close
Sanat

Söyleşi: Hakan Unutmaz ve İlk Romanı “Höyük”

Höyük Kitabı Hakan Unutmaz

Hakan Unutmaz, “Höyük” adlı ilk romanını nihayet yayımladı. Kendisiyle Höyük ve gelecekteki projeleri üzerine keyifli bir söyleşi yaptık. Höyük, bir şair ve atanamayan öğretmenin hayatını konu ediniyor; edebiyat ve yaşamın çevresinde oluşan ve gelişen olay örgüsü, bir şairin gözünden okuyucularla buluşuyor.

Okuyucularımıza kendinizi tanıtabilir misiniz?

Merhaba. 1991 Denizli/Çivril doğumluyum. Türkçe öğretmenliği yapmaktayım. Ayrıca çeşitli dergi ve yayınevlerinde editörlük ve redaktörlük yapıyorum. Başarısız birkaç dergi ve fanzin çalışmam da oldu. Deneme, öykü, roman, şiir türlerinde metinler/kitaplar yayımlıyorum. Kısacası edebiyatla olabildiğince içli dışlı olmaya çalışıyorum.

Sizi daha önce şiirlerinizle tanıdık. Şimdi ise ilk romanınız “Höyük” çıktı. Şiirden romana geçiş süreciniz nasıl oldu?

Aslında ilk yayımlanan metinlerim deneme türündedir. Şiire daha sonra başladım. Şiir yazarken aynı zamanda öykülerle de çeşitli mecralarda yer aldım ama kitaplaşma sürecinde ilk şiir türüyle ortaya çıktığım için sanırım bu algı oluştu. Höyük, çoğu şiir kitabımdan önce yazıldı. Biliyorsunuz, ülkemizde yayım konusunda sıkıntılar yaşanabiliyor. Bu yüzden romanımı biraz bekletmek durumunda kaldım. Yaklaşık altı yıllık bir geçmişi olmasına rağmen ancak şimdi yayımlayabildim.

Höyük yayımlanınca okura ulaşma konusunda neler yaşadınız?

Yaşadığımız çağda okurun yazara, yazarın okura ulaşması o kadar da zor değil. Bunun için yazarın yapacağı çok da bir şey yok. Kendi reklamımı yapmaya çalışmak bana biraz ayrıksı geliyor. Görünürde şimdiye kadar herhangi bir sorun yaşamadım. Birkaç internet satış mağazasında olmanız yeterli olabiliyor. Zaten büyük olarak lanse edilen sermaye yayınevlerinin birinden kitabınız çıkmadıysa perakende olarak eserinizi satmanız neredeyse imkânsız. Kitap yayımlanmadan önce göz önünde bulundurduğum bir unsurdu bu. Açıkçası beklediğimden daha fazla ilgi gördü.

Höyük’teki olayların kahramanı olan Çağlar’ın şahsi yaşantınızda bir bağı var mı?

Tam olarak işkillendirmesem de var diyebilirim. Karakterleri oluştururken çevremdeki insanlardan yararlanmaya çalışıyorum. Çağlar da hem kendimden hem de tanışık kişilerimden yola çıkarak oluşturduğum bir karakter. Söylemek istediklerimi genel olarak onun ağzından söylüyorum. Bağ olarak adlandırmak yerine kendime yakın olarak adlandırmak daha doğru olacaktır sanırım.

Arkeolojik çalışmalarda sezonluk işçi olarak görevlendirilen kahramanların yaşadıkları, gerçek hayattaki olayların kurgu hali mi?

Beş sezon boyunca Beycesultan Höyüğü’nde işçi olarak çalıştım. Geniş bir çalışma sahası olduğu için haliyle işçi ve akademik personel sayısı da fazlaydı. Külfetli bir iş olduğundan işçi değişim durumu yoğun oluyordu. Bu sayede onlarca profil biriktirebildim. Romandaki işçi kahramanların hepsi bu birikintinin harmanlanmış birer kopyasıdır.

Denizlili olduğunuzu öğrendik. Kitapta geçen olaylar sizin gençlik yıllarınıza dayanıyor mu?

Biraz önce de bahsettiğim gibi hikayemde sadece benim değil çevremdeki herkesin çocukluğuna, gençliğine, ölümüne dair olaylardan da esin var. Ana karakter olan Çağlar’ın bir öğretmen olması, şiirle ilgilenmesi gibi konuları kendi birikimime dayanarak işlemeye çalıştım. Olayların ise büyük bir çoğunluğu kurgu olmakla beraber duyulan/görülen yaşantıları da yansıtmak için çabaladığımı söyleyebilirim.

Akıcı bir dil hâkim kitapta. Bunu şiirlerinizin akıcılığına bağlıyor musunuz?

Bu görece, şiirlere bağlanmaktan ziyade anlattığım coğrafyanın diliyle ilgili bir durum. Taşra olarak adlandırılabilecek bir mekânda kullanılan dilin olabildiğince basite indirgenmesi gerektiği kanısındayım. Çünkü orada insanların genel konuşma tarzı komutlarla ilerliyor. Bu komutları süslemeye çalıştığınızda coğrafya, samimiyetini kaybedebiliyor. Şiirsel dili ise sadece Çağlar’ı işlerken kullandım. Bu kullanımda da karakterin şair olması etkili oldu.

Bundan sonra yayımlanacak roman dosyalarınız var mı? Varsa bu dosyalar da Höyük gibi gerçek olaylardan esinlenecek mi?

Şu an başka bir yayınevinde yayıma hazırlanan bir roman dosyam daha mevcut. O dosyada olaydan ziyade durum değerlendirmeleri üzerinden ilerledim ve karakterlerimin hiçbirini tanımıyorum. Tamamen kurgusal bir yapıt oldu diyebilirim.

Okurların, size geri dönüşlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Olumlu ya da olumsuz eleştiri beklediğiniz özel kişiler var mı?

Genel itibariyle olumlu dönüş aldım. Aldığım en olumlu dönüş ise babamdan oldu çünkü babam, yayımlanan on üç kitabımdan ilk defa birini sonuna kadar okuduğunu ve kitabı beğendiğini belirtti. Olumlu ya da olumsuz eleştiri beklediğim özel bir kişi ise yok diyebilirim. Kişiye göre mümkün olduğunca eser vermemeye çalışıyorum.

Bundan sonra Hakan Unutmaz’ı nasıl göreceğiz? Şiir ve romandan sonra başka edebi türlerde eserler yazacak mısınız?

Yayıma hazır birkaç dosyam mevcut. Bunların üçü şiir. Onları yakın zamanda yayımlamayı planlıyorum. Ayrıca çocuklara yönelik bir öykü dosyam da var. İyi bir yayıneviyle anlaşma süreci içerisindeyim. İleride ise dergilerde kalan ve üzerine benim de ekleme yapacağım eleştirel deneme/makale türündeki yazılarımı bir kitapta toplamayı düşünüyorum. Şu aralar daha çok okumaya ve akademik çalışmalarıma yöneldiğimden bahsettiğim kitaplar ne zaman çıkar, bilemiyorum. Zaman gösterecek.

Sizin gibi yazarlığa gönül vermiş, yazan arkadaşlar için söyleyecekleriniz var mı?

Yazmak benim için bir enerji boşaltım aracıdır. Bunun için her fırsatta yazmaya çabalıyorum. Tabii ki öncelim okumaktır. Yazan arkadaşlara herhangi bir şey söyleyebilecek yetide olmadığımı düşündüğümden bu soruya net bir yanıt veremem. Tavsiye edebileceğim tek şey ise ertelememeleridir. İleride pişman olacağınız eserler bile yayımlasanız bu, sizin gelişiminizi göstermek açısından önemlidir.

Bu güzel röportaj için YazBuz ekibi olarak teşekkür ederiz.

Söyleşi: Sait Özden
Düzenleme: Bünyamin Aloğlu

Tags : edebiyatröportajsanat
akol

The author akol

Leave a Response

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.