close
Immanuel Kant Felsefesi
IMMANUEL KANT (1724-1804), felsefe düşkünleri tarafından eski Yunanlılardan bu yana ortaya çıkmış en kalbur üstü felsefe insanı olarak kabul edilir. Doğu Prusya’da bir taşra kenti olan Königsberg’te doğdu ve bütün yaşamı boyunca buradan hiç ayrılmadı. Hiç evlenmedi; olaysız ve tekdüze bir yaşam geçirdi. Königsbergliler saatlerini, Kant’ın günlük yürüyüşü sırasında pencerelerinin önunden geçişme gore ayarlardı. Fakat, bu size Kant’ın sinameki biri olduğunu düşündürmesin. Kişi olarak neşeli, zarif ve hoşsohbet biriydi. Konuklarını hoş tutardı, akşam yemeklerinde hiç yalnız olmazdı. Dersleri sunuşundaki parlaklık dillere destandı. Königsberg’ten hiç ayrılmamış olmakla birlikte, daha yaşarken ünü sınırları aşmıştı.

AKADEMİK BİR DEHA

Kant, ortaçağdan sonra meslekten akademisyen olan ilk büyük filozoftu. Ondan sonra bir büyük filozofun aynı zamanda bir üniversite profesörü olması şaşırtıcı bir şey olmaktan çıktı. Oysa Kant’dan önce durum böyle olmadığı gibi, Kant’tan sonra gelen pek çok filozof da böyle değildi. Hemen bütün seçkin filozofların aynı zamanda akademisyen olması 20. yüzyılda görülecek bir şeydi. Felsefenin bu meslekleşmesi, önce Schopenhauer tarafından sert bir dille eleştirildi. Bu, her zaman tartışılmış bir konu olmakla birlikte, bugün kurumsal olarak yerleşmiştir ve eskiye dönme olasılığı yok gibi görünmektedir. Yaşlılığına kadar Kant’ın ünü diğer birinci sınıf akademisyenlerinkine benziyordu; yani kalıcı olmayacak gibi görünüyordu. Fakat, 10 yıl süren bir sessizlikten sonra, 57’sinde bütün zamanların en büyük kitaplarından biri olan Saf Aklın Eleştirisi’ni (1781) yayımladı.

Onu, 1788’de Pratik Aklın Eleştirisive 1790’da Yargının Eleştirisiizledi. Bu arada, 1786’te, alışılmadık uzunlukta bir başlığı olan, alışılmadık ölçüde kısa, fakat etkisi büyük olacak bir kitap, Ahlak Metafiziğinin Temel İlkeleri‘ni çıkardı. 80’ine doğru öldüğünde büyük çaplı eserlerinden birinin ortasındaydı.

Düşüncesinin bu son mahsulü, içeriği bakımından kolaylıkla anlaşılamayacak kadar özgündü. Aslında Kant başlangıçta kitabının yanlış anlaşıldığını düşünüyordu. Bunun üzerine Saf Aklın Eleştirisi’nden iki yıl sonra, bu uzun kitabındaki başlıca savları daha açık ve daha anlaşılır bir biçimde dile getirdiği ince bir kitap çıkardı. Prolegomena olarak bilinen bu ince kitap, bugün de diğer büyük kitaba mükemmel bir giriştir. Ayrıca Kant, 1787’de yine yanlış anlaşılmaya karşı mücadelesinin bir parçası olarak ana eserinin temelden gözden geçirilmiş bir baskısını yayımladı. Çekici bir kişi olmakla birlikte, çekici bir yazar olmadığını kabul etmek gerekir; Bunu bir de düşüncelerinin derinliği etkilenince kitaplarını okumak iyice güçleşmektedir. Fakat çabaya değer. Kant’ın eserleri, felsefede Hume’den sonraki en önemli gelişmelere giriş niteliğindedir.

Tags : immanuel kant ahlak felsefesiImmanuel kant düşünceleriImmanuel kant felsefesiImmanuel Kant HakkındaImmanuel Kant hakkında yazıImmanuel kant hayatıImmanuel kant kitaplarıImmanuel kant sözleriımmanuel kant bilgi felsefesiımmanuel kant eserleriımmanuel kant felsefesine girişkant makalekant pdf
akol

The author akol

Leave a Response

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.