayabiliriz.

  • Bilgiye sahip olan özne ya da genel haliyle bilen kişinin, bilinen nesnenin barındırdığı bilinme durumuyla oluşan etkileşimi.
  • Bilgiyi elde eden öznenin zihinsel durumu sonucunda belirli bir sürecin sonunda sağladığı kazanım.
  • Oluşan bilginin yönelimi olan obje, konu ya da nesnesiyle oluşan tanım.

Bilgi Kirliliği Nedir?

Bilginin oluşumunda yer alan sebep sonuç ilişkisi düşünüldüğünde, mevcut koşullarda bireyin ya da toplumun algısını belirli bir yöne toplamak için kullanılan ve mevcut koşuldan çok düşünülmesi ya da odaklanılması gereken konuya çağrışım yapma durumuna bilgi kirliliği ismi verilir. Genellikle gelişmekte olan ülkelerde ve düşük eğitim seviyeleri olan toplumlarda kullanılan bu durum sayesinde siyasi, politik ve ticari çıkarımlar elde edilmektedir. Bilgi kirliliğinin düzeyini oluşturan en temel olgu, aşağıda yer alan linkte de gözüktüğü üzere “agnotoloji” başlıklı bir sorundur.

İnsanların bu gibi durumların sonucunda kendi çıkarlarını gözeterek ilerlemesi, bireysel anlamda gelişimi engelleyerek radikal anlayış ve inanış biçimlerini tetikler. Böylece bilgi kirliliği kaynaklı olarak bireyler gelişimlerini alternatif bakış açılarına karşı barındırdıkları önyargı ya da tutumlarla sürdürürler. Sonucunda da toplumsal anlamda gerileyiş ya da duraksama meydana gelir.

Bilgi Kirliliği Nasıl Yayılır?

Belirli bir konuda bilgi yaymak adına en çok kullanılan yöntem demagojidir. Ajitasyon yapılarak kişilerin inanış biçimleri, toplumsal normları ve ahlaki yapıları ele geçirilebilir ve böylece manevi anlamda bireyin dolayısıyla da toplumun düşünce yapısı tekele zaman içerisinde indirilir. Bu durumun “asimilayon” politikalarıyla olan benzeşliği aslında ortak paydada barınan çıkar gözetmenin en karanlık tarafıdır.

read more
Bilgi

Çoklu Kişilik Bozukluğu ve İnsanın Hayatına Olan Etkisi

Çoklu Kişilik Bozukluğu görseli

Çoklu Kişilik Bozukluğu bir diğer deyişle Disosiyatif Kimlik Bozukluğu, en basit şekilde bir bedende birden farklı kişiliğin barınması olarak tanımlanabilir.  Özellikle son zamanlarda filmlere ve dizilere daha çok konu edilmeye başlanan bu hastalığın en önemli özelliği, birden fazla karakterin aynı anda bir bedenin içerisinde yaşama durumu olarak nitelendirebiliriz. Yer yer yaşadıkları beden içerisinde birbirlerinden haberdar olmadıkları gözlemlense de uyumlu yaşama sürecine geçiş sağlamaları çok uzun bir tedavi süreci ile meydana gelmektedir.

read more
Bilgi

Çağımızın En Az Görülen Hastalığı: Mesih Kompleksi Nedir?

İsa Mesih, iyilik meleği görünümüyle kitap ayracı.

İnsanlara yardım etmeyi sever misiniz? Sanıyorum ki, hepimiz belirli ölçülerde severiz. Birine yardım etmek, onun hayatında ufak da olsa olumlu bir değişime sebebiyet vermek hepimiz için mutluluk verici eylemlerden biridir. Peki ya yardım etmek bizim için bir görev haline dönüştüyse ve etrafımızda yakın uzak demeden herkese yardım etmeyi sorumluluk olarak görüyorsak ne olacak?

read more
Bilgi

Yenilenen Askerlik Sistemi Nasıl Olacak?

Askerlik yapan gençler, Komutanlarının karşısında.

Yenilenen askerlik sisteminin nasıl olacağı herkes için merak konusu.  Mevcut askerlik sisteminde bedelli’den yararlanamayanlar, bu düzenlemeyi dört gözle bekliyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yapılacak düzenlemenin taslağının hazır olduğunun bilgisini kamuoyu ile paylaştı ve en kısa sürede hayata geçirileceğinin sinyallerini verdi. Peki bu yeni askerlik düzenlemenin içeriği nedir? Hep birlikte göz atalım.

read more
Bilgi

Samsun İçin Yükselen Bir Yıldız: Belma Nur Kartal

Belma Nur Kartal

Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte adaylar kesinleşmeye başladı. İktidar ve muhalefet partilerinin güçlü bir şekilde seçim propagandası yaptığı Samsun’da ise Türkiye Komünist Partisi adaylık için şehir içerisinde aktif çalışmalarını yürüten Belma Nur Kartal’ı belirledi. Kendisi en son Makro Marketlerde çalışanlara uygulanan haksız işten çıkartmalarla ilgili mücadelede yer alıyordu. Biz de kendisi ve seçim süreciyle ilgili hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

read more
Bilgi

Zihnin Okuma Hareketi

Türkçe yazarlardan oluşan kütüphane.

Felsefenin ve psikolojinin insan hayatı içerisinde olan yerini bilen ve bunu gündelik hayatına uygulamayı başarabilen insan sayısı maalesef ülkemizde oldukça kısıtlı. Bu nadir yapıda olan insanlardan birisi olan Bünyamin Aloğlu, YazBuz için kaleme aldığı yazısında, bizi gündelik hayatın problemlerinden ayırarak alternatif bir duruma çekmeyi başarıyor. Yazısı için ona YazBuz ailesi olarak teşekkür ediyor ve daha fazla uzatmadan sizleri yazı ile baş başa bırakıyoruz.

read more
Bilgi

Bir Sosyoloğun Deneyimleriyle: Esrarkeşlik

Anıl Kölmük

Bir sosyolog olarak, girdiğim ve yer aldığım bütün kurum ve kuruluşlar içerisinde, benliğimi yeri geldiğinde ikinci plana alarak duruma ve olaylara ikinci bir göz ile bakmaya çalışıyorum. Bu şekilde, yaptığım eylemlerin normatifliğini ve gerekliliğini sorgulama şansım oluyor. Toplum içerisinde zıt kutuplarda bulunan eylem zincirlerini daha iyi anlamak için içlerine girmeye çalıştım. Türk toplum yapısında olan kenevir, ot ya da halk arasında olan ismi ile esrar kullanımının nedenlerine ve yarattığı bağımlılıklara bireysel deneyimlerime odaklı bir şekilde bakmaya çalışacağım.

read more
1 2 3 9
Page 1 of 9