close
Blogger

Yetişkin Olmayan Büyükler İçin: Bir Çocuğun Hikayesi

Parmakların arasında ayçiçekleri.

Kazandım. Kaybettim. Değiştim. Başladığım yere yolu uzatarak geri geldim. Sonunda yine buradayım. Olmam gereken yerde.

Bu yazı içerisinde ne kadar dürüst olmam gerektiği konusunda şüpheliyim. Sonucunda belirli bir ülkenin vatandaşıyım ve uymam gereken bazı yasalar var. Olmasalar dahi kapı gibi etik var, ahlak var, var oğlu var. Sizlere bir hikaye anlatacağım. Okurken muhtemelen zamanın geçmek bilmeyeceği ve sonunda hiçbir ödülün ya da kazanımın olmadığı eski zamanlardan bir hikaye.

Bir zamanlar yaşayan çok uzun olmayan ama çevresinde uzunluğuyla dikkat çeken, göbeği kendinden önce giden ama bacakları bisiklet sürmekten kas bağlamış bir çocuk yaşarmış. Dışarıdan ters üçgeni andıran bu çocuk Aylık Vadi’yi andıran Samsun’da hayatının çoğunu geçirmiş. Pek bir becerisi olmasa da bu çocuğun, mevcut koşulların lehine ilerlemediği her bir olayda kendini daha da sorgularken bulmuş. Zaman ilerledikçe çocuğun başına gelen olumsuzluklar artmış, böylece çocuğun yeteneği sorgulayışı olmuş. Bir kitap yazmış, tutmamış. Tuttuysa da mahrem yerlere denk gelmiş.

Çocuk yazmaya devam etmiş. Sorguladıkça insanların yaşadıkları hayat ve anlam yükledikleri şeyler arasında kurdukları ilişkiyi gitgide anlamsız bulmuş. Başta çevresine bir mesih gibi yaklaşmış. Elinden geldiğince el uzatmış, onların dertlerine ortak olmuş, hayatlarına anlam kazandırmaları adına kendinden ödün vererek mücadele etmiş. Bir kitap kulübü oluşturmuş daha fazla insana ulaşmayı ümit ederek. Sonunda ama kendi egosunda boğulmuş. O arada bir kişi çalmış çocuğun kapısını, Rüya isminde bir kadın çıkagelmiş yılbaşından hemen önce. Çocuk acaba diye düşünürken, bir anda bulmuş kendini ilişkinin içinde.

Tam o zamanlar ise çocuğun hayatında olan batakhane tam anlamıyla zirveye çıkmış. Sözde kitap kulübü, onun hayatından büyük bir payda götürmeye başlamış. Çocuk boş bulduğu ilk ev olan anneannesinin evinde başlatmış organizasyonu. Tamı tamına 6 gün boyunca durmak bilmemiş. O parti bahane olmuş sonunda çocuğa aldığı kararlarda. Zaman içerisinde desteklediği ve destek aldığı bütün insanları gözden geçirme fırsatını yakalamış. Partinin son gününde yaşadığı baygınlık onun için Drama Queen hesabı bir demogoji satmasını gerektirirken çevresine, o akşam yalnız başına kalmış. Bu sayede üzerine düşünebilecek çok şeyi olmuş. Bütün gece gözüne uyku bile girmemiş. Sabah olduğunda ise, artık alacak kararları varmış. Bu sayede huzurlu bir şekilde harekete koyulmuş. Dedik ya çocuğumuz yaşadığı sorunlar sayesinde sorgulamayı öğreniyor diye, bir yaşına daha girdi böylece.

Çocuk ilk iş olarak spor salonuna kayıt yaptırmış, her sağlıklı başlangıç mastribasyonunu yapan insan gibi. Peşine güçlü bir temizliğe girişmiş hayatında. Önce kitap kulübünü lağvetmiş. Ardından gereksiz gördüğü bütün ikili ilişkiler ile arasına kapanılmayacak mesafeler koymuş. Şimdi önünde yazılacak bir kitabı, alınacak bir diploması, kazanılacak bir miktar parası, sürdürülecek bir ilişkisi, içerik eklenecek bir sitesi ve tatmin etmesi gereken bir benliği vardı.

İdame ettirmesi belirli bir işi bile mucizelerle gizliyken, bu kadar analitik bir programı sürdürmesi tabi ki mümkün değildi. Çocuk da sürdüremeyeceğini biliyordu, maksat yürütmeye çalışmasıydı. 2010 ve 2014 yılları arasında üzerine çalıştığı kitabını doğrudan rafına kaldırdı, üzerinde 4000 sayfa materyal vardı. Bunu başarması için diğer bütün olaylarını düzene koymuş şekilde hareket etmesi gerekiyordu. Okul her zaman ki gibi bekleyebilirdi. Sonucunda askerlik dışında bir kazanımı olmayacağı kesindi. İlişki konusu halen daha karmaşıktı. Birlikte olduğu kadının bir çocuğu, hayat sorunları ve kocaman bir draması vardı.

Sonra eskilerden bir dost çıkageldi. Geçmişinden ve hatıralarından taşıdığı bir havayı üfledi çocuğun yüzüne. Derin bir nefes aldı böylece çocuk, arzu etmesi gereken yeni bir yola girdi. Önce İstanbul’a gitti, kız arkadaşını gördü ve geldi. Sonrasında ise önce freelancer bir yazım işi bağladı kendine. Daha bu iş ile ilgili kazanımlarını ispatlamadan, Haber Grubunda da site tasarımcısı olarak işe girdi. Çocuk şaşkındı. Hayatında ilk defa ele avuca gelebilecek düzeyde paralar kazanıyordu. Çok geçmeden iş yerinde sivrilmeye başladı.

Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte, çocuğun çalıştığı firma da siyaset sahnesinde yer almaya başladı. Çocuk için bir fırsat da böylece belirdi. Seçimlerde muhalif kanadın bir sesi olacak olan bir aday ile anlaşan haber firması, çocuğun metin yazarlığına ihtiyaç duydu. Çocuk eline altından bir kalem alarak başladı böylece bir öykü yazmaya. Sonucunda adayın kazanmasından çok kendi kazanacaklarına odaklanarak sloganından, konuşma metinlerine kadar hemen hemen bütün alanlarda kendini çalışanlara ve şehre ispatlamayı başarmıştı. Hatta rakip adaylar, çocuğun işe başladığı dönemden sonrasıyla ilgili olarak açıklamalar yaparak, seçime dışarıdan müdahaleler olduğunu bile idda etmişti. Çocuk memnundu. Kendini ve yapabileceklerini ispatlamanın huzurunu yaşıyordu.

Ancak radikallik her zaman olduğu için bir kez daha başını yakmaya hazırlanıyordu. Çocuk çalıştığı firmada olan iş arkadaşlarından birine karşı girdiği ilk günden beri korumacı yaklaşıyordu. Girdiği mücadelelerde çocuğun konuşma eksikliğini ve inancı gereği yaptığı eylemlerin gündelik hayatında şirket işleyişinde karşılığı olmadığını yansıtmak için onu törpülüyordu. Fakat bir gün çocuğa maneviyatını küfürlü konuşmasından dolayı kötü etkilediğini bahane göstererek saldırdı. Sonucunda çocuk ve yanında küfürlü konuşan kız işten kovuldu. Çocuk o gün göz yaşı döktü. Ama ne işten kovulmasına ne de koruduğu bir insanın kendisine olan davranışına. Sadece anlamadığı için üzülüyordu…

Bu olaylardan kısa bir süre öncesinde çocuk, Rüya ile olan ilişkisinin de artık misyonunu tamamladığına kanaat getirdi. Artık hayatında daha fazla drama istemeyen çocuk, daha fazla para kazanmaya odaklanarak kapital dünya da satın alınabilecek gereçlere yönelmesinin mutluluk ile arasında olan engeli kaldırabileceğini düşündü. Çünkü fark etti ki değer verdiği her şeyin ve herkesin bir noktada para ile işi vardı. Artık mutluluğu satın alabilmek için çabalıyordu.

Kazandığı paralarla ilk başta ihtiyacı olan normatif ihtiyaçlara yöneldi. Yeni bir bilgisayar, yeni bir cep telefonu aldı. Sonrasında düşündü parası vardı, ne yapabilirdi? Aklına hiçbir şey gelmedi. Doğrudan ihtiyacı olan ne olabilirdi ki? Gitti ve alışveriş çılgınlığına katıldı. Samsun’da 4 günde bütün alışveriş merkezlerini talan etti. Sonucunda yeni bir görünüş için saçını da kestirdi. Her şey iyi olmalıydı. Şimdi para ile ne yapabilirdi? Araba mı? Yurtdışı gezisi mi? Yeni bir ev mi? Yeni bir sevgili mi? Ailesinin borçlarına destek mi? Daha fazla bohem mi?

Çocuğun hikayesi hiç kuşku olmadan devam ediyordu elbette. Bir noktada üzerine yeni kıyafetler alması, biraz elinin para tutması, ideallerinin çoğalması ve yanındaki insanların değişmesi onun olduğu kişiyi asla değiştirmiyordu. O yıkık bir orospu çocuğuydu ve öyle kalacaktı. Bugün çocuğun hikayesini dinlediniz.

Tags : blog
akol

The author akol

Leave a Response

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.